Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '10

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
4623
 

Pamukkale-Denizli Seyahat Notları

Pamukkale-Denizli Seyahat Notları
 

Gelinciklerin arasındayım işte :) yupppiii.


23 Nisan tatilinde benim gibi tatili fırsat bilen bir kaç arkadaşımla birlikte Pamukkale-Denizli çevresini gezmeye gittik.

Bu gezide kendimce notlar aldım onları sizlerle paylaşmak güzel olacak.

Gezimize başlangıcı gece yolculuğu ile oldu ve tesadüf ki arkadaşlarla en arka koltuklar bizimdi ve biz yol boyunca gırgır şamata ile yarı uyur halde yolculuğu bitirdik.

Sabahın ilk saatlerinde Pamukkale varmıştık.

Pamukkale'ye seneler önce gitmiştim tekrar gitmek farklı olacağını tahmin ediyordum ama bu kadar hüsran yaşacağımı ummamıştım. Seneler önce Pamukkale'de ki Traverterler bembeyazdı ve insanlar mayo ve bikiniyle suyların içerisinde gezinebiliyorlardı hatta abartısız yüzenler bile vardı çok net hatırlıyorum ama bu tatilde gördüklerim içimi acıttı.Çünkü o doğal güzellik iyice bozulmuştu. Akan şifalı suları çevrede ki turistik otellere yönlendirilmiş olmasından ve de içerisinde gezen insanların yolda gezer gibi ayakkabı ile gezmelerinden kaynaklı olarak, taşların rengi gri hatta çoğu yerler maalesef siyahlaşmaya bile başlamıştı.

Açıkcası ben bir yabancı turist olarak Pamukkale'ye gelmiş olsaydım içimden bu kararmış taşı görmeyi geldim derdim. Resimlerde görünen bembeyaz görüntü yok ki ..içler acısı! .. yazık olmuş, üzüldüm.

Memleket olarak inanılmaz doğa harikası bir turizme sahip olmamıza rağmen hiç ama hiç değerini bilemiyoruz... Öğrendiğimizde de iş işten geçmiş oluyor. Ne acı.

İlk gün Pamukkalede ki Kalkıt Mağarası'nı dolaştık. Mağara doğal bir oluşum ve içerde ki sülfik kokusu çok yogun ve nefes darlığı çeken insanların girmemesini öneririm. İlginç. bir oluşum dikik sarkıtlar dolu epeyi içerde gezindik ve fotograflar çektik.

Doğada olmak beni inanılmaz motive ediyor. Herkesten ve her şeyden uzaktım sadece oranın güzelliğini ve tadını çıkarmaya çalışıyorum Gerçi istanbul'dan çıkarken biraz sorunlar yaşamıştım işte ama unutmak en doğrusu olacaktı benim için.

Yol boyunca gelincik tarlaları ile doludyu nasıl mutlu olmam :)

Rengerank beyaz papatyaların yanında bitiveren kan kırmızı gelincikler :)

O sarı doğal otların arasında öyle güzeller ki gerçekten anlatmak bazen imkansız oluyor. Şansımıza havada çok güzeldi ve biz güneşin eşliğinde kendimizi doğanın kucağına bıraktık.

İkinci gün Denizli ve civarını dolaştık.

Gezdikçe doğa tarih iç içe öyle inanılmazdı ki ..

Denizli’nin içerisinden geçerek ulaşacağımız Honaz Dağı bizlere güzel manzaralar sundu. Tavas içerisinden geçerek Antik Dönem’in en ünlü şehirlerinden olan ve bugünkü Geyre Köyü içerisinde bulunan tanrıça Afrodit adına yapılmış Afrodisias’ı ziyaret ettik.

Antik şehirde göreceklerimiz arasında Afrodisias’dan çıkarılan eserlerin sergilendiği müze vardı. Kapalı olan Müzeyi dönüşde gezmeye karar verdik ve rehber eşliğinde antik şehri dolaşmaya başladık. Tiyatro binası, Hadrian Hamamı, Bazilika, Odeon, Afrodit Kült Odası, Stadion, Tetrapilon sayılabilir o kadar büyük bir alan ki gezmek görmek ve oralarda ki tarihi dokuya dokunmak şart diyorum. Epeyi büyük bir alan tüm öğleden sonrası bu bölgede geçti.

Dönüşte kapalı müzeyi dolaştık. Hayran kaldım çok güzel düzenlemişler içerdeki eserler ve hepsinin ayrı ayrı dönemsel özelliklerini anlatan küçük kartlar konulmuştu. Kendi başınada dolaşılsa olur çünkü okudukça insan daha rahat anlıyor. Uzun bir zaman gezdikten sonra içerde epeyi :) resim çekimlerinden sonra dönüşe geçti.

Dönerken ben ve arkadaşlarım Denizl^'nin merkezinde indik. Hüsran !

Çünkü çok kalabalık ve de insanları çok itiş kakış bir biçimde dolaşıyorlardı hele dönüşte Otogarda adamın biriyle kavga bile edecektim az kalsın . Tamam şehrin yabancısı olduğumuz her halimizden belli ama ökzün trene baktığı gibi aptalca bakmanın ne alemi var en sonun dayanamadım adama dedim ki ne bu hiç mi görmediniz :) kaba bir şekilde ...Kızlar beni çekiştirdi yoksa adamın üzerine yürüyecektim. Biraz kabadayılık tarafımız var :)) Maalesef ordan çok keyifli ayrılmadım.

Otele döndüğümüzde epeyi geçti :) eğlence çoktan başlamıştı. Üzerlerimizi değiştirip bizlerde o eğlencenin içerisinde daldik... Yorgunluk mu yok canım :) daha genciz ne yorgunluğu!...

Artık üçüncü gün ve bizlerin İstanbul'a dönme vakti gelmişti. Sabahtan tüm valiz işlemleri yapıldıktan sonra Denizli'nin dokuma konusunda ün almış Buldan'a gitmek için yola çıktık. Buldan'a geldiğimiz küçük şirin bir kasaba haliyle karşı karşıyaydık.. Güzel küçük esnaf dükkanları ile dolu. Özellikle bayan gezginler dükkanlara bir giriş vardı ki akıllara ziyan :)) Hele hele dönüşte çok komikti halleri çünkü taşımakta artık zorlu çekilen poşetler vardı. Ben mi tamam bir kaç birşey aldım :) ama o kadar çok değildi valla sadece bir pike takımı, bir oda takımı, bir yatak örtüsü birde bir kaç havlu vs vs ayyy aman aman benim ki de çok muş gerçekten yazınca insan anlıyor :) ama dükkandayken insan birşey anlamıyor ki. Bizde arkadaşlarla birbizimize söz verdik tekrar gelinecek doya doya alışveriş edilecel diye :) bakalım kısmet ne zaman.

Dönüş yoluna girmiştik uzun bir yol olacaktı. Çünkü dönüşler bana hep zor gelmiştir.

Bizler şanlıyız çünkü imkanlar var gezebiliyoruz.

Ve ben her gezimde anlıyorum ki bizim memleketimiz gibi başka bir ülke yok .Doğa ise doğa, tarih ise tarih, denizi ayrı güzel ayrıca doğal şifalı suları her şey var yeter ki kıymetini bilelim ve de özenle koruyalım.

Bu seneki yıllık iizin planları yapıldı. İlk tatil mayıs Ankara, haziran İspanya, Temmuz datça, foça ve alaçayı çivarı, Ağustos :) onu daha planlamadım...Sabırsızlıkla ilk tatilimi bekliyorum.

Gezmek, görmek, oraları yaşamak ve o şehri anlamak için, orda kalmak gerekiyor.

Ben kaldığımız süre dahilinde bunu yaptım... iki sabah , sabah ezanından sonra yürüyüşe gittim. Bunu her gezide özellikle konaklamı ise yaparım. Daha kimselerin o gün sokaklarına basmadığı yerlerde dolaşmak, nefes alıp oralarda yürümek farklı bir duygu katıyor. Kaldığımız ottel Karahayit bölgesindeydi :) Ben erkenden gezerek oları keşfettim. Umarım bir gün sizlerde bu güzellikleri yaşarsınız.

Gelincik.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tekrar gezmiş gibi oldum. İçinde sütunların yıkılı durduğu havuzun üstünde dikildiğimde gerçeğinin nasıl olduğunu hayal etmiştim ve sormuştum kendime, hangi devirde yaşamış olmak isterdin diye. Tercihim, çoktan toprak olmuş olsam bile, o devir oldu... Antik tiyatroya ve kırmızı kaplıcaya da bayılmıştım. En önemlisi de gece ay ışışğında, antik mezarlıktaki lahitlerin arasında oturmak oldu. Ve lahit gölgelerinin binlerce yıldır aynı şekilde düştüğünü hayal etmek çok gizemliydi. Hatırlattığın için teşekkürler. Sevgiyle kal.

Ahmets 
 14.05.2010 14:10
Cevap :
Merhaba Ahmet bey, sizinde anlattıklarınız çok çekici :) ...eğer bir aksilik olmazsa haftaya Ankarada olacağım ve benim için bir ilk biliyorum çok ayıp bu kadar gezen birinin Ankaraya bu kadar geç gelmesi ama bir türlü zaman uymadı...bende Ankarayı Mayıs ayında tadına varmayı planlıyorum...O zaman size :) güzel Ankara Kalesinden ay ışığındaki gezintimi anlatırım...sevgilerimle.  14.05.2010 15:02
 

ee peki Çanakkale'ye gelinmiyor mu?:)fotolar oldukça güzel.. ve gelincik tarlasında gelincik..

sema öztürk 
 12.05.2010 13:52
Cevap :
Çanakkale tarihleriniz maalesef yıllık izin planlarıma uymadı ki bizde izinler önceden belirlenip çıkılyor...keşke oralarda sizlerde yaşasam ki ben çanakkaleyi gezdim gördüm vede şehitlikte ki gezimizde epeyide etkilenmiştim ikinci kez gitmek istediğim yerlerden birisi...kısmet başka zamanlara umarım...İlginize teşekkürler...bende ancak anlatacağınız anılarla yararlanacağım...sevgilerimle.  12.05.2010 14:12
 

...ne güzel...ne güzel...resimler de öyle güzel ki...ordaymışım gibi oldum...saygılar...

Nedim ÜSTÜN 
 11.05.2010 19:30
Cevap :
Nedim bey, teşekkürler :) küçük küçük seyahatler benide motive ediyor burda paylaşmak ve ara ara gelen yorumlar tekrar aynı şeyleri tatırlamama yardımcı oluyor...İlginize tekrar teşekkür...gelincik selam ve sevgilerini iletti.  12.05.2010 7:46
 

zihniyetleri yargılamaktansa, o suyu kullanmaya niyetli otel zihniyetini ve o otellerde kalacak zihniyetleri yargılamak lazım. Ne olur şehirde konaklasak ve her gün 20 km minibüsle gitsek ? İlk kez 85'de gittim Pamukkale'ye ve bir tek Özel İdare Tesisleri vardı o zamanlar. Sonraki gidişimde yıl 2004'dü ve manzara dediğiniz gibi felaketti. Bir daha da adımımı atmam. Eski Pamukkale geri gelir, koşa koşa giderim. Milyonlar benim gibi düşünse, o garip yapılaşma zaten toplar bohçasını gider. Keyifli bir tatil geçirmenize sevindim. Sevgiler..

Ata Kemal Şahin 
 07.05.2010 20:22
Cevap :
Evet keyifli bir tatildi Ata bey...her tatilin mutlak bir güzel birde hoş olmayanlarıda oluyor ama olumluları ile anmak beni dahada mutlu ediyor...Pamukkale ve Denizli civarları benim içinde artık bir kez daha gitme konusunda olumlu olmayacağım bir bölge oldu...başka :) tatil planlarım olacak...ilginize teşekkürler...sevgiler gönderdi gelincik size.  09.05.2010 11:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 601
Toplam mesaj
: 63
Ort. okunma sayısı
: 1801
Kayıt tarihi
: 18.10.08
 
 

Kendimle ilgili ne yazabilirim diye düşündüm uzunca... Aslen Malatyalıyım.. İstanbulda yaşıyorum ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster