Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
47684
 

Panik atağa güzel bir patak

Panik atağa güzel bir patak
 

Yaklaşık 4 senedir panik atak hastasıyım.

Tedavim uzun süre önce sona erdi.

Ani bir korkuda veya kapalı kaldığınız ve çıkamayacağınızı düşündüğünüz bir durumda atağın tekrarlaması maalesef kaçınılmaz olabiliyor.

Benim gibi panik atak hastası olan bir arkadaşımın konuyla ilgili yaptığı araştırmalar ve edindiği bilgileri bu hastalıktan muzdarip tüm panik atak hastaları için paylaşmak istiyorum.

<> <> <> <> <> <>

Burada paylaşacağım bilgiler panik atağımı kontrol etmemde bana oldukça yardımcı oldu. Çünkü bu bilgileri benimle paylaşan kişi hariçten gazel okuyan biri değil, bizzat yaşayan birisi. Arkadaşım İngiliz olduğu için ara sıra Britanya kediliği yapabilirim. elimden geldiğince düzgün anlatmaya çalışacağım.

Günümüzde panik atak Gülse Birsel'in nasıl oldu da yarattığını anlamadığım iğrenç Burhan Altıntop karakteri ile iyice dalga geçilen bir hastalık haline geldi, bende malesef bu kadar ünlü değilken baş gösterdiği için uzun süre başıma ne geldiğini bile anlamadım.

Öncelikle panik atağın bir anksiyete bozukluğu olduğunu ama her anksiyete bozukluğunun panik atak olmadığını belirtme gereksinimi duyuyorum.

Panik atak hastalarında en sık rastlanan atak sırasında nefes alma zorluğu çektikleri / boğuluyor gibi hissettikleri için aşırı hızlı soluk alıp verme, tıbbi dil ile hipervantilasyon. Kendimizi kurtaracağımızı sanarak aldığımız bu sık nefesler bakalım aslında bizi nasıl etkiliyor? aslında panik bozukluğu olan birçok kişi, istatistiklere göre %60, rahat olsalar bile normalden çok daha hızlı nefes alma eğiliminde. Kendinizi stres altında hissettiğinizde nefeslerinize dikkat edin, biz bilinçli yapmadığımız için farkında olmuyoruz, dikkatimizi yönelttiğimizde fark ediyoruz ancak. Bu benim için de uzun süre büyük bir sorun oldu.

Hipervantilasyon ile ilgili en önemli şey şu ki biz her ne kadar oksijensiz kaldığımızı zannettiğimiz için aşırı nefes almaya başlasak da tam tersi doğru.

Ne demek bu şimdi? Ben bunu ilk sigaradan sigara bağımlılığına giden yola çok benzetiyorum. Sigara içtiğimizde geçici olarak serotonin salgılanır ilk başta ve kendimizi iyi hissederiz. Bunun yanında pek çok psikolojimizi olumsuz etkileyecek salgılar da aktif hale gelir ki serotonin kırıntı gibi kalır. Ne yaparız bu durumda? Bir sigara daha yakarız. Geçici olarak mutlu olup sigarayı söndürdüğümüzde yine berbat hissederiz ve daha fazlasına ihtiyaç duyarız. Bu kısır döngü böyle gider. nereden mi biliyorum? Çok sonrasında, yani şimdi korkunç bir alerjiye yakalanmış olsam da vücudumun içine etmeden önce ben de bir tiryakiydim. Hatta yirmi yaşındayken sigarayı ilk kez bıraktığımda, üçüncüde alerji çıkması ile tamamen bıraktım, yedi yıldır sigara içiyordum. Neyse sigara tiryakilerine değil panik atak ekürilerime yardım ederim belki diye yazıyorum bunları, sadede gelelim.

Hipervantilasyon ile vücudunuz çok fazla oksijen alır. Bu oksijeni kullanmak için (kandan süzülmesi için) vücudunuzun belirli bir miktar karbondiyoksite ihtiyacı var, değil mi?

Aşırı hızlı soluk aldığınızda vücudunuza gerekli karbondiyoksiti sağlamadan yüksek dozda oksijen yüklemiş oluyorsunuz. Dolayısı ile o oksijen vücudunuz tarafından kullanılamıyor. Siz nefessiz kaldığınızı hissederken aslında sorun fazla nefes almış olmanız burada. İşte bu nedenle nefesim yeterse size hipervantilasyonu nasıl kontrol altına alacağımızı anlatmaya çalışacağım.

Önce hipervantilasyonun ve paniğin belirtilerinden bir kısmını yazayım:

+ sersemlik
+ baş dönmesi
+ nefes darlığı
+ kalp çarpıntısı
+ hissizlik
+ göğüs ağrısı
+ ağız kuruluğu
+ soğuk ve/veya nemli eller
+ yutmada zorluk çekme
+ titreme/ürperme
+ terleme
+ halsizlik
+ bitkinlik

Peki nasıl kurtulacağız hipervantilasyondan? şöyle:

Hipervantilasyondan muzdarip herhangi bir kişi panik ve aşırı heyecan belirtileri gösterecektir. peki daha dengeli ve normal nefes almayı nasıl öğreneceğiz? İşte benim aldığım destek burada başlıyor. 3 adet teknik var, bakalım bakalım:

a tekniği :

Nefesinizi tutun. Nefesinizi kendinizi zorlamadan tutabildiğiniz kadar tutmanız karbondiyoksit israfını önleyecektir. Nefesinizi bir süre 10 veya 15 saniye tutup bırakmanız işe yarayacak.

b tekniği :

Kese kağıdına nefes alıp verin. bu dışarı verdiğiniz karbondiyoksiti geri almanızı sağlar. gerçi bunu her yerde yapamazsınız, zaten kese kağıdı yazmamla gülmeye başlayanlar oldu. Ortalık yerde yapmanız garip kaçsa da gerçekten işe yarayan bir yöntem. Umursamıyorsanız her yerde yapın bence. Gerektikçe elbette. Sonra deliberte bizi maymun etti olmasın.

c tekniği :

Burnunuzdan nefes alıp verirken ağır bir egzersiz yapın. Tempolu bir yürüyüş veya koşu hipervantilasyonu giderir. Ayrıca düzenli spor yapmanın da yaşanan panik atak sayısında büyük bir düşüş sağladığı bir gerçek.

Eğer nefesiniz "düzensiz"leşmeye başlarsa veya çoğu zaman zaten böyleyse bunu en güzel egzersiz yaparak yoluna koyarsınız. Düzenli spor yapmanın sağlığa sayısız faydası var. Biri de bu. Kendimde de gözlemlediğim için paylaşmakta beis görmüyorum.

Mesela diyafram nefesi almak da çok işe yarıyor. Göğsünüzü değil de karnınızı şişiriyorsunuz. Bu nefes alma türü hipervantilasyonun tam zıddı bir tarzda olduğu için nefesi düzene sokmada oldukça etkili. Dikkat edilmesi gereken tek nokta verilen nefesin alınan nefesten uzun süreli olması.

Bu sinir sisteminizdeki "rahatlama" dan sorumlu nöron bakanlarını uyarıyormuş. bu biyolojinin basit bir kanunu ve bu şekilde nefes aldığınızda vücudunuza rahatlamanın dışında bir seçenek bırakmıyorsunuz.

Vücudun tepki vermesi birkaç dakika sürebilir, sabırlı olun. Rahat bir yere oturup gözlerinizi kapatın. Nefes alırken 7, verirken 11 sayın. Hatta yapabiliyorsanız bir iki saniye tutun nefesinizi, kendinizi asla "bu sefer uzun tutucam huleayn" diye zorlamayın.

Başlarda yapması zor geliyor ama bu egzersizler düzenli yapıldığında genel stres ve anksiyete düzeyinizde de bir düşüş oluyor. Hatta zamanla panik atağın veya anksiyetenin yaklaştığını hissettiğinizde otomatik olarak bu şekilde nefes alırken bile yakalayabiliyorsunuz kendinizi.

Vücuttaki stresi yok eden hormonları sürekli uyarırsak "panik" olmamız da giderek daha zor hale gelir. Burada anlatılan yöntem hipervantilasyon için çok müthiş sonuçlar elde etmiş sizler için özel laboratuvarlarımızda ürettiğimiz yöntemler olup mis gibi de çalışıyorlar.

İşte bir de şu seven / eleven egzersizini (7 nefes alırken, 11 nefes verirken) yapın her gün beş dakika.

Sizden kraliçesi olmaz !

<> <> <> <> <> <>

Sevgili arkadaşıma bu yazısı için çok teşekkür ediyorum. Ben çok bilgilendim ve faydalandım, umarım sizlerin de işine yarar.

Sağlık dolu ve mutlu günler dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende 5 yil once tasikardi denilen bir hastalik cikti , bunun korkusu ile benm panik atak oldgunu dusundugum yinemi olck derken kendi kendime hizlandiriyordum kalbimi derken kapl hizinin yanina nefes alamama basladi, bi gun uykumdan boguluyor gibi uyandim derken nefes almak icin pencere falan actim ama gun boyu bunun skntsi surdu, Az oncede yemek yerken burnum tikali oldugu icin agzmida kapatinca nefs alamadgmi hssetmeye basladm, derin nefeslerle takviye etmye calistikca tamamen boguluyor gibi oldum, hava icime girip cikiyo ancak rahatlayamiyorm, ölücem galiba sandm kalbm hizlandi elim ayagim titremeye basladi, penceryi actm yavasca sakinlstm duzeldi su an, ama bu korkuyu hep yasiyorum olcakmi yine diye, acaba panik atak degilmde gercktn bi hastalgmmi var pat diye ölüp gtcekmyim dye korkarken daha cok dusuyorum bu skntya :( gogus hastaliklari uzmaninin bi seyin yok demesne ragmen ya gormedyse deyip ...

lokman yava? 
 01.02.2014 18:26
 

Başta klostorofobik bir giriş yapmışsınız. Bu bir ara bende de vardı. Mesela, hacettepe öğrenci otobüslerinde, sıkış tıkış binerdik, uzun arabada bir arkada bi de önde kapı var, o kalabalıkta ortada kaldığım bir kaç sefer, kendimi çıkış kapısına zor attığımı hatırlıyorum. Sanki hiç çıkamayacağım, orada boğuluyorum hissine kapılmıştım. Ama sonra zamanla geçti, ya da yoksa, hiç kalabalık uzun otobüste ortada mı kalmadım mı?!..

Erdal Aydın 
 25.10.2010 12:17
Cevap :
Panik atağın belirtilerinden biri bu.. Ama olmayabilir de. Herhangi bir anksiyete probleminde de bu sıkışma, boğulma, çıkamama hissine kapılıyormuşsunuz. Yine de bir dr.a danışmakta fayda var. Selamlar, çok geçmiş olsun.  25.10.2010 12:31
 

kapalı yerlerde kalamazdım. mekan çok büyük bile olsa kapı mutlaka açık olmalıydı. Yoksa hemen panik olup nefes alıp vermekte zorlanıyordum. Sonra NLP eğitimi esnasında bu rahatsızığımı yendim.. Şimdi de kapısı açık yerlerde rahatsız oluyorum:)) Panik atac değil bu tabi ama aklıma geldi söyleyyeim dedim:)) Sevgilerimle..

Nazmiye Tan 
 14.10.2010 17:56
Cevap :
Her anksiyete panik bozukluk değil. Söylediğin gibi sende tedavi edilebilir bir anksiyete varmış ve NLP ile çözmüşsün. Bizlerde durum maalesef farklı. Panik atak gerçekten kontrolu güç ve yaşam kalitesini bozan bir hastalık. Hepimize ve bana acil şifalar diliyorum.. :) Görüşmek üzere, teşekkürler.  15.10.2010 8:54
 

Zamanla fobilerim oluştu; asansöre binemiyordum, denizde fazla açılamıyorum, ani bir panik geliyor vs. Doktora gittim ve şuan asansöre binebiliyorum. Bu rahatsızlık panik atak ile aynı şey değil galiba. Yaşam kalitesini ciddi olarak bozuyor bu tür hastalıklar. Teşekkürler. Selam ve saygılar.

Güz Özlemi 
 14.10.2010 12:35
Cevap :
Yazıda da belirtildiği gibi her anksiyete, panik atak değil. Ancak iyi gözlemlemek lazım, olabilir de Allah korusun. Bir doktora danışmanızda fayda var diye düşünüyorum. Ben de sabah metroda bir panik atak krizi yaşadım. Metro aniden bozuldu ve kapılar kapalı şekilde kaldı. Orada kendimi nefes alamaz şekilde buldum ciddi bir fenalık geçirdim. Apar topar metronun kapılarından birini açıp beni çıkarttılar. Yarım saat kadar dinlendim ve kendime geldim, tekrar yola çıkabildim... Oysa iyiydim çok uzun zamandır... Söylediğiniz gibi yaşam kalitesini inanılmaz etkileyor. Çağımızın hastalığı galiba. Her on kişiden 5'i panik atak. Sağılklı ve huzurlu günler dilerim, teşekkürler.  14.10.2010 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 562
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8430
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster