Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

sufi-su /Emel Yeşilkayalı

http://blog.milliyet.com.tr/sufi-su

26 Mart '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
596
 

Papatyalarla hayatın tezatları üzerine

Papatyalarla hayatın tezatları üzerine
 

netten alıntı


Hayat her yerde, her an zaman tezatlarla yaşanıyor. Bugünlerde sık sık düşündüğüm konu bu. 

Daha dün, yaklaşık bir aydır köyden kente giderken gördüğüm papatyalarla, hatta bazı yerlerde gelinciklerle dolu tarlalar ve yol kenarlarına bakarken, kentte bu güzellikleri göremeden mevsimin geçtiğini düşünüyorken… O güzelliklerin hemen ortasında, papatyaların süslediği yol kenarında kalın bacaklarını tüm çirkinliği ile ortaya çıkaran mini eteklerini giymiş, aşırı makyajları ve ellerinde sigaralarıyla iki hayat kadınını müşteri beklerken gördüm. 

Daha geçen hafta çok yakınımızda bir evdeki kavga sesleri etrafı ayağa kaldırmış ve hepimizi çok üzmüşken, ertesi sabah mutluluğa kuzu sesleriyle uyandım. Kalkıp baktım, karşımızdaki zeytinliğe koyun kuzuyu otlatmaya getirmişti bir karı koca. Çocuk gibi sevindim. Zeytinliğin dibi de yemyeşil çimenlikti. Öbek öbek papatyalar kaplamıştı ağaç diplerini. Kuzuları getiren kadın yere eğilmiş ebegümeci gibi bir şeyler topluyordu. Ne yalan söyleyeyim Allah’ım hayat ne güzel diye düşündüm. 

Oysa biliyordum, dünyanın bir ucunda insanlar kıyamet benzeri bir felaketin etkilerini hala yaşamaktaydılar... Onlar felaketin getirdikleriyle baş edip edemeyeceklerini ve güzel günleri bir daha görüp göremeyeceklerini düşünüyor olmalıydılar… Kim bilir onlardan kaç kişi, felaket öncesi bir anlık güzellik karşısında hayatın ne kadar güzel olduğunu düşünmüştü. 

Çok uzakta değil hemen yanı başımızda başka bir kıyamet yaşandığının da farkındaydım. Orta Doğu’nun kan gölü olduğunun, halkların kendilerine yaptıklarının, liderlerin halklarına yaptıklarının, akbabalık yapan ülkelerin çıkarları ve insan haklarını koruma adına ülkelere attığı bombaların, ölen insanların… Sanırım Orta Doğu’daki insanlar da bir daha güzel günler görebilecek miyiz diye düşünüyorlardır. 

Tüm bunlara rağmen hayat devam ediyor. Kendi yaşantımızda bile mutluluk-mutsuzluk, iyi-kötü, hoşlanmayla-iğrenme aynı gün hatta birkaç saniye içinde yaşanabiliyor, yer değiştirebiliyor. 

Bunları düşünürek papatya toplamaya giderken, bir köpeğin de beni izlemeye başladığını fark ettim. Kendime “Korkma ve umursama. Yoksa saldırır.” Dedim. Papatya toplamak için yere eğilir eğilmez, köpek karşıma dikilip havlamaya başladı. Ama kıpırdamıyordu ve hiç saldıracak gibi görünmüyordu. Yalnızca bana “Git” demek istiyor gibiydi. Gene kendime “Boşver, devam” dedim. Ama köpeğin karşımda havlayıp durmasından, benimse oturup kalmışlığımdan yardım etme ihtiyacı hisseden yoldan geçen birisi bizden uzaklaşmak için koşarken bir taraftan da bağırarak köpeği kovalamaya çalıştı. O kaçtı, ben kaldım. Ve korkmaya başladım. Göz gözeydik köpekle. Papatya toplamaya devam etmeli miyim karar veremedim. Köpeğin asıl derdi nedir bir türlü anlayamadım. Bir kez daha bir şey yokmuş gibi papatya toplamak için elimi uzattığımda, köpeğin daha güçlü havlayarak son uyarısını yaptığını fark ettim ve elimdeki toplayabildiğim papatya demetçiği ile kalkıp yürümeye başladım. Köpek tekrar dönmeyeceğimden emin olana kadar beni takip etti… 

Bu ilginç olayı anlattığımda eşim, “Köpeğin neden öyle davrandığını tahmin ediyorum ama söylemeyeyim istersen, keyfin bozulmasın” dedi. Israrım karşısında söyledi tabi. Cam vazoya yerleştirdiğim papatyalara baka kaldım. Ellerimi zaten yıkamıştım ama tekrar tekrar dezenfekte ettim. Papatyaları ise her şeye rağmen atmaya kıyamadım, hala vazoda duruyorlar… 

Hayat her an tezatlarla dolu gerçekten… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen de görünür saflığın ardındaki saf olmayan şeyleri keşfediyorum. Yaşamı ve içindekileri sihirli bir dünya ya da kurulmuş bir mekanizma gibi değerlendirmek olası. Birçok şeyin ardındaki neden de sonuç ta biziz aslında; insanlar. Verdiğiniz örnekten yola çıkarsak nükleer santrallerin kötü sonuçları, doğa afetlerini kat be kat geçiyor. Bu düzlemde bir köpeğin size bakarak havlaması, bu dünyada birçok kişiye teğet geçen mutluluğun bir anlık seslenişi gibi de pekala algılanabiliyor. Güzel yazınız açık mavi bir göğün altındaki papatyalar gibi içimizi açtı. Sevgi ve saygılarımla. Not: Köpeğin neden havladığını merak ettiğimi itiraf ediyorum. :-)

Güz Özlemi 
 28.03.2011 15:12
Cevap :
:) Aslında köpeğin neden havladığı yorumunu size bırakmak istemiştim ama şöyleymiş. Köpekler genellikle hep aynı yerde ihtiyaç giderirmiş ve o yeri sahiplenirmiş. Benim papatya topladığım yerde büyük ihtimalle maalesef köpeciğin ihtiyaç giderdiği yermiş. Ama köpeği çok takdir ettim, resmen uyardı beni, saldırmaya niyeti olmadığını anladım ama ısrarcı olsaydım bilemiycem artık saldırır mıydı:) Yazımı tamamlayan değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılar...  28.03.2011 20:10
 

Efes’li filozof Herakleitos, dünyanın daima karşıtlıklar tarafından yönetildiğini, gece olmazsa gündüzün, savaş olmazsa barışın, açlık olmazsa tokluğun değeri bilinmeyeceğini söylemişti. Doğadaki tüm bu karşıtlıklar arasındaysa bir tür uyum bulunduğunu belirlemiş, buna da “Tanrı” ya da “akıl” adını vermişti. Bazen yaşama bir düşünürün gözünden bakmakta yarar var belki de. Yoksa bu acımasızlığa nasıl dayanırdı insan? Biliyor musunuz, sizin için sabahın güzelliğini bozan o iki kadın aslında yaşam kavgası veren iki talihsiz de olabilir. Belki o anki ruh halimize göre değerlendiriyoruz birçok şeyi. Elbette başkaları için daha farklı şeyler demek olduklarını da pek ala biliyoruz. Bazen insanlara baktığımda tüm o giysilerin, boyaların, ifadelerin ardında saf bir şey görüyorum. (1)

Güz Özlemi 
 28.03.2011 15:05
Cevap :
Kesinlikle sizin gibi düşünüyorum. Bazen o kötü boyaların, sunuma yönelik giysilerin ardında (sadece yazıda geçenler için değil tüm kişilerin ve hayatın içinde) ben de saf bir şeyler görüyorum. Ya da tıpkı söylediğiniz gibi tam tersi olabiliyor. Ne tuhaf bu insan ruhu keşifleri için çoğu zaman uzun uzun konuşmalar ve gözlemlerin yapamadığını, yakalanan bir anlık bakış, mimik, jestler yapıyor. (1)  28.03.2011 20:04
 

Gene aynı sorular sorulmuş ve adamın cevabı gene aynı. İnsanlar artık kızmaya başlamışlar bu kadar da umursamazlık olmaz diye. Bir süre sonra at, peşine bir at sürüsünü takarak dönmüş. Köylüde yaşlı adam adına bir sevinç ama adam gene aynı. Sakin. Gene aynı nedenle tabi ve böylece sürüp giden bir öykü. Hayat bana göre herkes için böyle bir şey işte. Sizin öykünüzü ise merakla bekliyorum Yurdagül Hanım. Çok teşekkürler. Sevgi ve selamlar...

sufi-su /Emel Yeşilkayalı 
 27.03.2011 22:24
 

Bloğunuzla bu sabah bu yazınızla tanışmak nasip oldu. İyi ki de oldu:) İnanır mısınız okurken içim titredi çünkü içerik bana ilaç gibi geldi. Özellikle yazınızı bitiriş cümleniz değerli yazınıza damgayı vurmuş Tebrik ederim. Evet hayat tezatlıklarla dolu. Dibe vurmalar ve sonrasında yükselişlerle dolu. Yeter ki biz yüreklerimizdeki saflığı ve güzellikleri yitirmeyelim. Papatyalar... Çiçekler ne kadar saf ve güzeldirler.Elinize yüreğinize sağlık

YEŞİM BUYURGAN 
 27.03.2011 7:43
Cevap :
Yeşim Hanım, ben de güzel yorumunuzla sizinle tanışmış oldum. Katılımınız için teşekkür ediyorum. Geciken yanıtım için özür diliyorum ancak cevabımı yazdıktan sonra da size ulaşması ve yayınlanması oldukça geç olacak biliyorum. Benim sayfamda ya da mailimde bir sorun var sanırım. Hep çok gecikiyor. Yorumunuzla birlikte sizi tanımak için sayfanıza baktım. Özellikle tusunami dalgaları ile ilgili yazınızı okuyunca "ilaç gibi geldi" ifadenizi daha iyi anladım. Bazen küçük bir yazı, mesaj hayat hakkındaki algılamalarımızı olumluya çevirip, umut verebiliyor. Bunu başarabildiysem ne mutlu bana. Bu anlamda Yurdagül Hanım'a verdiğim cevapta aktardığım öyküyü çok severim. İlginiz ve güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...:)  28.03.2011 11:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 76
Toplam yorum
: 299
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 1531
Kayıt tarihi
: 28.03.09
 
 

Merhaba, ben sufi-su. Sosyal hizmet uzmanıyım. Yıllarca korunmaya muhtaç çocuk çocuklar, koruyucu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster