Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '18

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
77
 

Para Kirdir

Para Kirdir
 

"Paraya bağımlı olmamak insana bağlıdır." - Önder Karaçay


"İnsanlık tarihinde paradan daha fazla adaletsizlik üreten bir başka araç yoktur."

"Adaletsizliği bir yangından daha önce önlemeliyiz"
Herakleitos

Para ihtiyaçlarımızı karşılamak için araç olması gerekirken zenginleşmek ve sömürmek için amaç olduğu bir çağda esaretin adının para olduğu ile yüzleşmeden bu esaretten kurtulmamız mümkün değildir.

"Paranın öldürdüğü ruh, ecelin öldürdüğü ruhla yarışmaktadır."

İnsanların dünyası yaşadığımız her an paranın etrafında dönmeye ve sönmeye başladı. 

Cebimizde bize ait olmayan eller dolaşmaya ve canı ne kadar istiyorsa o kadar almaya başladı. 

 

"Para her şeyi yapar diyen adam, para için her şeyi yapan adamdır." Benjamin Franklin 

 

Oysa para takasın yerine bir değişim aracıdır. 

 

Günümüzde değişimin amacı olmuştur. 

 

"Para kirdir."

 

Anadolu da Lidyalılar tarafında para bulunmadan önce takas sistemiyle değişim gerçekleşmekteydi. 

 

Daha sonra insanlık parayla sömürü araçlarını üretti. 

 

Parayla sömürü araçlarının başında bankacılık gelmektedir. 

 

Bankacılık borçlandırarak tefecilik yapmak amacıyla parayı kullanmıştır. 

 

İlk borç verme İtalya'nın Roma kentinde bir bankın etrafında gerçekleştirildiği için tefe konulması gereken bu tefeciliği yapanlara banker, kurumlara da banka denilmiştir. 

 

Oysa bankacılık sektörünün amacı parası olanlardan parayı toplayıp, olmayanlara girişimcilik ve üretim ile ticaretin gelişmesine kaynak aktarmak olması gerekirken borçlandırma tüketime kredi vererek geri dönüşü olmayan krediler ile sömürü sistemine dönüşmüştür.  

 

Dünya ve insanlık organize sömürü sistemiyle bu noktaya geldi. 

 

Her ülkede iktidara taşınanlar halktan yetkiyi alıp para ve sermaye ile kurdukları sömürü sistemini işletecek muhtaçlığı emrine aldıkları iktidarlar ile gerçekleştirmişlerdir. 

 

Asgari ücret ahlaksızlığı işte bu sömürüye müşteri çoğaltmak için üretilmiştir. 

 

"Düşük gelir yüksek sömürü demektir." 

 

İnsanlık tarihinin en utanç verici sömürge aracı banka ve amacı paradır. 

 

Bankalar üretime ve ticaretin gelişmesine asla destek olmamakla birlikte verdikleri kredileri yüksek maliyetlerle verdikleri için kredi verdiği kurumlardan aldıkları ipotek vb teminatlarla o kurumların batmalarına sebep olmakta ve varlıklarını ele geçirmektedirler. 

 

"Kapital düzen israf ve iflas sistemidir." 

 

Kapital kendi gücünü daha da artırmak adına; tüketime verdiği kredilerle israf ettirir, sözde üretime ve ticaretin gelişmesine verdiği kredilerle iflas ettirerek sömürür. 

 

Tefeciliği kurumsallaştıran yapıların çoğalması ve teknoloji destekli ağların çoğalması sömürüyü daha da kolaylaştırmıştır. 

 

Bankalar bugüne kadar insanların yoğun yaşadığı her yerde şube açarak yaptıkları sömürü kira ve personel maliyeti ürettiği düşüncesiyle bugün teknolojiyi kullanarak şubesiz, personelsiz daha az maliyetle daha çok sömürü düzenini kurmanın peşindedir. 

 

Borsa aracılığı ile parayla vergi ödemeden para kazanan tefecilere alan açılmıştır. 

 

Yabancı parayı ithalat ve ihracat yapan kurumların bulundurması gerekirken yabancı parayla ilgisi olmayan her insanın yabancı para bulundurmasının önünü açan serbestlik kur aracılığıyla sömürünün yolunu açmıştır. 

 

Paraya olan bağımlığı artıran ekonomi düzeni doyumsuz sermaye ve emrimdeki iktidarlar tarafından kanunlarla koruma altına alınmıştır. 

 

"Bankacılık kanunla korunan tefeciliktir."

 

Bankalar para çoklama niyetinin sinsi kalkanıdır. 

 

Devletler arası üretilen düşmanlıkların ve çıkarılan savaşların amacıda sermayenin ürettiği silahları düşmanlara satarak zenginleşmektir. 

 

Parayı ve ekonomik gücü ele geçiren sermaye toplumu daha fazla ve sorunsuz sömürmek için temsil yetkisi alanlara ayar vermek, gerekirse onları iktidardan uzaklaştırmak için askeri darbeleri, ekonomik krizleri kullanmışlardır. 

 

Dünya ve insanlık bugün barış, güven, huzur ve demokrasi gibi iyi bir gelecek umudundan yoksun olmasının sebebi sözde barış, demokrasi ve gelecek adına daha fazla sömürü gerçekleştiren, sermaye düzeninin gücünü artıran banka, borsa, döviz, faiz vb gibi araçların korunmasından kaynaklanmaktadır. 

 

Fakirliğin sebebi birilerinin para çoklama yapmasına izin vermektir. 

 

Sermaye sahiplerinin midesi kimsenin midesinden daha fazla büyük değildir. 

 

Başkalarının hakkını yeme alışkanlığını sermayenin bunu midesi kaldırabilir. 

 

Tam bağımsız, onurlu ve özgür insanların bunu kabul etmesi mümkün değildir. 

 

Çoğunluğun buna karşı çıkmıyor olması haklı olduklarını da göstermeye yetmez. 

 

Hak yiyenlere doğrudan ve dolaylı destek olmak da hak yemektir. 

 

Ana okuluna giden bir çocuğun da, ölüm döşeğinde bir emekli insanın da bankaya mahkum edilmesi kadar büyük ahlaksızlık yoktur. 

 

Bu vahşi sömürüye her insanı mahkum etmektir amaç. 

 

Çocuk bankacılığı adı altında bankalara küçüklükten çocukları alıştırmaya kalkmak, tüketimi, teknoloji bağımlılığını özendirerek sömürmek kadar büyük ahlaksızlık yoktur. 

 

Para ve araçları kirdir. 

 

Seksen milyon nüfusu olan ülkemizde toplumun % 1'ine bile istihdam imkanı sağlamayan bankacılık sektörü iki yüz bin çalışan sayısını azaltmak adına; mobil bankacılık, dijital bankacılık adı altında insan çalıştırmadan, insan sömürme sistemini kurmanın peşindeler. 

 

Teknoloji ile insanları memur gibi çalıştırarak işlerini kendilerine yaptırarak maliyetlerini düşüren bankalar buna rağmen borçlandırma maliyetlerinde hiçbir indirim yapmadan bu farkı da cebe indirmektedirler. 

 

Bindikleri dalı kestiklerinin farkında bile değiller. Sömürmek istedikleri insanların bir işi ve geliri olmazsa nasıl sömürecekler?

 

Borsaya para yatırarak zengin olacağım hayaliyle insanların paralarını iç ettiler, döviz kuru artışı ile para kazanıp zengin olacaklar diye döviz mağdurları ürettiler, borçlanma imkanı olmayan insanları borçlandırarak hayatlarını söndürdüler, kredi kartları ile olmayan parayı harcatarak alacaklısı oldular.

 

Bugün yastık altı geleceğimiz olan tasarrufumuz altına göz dikerek şubelerinde altın günleri yapan bankalar yastık altından da toplumu sömürmeye başlamıştır. Altın kura bağlanmıştır. Ahtapotun eline kolunu kaptıran kaybolmaktadır. 

 

Bundan yaklaşık yirmi yıl önce yüz liradan yirmi lira tasarruf edebilen toplum bugün beş lira bile tasarruf edemez hale düşmüştür.  

 

Borçlanarak paranın etrafında dönen hayatlar sönmektedir. 

 

Buna sermaye ve emrinde kol kola birlikte hareket eden iktidarlar sebep oldular. 

 

Düşük ücret işsizlikle tehdit aracına dönüşmüştür. Çünkü çalışmazsan çalışacak var denilmektedir. 

 

İnsani yönünü sıfırlamış kapital düzen, emekli olmuş emekliliğin keyfini süreceğine düşük gelir çıkmazında bankaların kucağına itilmiştir. 

 

Oysa ülkemizin her insanına yetecek kadar üretimi ve geliri vardı. 

 

Üretim küresel tekellerin eline geçtikten sonra teknoloji destekli istihdamsız sömürü düzeni sermaye tekellerine daha fazla kazanma fırsatı verdi. 

 

Sürdürülebilir olamayan bu düzenin tez zamanda yıkılacağının da göstergesidir. 

 

Canı yanan uyanacaktır, uyanmaktadır. 

 

Toplu can yakan yıkımlardan ders çıkarmayan toplumlar tek tek canları yanmaya başladıklarında çok daha geç uyanmak zorunda kalırlar. 

 

12 Eylül 1980 kıyımından acı çekerek uyanmayan toplum şimdi geleceğini tamamen kaybetme noktasına geldiğinde yeni yeni uyanmaya başlamıştır. 

 

Bana ne, benim tuzum kuru zihniyeti hakim olduğu için o toplumun acı çekme süresi uzar. 

 

Kapital düzen paylaşmayı istemeyen ve hep bana diyen bir zihniyet olduğu için yıkılmalıdır. 

 

Özelleştirmeler ile sosyal devletin ortadan kaldırılması sonucu sıra hukuk devletini yok ederek tek bir kişinin sopasıyla tüm toplumu baskı altına almaya kalkmak devrimin ilk habercisidir. 

 

Güce tapmak insanların esaretini artırmış ve sömürüyü bu konuda rekabetin artması ile kolaylaştırmıştır. 

 

Esir düşenlere hayranlığın çoğaldığı bir gidişatın ürettiği çürüme çöküş üretecek ve devrim doğuracaktır.  

 

Goethe'nin dediği gibi "Para ile insan ilişkisi aynen şöyledir; insan paranın sahtesini yapar, para da insanın."

 

İnsanın kazandığı para yerine, paranın kazandığı insanlardan korkmak gerekir. 

 

"Paraya bağımlı olmamak insana bağlıdır." 

 

Para ile her şeyi satın alabileceğine inanan insanlara;

 

"Para için kendini satabilirsin yalnız satıldıktan sonra kendini geri alamazsın,

zulme köle olup, insanlık alamazsın,

parayla gıda, giysi alabilirsin ama iştah alamazsın, 

ilaç alabilirsin, sağlık alamazsın,

bilgi alırsın, bilge olamazsın,

gösteriş satın alabilirsin, güzellik alamazsın,

parayla eğlenebilirsin, neşe ve mutluluk alamazsın,

parayla boş vaktini çoğaltırsın, huzur alamazsın,

para her şeyin kılıfını alır, özünü alamazsın.

Kendinde arayıp bulman gereken her ihtiyacını parayla karşılamaya kalkarsan paranın kölesi olursun."

 

Bir musibet bin nasihatten evla olsa bile yine bir nasihat etmeden bitirmek istemiyorum yazımı.

 

Midenizi başkasının ekmeğine,

Sırtınızı başkasının elbisesine,

Cebinizi başkasının parasına,

ALIŞTIRMAYIN!...

 

Para insanı değiştirmez sadece maskesinin düşmesine katkı sağlar. 

 

Aldatılmanın en kötüsü bir insanın kendi kendisini aldatmasıdır. 

 

Ürettiğinden çok üreyen ve tüketen toplumlar paranın kölesi olurlar. 

 

Önder Karaçay 

 
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, ne kadar para hem kirdir desek te ondan bağımsız bir hayat düşünülemiyor, nitelikli bir irdeleme idi, "Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır." Walter Scott, "Para gübreye benzer, yayılmadığı sürece pek işe yaramaz." Francis Bacon, selamlar

Nizamettin BİBER 
 14.06.2018 9:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 121
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster