Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '13

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
43033
 

Para nasıl batırılır anlatayım

Para nasıl batırılır anlatayım
 

Para nasıl batırılır anlatayım


Bu yazıyı önyargısız olarak, acele etmeden, yavaş yavaş okuyunuz. Sonra öğrendiklerinizi çevrenize de aktarınız.

Bir insanın kazandığı paranın bir kısmını biriktirmesi, kötü günler için, çocukları için saklaması kadar doğal bir şey olamaz.

Tasarrufları korumak çoğaltmak için birkaç yöntem var. Ben hangisinin doğru olduğunu “edindiğim bilgiler ve deneyimler ışığında aktarmaya çalışacağım.

Türkiye’de yaşayan bir insan birikimlerini nerelere yatırabilir?

1. ALTIN

Dünya altın ticareti Yahudi milyarderlerin elindedir. Jew İngilizce’de Yahudi anlamına gelir. Diğer anlamlarına baktığımızda tefeci, dolandırıcı, sahtekar, kazıkçı, karaborsacı gibi nitelemeler karşımıza çıkar. Altın ölü bir yatırımdır. Her ailenin evinde 10 kilo altın bulunsa bu bize bilimde, sanatta, teknolojide, tarımda, eğitimde bir ilerleme sağlamaz. Evde duran altın “Yahudilere” karşılıksız olarak borç para vermekle aynı anlamdadır. Dünyanın en çok altın alan ülkeleri gelişmekte olan ve geri kalan ülkelerdir. Hindistan, Pakistan, Türkiye gibi

Eski asırlarda paranın yatırılabileceği alan pek yoktu. O nedenle insanlar paralarını altına çevirip saklıyorlardı. Günümüzde seçenekler çoğaldı.

Altın alıp bunu bankaya yatırmak da karlı değildir. Bankalar altın mevduatına sıfıra yakın bir faiz verirler.

Ara ara medyamız altın fırladı türü abartılı haberler yapar. Bunun bir amacı saf Anadolu insanının altın almasını sağlamaktır.

O nedenle altını hiç önermiyorum.

2. DÖVİZ

Dövize para yatırmak tıpkı altın gibidir. Ülkeye faydası yoktur. Zararı çoktur. Her aileye 100 bin Dolar versek ülkedeki dolar fiyatı fırlar gider. Yani biz döviz aldıkça yabancının parasının değerinin artmasına sebep oluruz.

2001 yılından beri yani 12 yıldır Dövizin fiyatı aynıdır. Yani parasını dövize yatıranlar çok fena zarar içindedirler.

Döviz alıp bankaya yatırmak da makul değildir. Zira bankalar buna da sıfıra yakın faiz verirler.

3. EV

Bir evin ömrü 30-40 yıldır. Ortalama 150 bin TL’ye alınan bir daire ayda 500-800 TL kira getirir. Bunun yarısı vergiye, yıpranmaya, bakıma gider. Geriye yılda 3-5 bin TL bir para kalır. Bu da kafi bir kazanç değildir bence.

Evin fiyatı zaman içinde artar diyenler aslında doğruyu söylemiyor. Ev eskidikçe fiyatı düşer.

İşte bu nedenle kendiniz oturmak için bir ev alabilirsiniz. Ama kiraya verir para kazanırım diye aldığınız ev 10-20 yıllık dönemde size hiçbir şey kazandırmaz.

Çin gibi ülkelerin üretim maliyetlerini sürekli düşürmesi nedeniyle ev maliyetleri her yıl aşağı doğru inmektedir. Örneğin bir musluk 10 yıl önce 100 TL ise şimdilerde 10 TL’dir. Ya da PVC pencereler ilk çıktığı zamana göre yüzde 70 daha ucuz hale gelmiştir.

Elektronik aygıtlar ortaya çıktıkça üretimi makineler yapmaya başlamıştır. Makineler 24 saat çalışabildiği için maliyet aşağı inmektedir.

İhtiyacın dışında alınan ev, yazlık vb. karlı değildir. Belki ana cadde üzerinde bulunan bir dükkan yüksek kira getirebilir. Ancak bu durumda da Maliye peşinize düşer “ver benim payımı deyip” karınızı yutar.

İnşaat firmalarının sözcülüğünü yapıp insanları gaza getiren emlak yazarlarına pek inanmayın derim.

Bir ülkeyi beton bloklarla doldurmak kalkınma, medeniyet olamaz.

ARSA

Pek anladığım bir konu değildir. Toprağa para yatıranlar hiç kaybetmez filan derler. Bolu’nun Köroğlu dağlarının eteğinde bulunan köylerimizde birkaç tarlamız var. Beş kuruş etmiyor.

Büyük şehirlerde arsa kapatan ekabirler, siyaset ağaları, şıhlar belki köşe olmuşlardır. Ama öbür tarafta bu fahiş karların hesabını biraz zor verecekler.

50 sene önce İstanbul boğazının dipine kaçak olarak (halkın toprağını çalarak) gecekondu yapan bir yurttaş bugün trilyoner olmuş ise bu etik midir? Bu kazanç helal midir? Bu zatlar hacca giderek pür-i pak olabilirler mi?

Anadolu’dan çeşitli nedenlerle, zorlamalarla göç ettirilen Ermeni, Rum, İbrani gibi kitlelerden kalan arazilere siyasi gücünü kullanarak el koyan zatları Allah affeder mi dersiniz?

Tarih kitapları pek yazmaz. 1915’te Anadolu’nun onlarca ilinden, ilçesinden göç etmeye zorlanan sivillerin malları ne olmuştur dersiniz? Bir çok şehrimizin önde gelen ailelerinin mal varlıkları 100 yılda 100 bin kat nasıl artabilmiştir?

Sonuç olarak arsaya para yatırıp da birkaç yılda milyonlarca kazanç sağlamak “ter dökerek” kazanılan para ile aynı statüde midir?

Garibanların tarlalarını siyasilerle işbirliği yaparak, imar planlarını değiştirerek ucuza kapatan ağalar suçsuz mudur?

Günümüzü eleştirmiyorum. Bu topraklarda 200-300 yıldır yaşananları dile getiriyorum.

BANKA FAİZİ YA DA KAR PAYI

Bazı bankalar faiz diyor. Dindar görünenler ise kar payı diyor. Aslında ikisi de aynı şey. Kelime oyunu yapılıyor.

Bazi din adamları faiz haram diyor. Bazısı enflasyon kadarı helal diyor. Bazısı da ticarette haram olmaz diyor.

Benim görüşüm ise şöyle: Enflasyonun olduğu bir ülkede, sıfır faiz olamaz. Bankalar topladıkları parayı sanayiciye, halka, köylüye borç olarak veriyorlar. Bu paralar ekonomik bir üretime kapı açıyor.

Kredi kullanan bir köylü traktör alıp üretimini artırıyor. Ona kimse kredi vermese üretim yapamayacak ya da çok az yapacak. Bankaların topladığı paralar üretime katkı yaptığı sürece faaliyetleri helaldir.

Basite indirgeyerek anlatayım. Benim bir arabam var. Değeri 50 bin TL. Bunu size 1 yıllığına kiraya verdim. Yıl sonunda sizden 10 bin TL kullanma, kira bedeli aldım. Bu son derece makul bir şey değil mi? Evet dediyseniz devam edeyim. Aracımı 50 bine C şahsına sattım. Bundan aldığım parayı size 1 yıllığına verdim. Siz bununla ekmek alıp sattınız diyelim ki. Yıl sonunde benim verdiğim para sayesinde 200 bin TL kazandınız. Bana da getirip 60 bin TL verdiniz. Yani kardan bana pay verdiniz. Şimdi buna “faizdir” diye haram mı diyeceğiz?

Dini böyle yorumlarsak İslam ülkeleri sonsuza kadar geri kalır. Gelişmez. Yahudiler, Hristiyanlar, Hindular, Şintoistler tarafından soyulur durur.

Özet olarak akıldışı, aşırı yüksek faizler yani tefecilik İslam tarafından sakıncalı, haram olarak nitelenmektedir.

Makul kazanç (faiz) ticaretin gereğidir.

Ekonomiyi bilmeyen din adamları asırlardır halkımızı kandırmaktadırlar.

Benim 10 yıl kadar önce ölen dedem 50 yıl boyunca bankaya yatırdığı paraların faizini almamıştır. Haram diye düşünerek parasını bankaya bedava kullandırmıştır.

2013 yılı itibariyle parayı bankada tutmak enflasyon farkı düşüldüğünde sıfıra yakın kazanç sağlamaktadır.

REPO

Aileler, küçük birikim sahipleri için reponun cazibesi, getirisi söz konusu değildir. Anlatmaya gerek yoktur.

B TİPİ FON

Önde gelen 20 kadar bankanın tümü hemen paraya dönüşebilen B tipi fonlar çıkarıyorlar. Bunlar son 20 yıldır çok yaygınlaşmaya başladı.

Bankaların uzmanları tarafından yönetilen B tipi fonlar son 20 yıldır altın, döviz, faiz gibi araçlardan daha çok getiri sağlamaktadır.

Bankaların 8-10 çeşit B tipi fonu var. Bunların son 5 yıldaki yıllık kazançlarına bakarak paranızın yüzde 10-40’ını bunlara yatırmanızı öneririm.

A TİPİ FON

Borsada işlem gören hisse senetlerinden oluşan fonlardır. Borsa endeksine göre kazandırır ya da kaybettirir. Herkesin adını bildiği ilk 3-5 bankanın A tipi fonları son 10 yılda tüm diğer enstrümanlardan fazla kazandırmıştır.

O nedenle paranızın yüzde 10-40’ını A tipi birkaç fona yatırın derim.

A ve B tipi fonlar bireysel emeklilik (BES) fonları gibidir.  BES’ten istediğiniz zaman çıkamazsınız. Ama A ve B tipi fonlardan 1-2 gün içinde hiç zarar etmeden çıkabilirsiniz.

BORSA (İMKB)        

İMKB 100 endeksi 100 bine yaklaştı. Bu rakam daha gider mi kimse bilemez. 2012’de İMKB yüzde 60’a yakın kazanç sağladı. Bu yıl da benzer bir tablo çıkacak gibi… 2013 Ocak ayının ilk 20 gününde yüzde 10’a yakın kazanç sağladı.

Endeks buralarda dursa da, biraz düşse de borsada kazanç sağlayan şirketler vardır ve her zaman olmuştur.

Benim önerim şudur borsadaki 400 kadar şirketin 350 kadarını çöpe atınız. Onlar kumarbazların kendilerini tatmin etme alanı olarak kalsın. Kumar gibi, iddia gibi, bahis gibi görün. Günlük al sat yaparak kendini heyecana kaptıranlara inanmayın. Onların yüzde 90’ı 3-5 yıl içinde batar.

Günlük al sat yaparak vur kaç tarzı yatırım etik de değildir. Din adamları da adil bulmamaktadırlar.

İMKB 30 ya da 50 endeksinde yer alan şirketlerden 10-15 tanesine paranızı yatırınız. 1 yıl sonra satın ya da devam edin. Yabancı yatırımcılar yıllık alım yapıyor. Türkler günlük.. Kazanan hep uzun vadeli bakan oluyor.

Hangi hisseleri alayım derseniz onu ben söylemeyeyim. Fesatlık var derler. Ben kendim İMKB 30 endeksine sahip 10-15 hisseyi alıp satıyorum. Onları size her borsa bilgisi olan söyler.

İnternetteki hisse senedi forumlarındaki yorumların çoğu tokatçılık amaçlıdır. İnanamyın. Şunu al bunu sat diyenler sizi kandırıyorlar.

Sağlam, 50-100 yıllık firmalar asla sizi kazıklamaz. Bir masa, bir telefon şeklindeki üfürük şirketler çok kazanç vaad ederek sizi  soyar.

Borsada battım diyenlerin yüzde 99’u Makine T…, Esc…, Vak…, Uşak …, Cem…, İhl… v.b gibi şirketlerin peşine gidenlerdir.

 

Ali Özdemir / Eğitimci - Yazar - Yayıncı

Web: www.aliozdemir.net

E-posta: aozdemir53@hotmail.com

www.facebook.com/ERDEMYAYINEVI

www.twitter.com/aliozdemir_net

 

 

 

 

 

 

'in özgeçmişi

01.10.1968’de Bolu’nun Kıbrıscık ilçesinin Bölücekkaya Köyü’nde doğdu. Sırasıyla Bölücekkaya Köyü İlkokulu, Kıbrıscık Orta Okulu, Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek LisesiElektrik Bölümü, Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Elektrik Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdi.


1989 yılında tamamladığı üniversite öğrenimi sonrası Edirne Uzunköprü Endüstri Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak çalışmaya başladı. 
1990 yılında İzmir’in Gaziemir ilçesindeki Ulaştırma Okulu’nda temel yedek subaylık eğitimi aldıktan sonra Tokat Erbaa Endüstri Meslek Lisesi’nde yedek subay öğretmen olarak askerlik görevini tamamladı. Ardından yeniden Uzunköprü Endüstri Meslek Lisesi’nde çalışmaya başladı. 
 

1991 yılında Manisa Merkez Endüstri Meslek Lisesi’ne tayin oldu. 1995 yılına kadar bu okulda çalıştıktan sonra kendi isteğiyle Bolu İzzet Baysal Endüstri Meslek Lisesi’ne nakil oldu. 1998 yılında aynı okulun elektronik bölümü şefliğine atandı. Bu okulda görev yaparken ek olarak Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bolu Meslek Yüksek Okulu, Endüstriyel Elektronik Programı’nın bazı derslerini (dışardan öğretim görevlisi olarak) verdi. Hafta sonlarıysa ECA Elginkan Vakfı’nın Bolu’daki Eğitim Merkezi’nde elektronikle ilgili olarak açılan kurslarda eğitici olarak görev aldı. 
 

2006 yılında uzman öğretmen unvanını kazandı. 
 

2007 yılı Haziran ayında AB Projesi kapsamında Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika’da mesleki-teknik incelemelerde bulundu. 
 

2007 yılında Artvin Murgul Endüstri Meslek Lisesi’ne tayin oldu. Bu okulda atölye şefi olarak görev yaptı. 
 

2008 yılındaysa TC Lefkoşa Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği’ne bağlı olarak KKTC’de çalışmaya başladı. Hâlen bu görevini sürdürmektedir. 
 

Ali Özdemir temel düzeyde İngilizce ve Almanca bilmektedir.

 

 

Ali Özdemir'in 1995 yılından 2013 yılına değin yayınladığı eserler şunlardır:

 

1. Elektronik Devreler kitabı + DVD

2. Biraz da Gülelim kitabı + DVD

3. Düşünce Dünyası kitabı

4. Sağlıklı Yaşam kitabı + DVD

5. Şiir Dünyası kitabı + DVD

6. Arkasından Ne Yazdılar? “Rauf Raif Denktaş” kitabı + DVD

7. İngilizce Öğrenme Kılavuzu kitabı + DVD

7. Beden Dili - Etkili İletişim - Etkili Konuşma kitabı + DVD

8. MEGEP Meslekî Gelişim kitabı 

9. MEGEP Elektrik - Elektronik ve Ölçme kitabı 

10. MEGEP Elektrik - Elektronik Esasları kitabı

11. MEGEP Teknik ve Meslek Resim kitabı

12. MEGEP Endüstriyel Kontrol ve Arıza Analizi kitabı

13. MEGEP Bilgisayar Destekli Uygulamalar kitabı

14. Mikro İşlemciler ve Mikro Denetleyiciler kitabı

15. Endüstriyel Elektronik Uygulamaları kitabı

16. Elektromekanik Kumanda Sistemleri kitabı

17. DC ve AC Makinelerin Bobinajı kitabı 
18. İş Güvenliği kitabı  
19. İşletme Yönetimi (İşletme Bilgisi) kitabı 
20. Organizasyon ve İş Etüdü kitabı  
21. Kalite Güvence ve Standartlar kitabı  
22. Girişimcilik kitabı 
23. Elektrik Motorları ve Sürücüleri kitabı 
24. Analog Elektronik - 2 kitabı  
25. Bilgisayar - 1 (Windows XP ve MS Office) kitabı 
26. Bilgisayar - 2 kitabı  
27. Elektroteknik (AC Devre Analizi) - 2 kitabı 
28. Otomotiv Elektriği ve Elektroniği kitabı  
29. Bilgisayar Destekli Tasarım kitabı  
30. Elektrik Bilgisi kitabı  
31. Dijital Elektronik, PLC ve Pnömatik kitabı 
32. Atölye (Elektrik Tesisat Bilgisi) kitabı  
33. Ölçme Tekniği kitabı  
34. Elektroteknik (DC Devre Analizi) - 1 kitabı 
35. Teknik ve Meslek Resim kitabı  
36. İşletmelerde Meslek Eğitimi Defteri kitabı 
37. Endüstriyel Kontrol kitabı  
38. Endüstriyel Elektronik (Güç Elektroniği) kitabı 
39. Laboratuvar Deney Defteri kitabı  
40. Temrin (Uygulama) Defteri kitabı  
41. Temel (Analog) Elektronik Bilgisi kitabı  
 

42. Meslekî Eğitim DVD’si  
43. Kişisel Gelişim DVD’si 
44. İngilizce Öğretim DVD’si
45. Şiir Dünyası DVD’si
46. Sağlıklı Yaşam DVD’si

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınız çok güzel ellerinize sağlık. Bence birçoğu TL için geçerli. Amerika'da ya da Avrupa'da yaşayanlar için dolar ya da euro bakımından baktığımızda, enflasyonu, ekonomi büyümelerini göz önünde bulundurduğumuzda paraları erimiyor ama bizde durum öyle değil malesef.

Özkan Ates 
 09.02.2017 11:12
 

Arsa konusundaki yorumunuz tam oturmamış gibi, bu konuda meşru kazançlar elde edenler var ama doğru yerde uzun vadeli beklemek gerek, yeni fark ettiğim sayfanız çok enteersan:) selamlar.

Kadri KANPAK 
 09.02.2014 11:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 223
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1659
Kayıt tarihi
: 24.04.11
 
 

Eğitimci - Yazar - Yayıncı. 1968'de doğdu. Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesini bitird..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster