Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
661
 

paradoks!..

paradoks!..
 

 Paradoks!..                                                                                                                                                 Bugün dünya nereye gidiyor, dönüşünde bir sapma var mı, eksen kaymasında hangi küresel parodiler yer alıyor? Bütün bunları özetleyemezsek de gündemde bizi yakındandan ilgilendiren bazı konulara bir göz atalım diyorum:

Burnumuzun dibinde kanayan ortadoğu cenderesinde; zamanla doğup büyümesine bir şekilde vesile oldukları, dünyayı bile tehdit eden, orta doğu mazlum halklarının yakasından düşmeyen, kafa kesen DEAŞ örgütünü durdurmak için bahtı kara topraklara giren batılı ve diğer güçler, bu vahşi örgütü durdurmak adına taşeron örgüt kullanırken, bir yandan da post kavgasına girmeyi ihmal etmediler. Fırsatçı örgütler, baronları tarafından silahlandırılıp kuşatıldılar ve cesaretlendirilerek Suriye ve Irak’a yeni bir paylaşımcı olarak angaje oldular. Böylece ülkelerin kurtarılmasından çok, örgütlerin el değişmesi sağlanmış oldu. Kişisel menfaatleri doğrultusunda taşları dizayn etmeye çalışan bu büyük güçlerin bir maksadı da enerji kaynaklarına yuvalanmaktı...

 Günümüz çağında yaşanan ve utanılması gereken özellikle Suriye savaşında, on binlerce masum insan hayatını kaybetmiş, kaçıp kurtulmak isteyen binlercesi de yollarda, kara sularda can vermişti. Türkiye ise her zaman olduğu gibi yine lokmasını bölüşerek, duruma yerinde müdahale etmiş, canını sıkan gelişmeler sonucu çevresinde olabilecek siyasi oluşumlara izin vermemek için de askeri müdahale ile önlemini almıştı.

Ortadoğu’da, bu vahşi örgütün hışmına uğramayan ve onlarla iyi geçinen tek ülke olan İsrail, bugünlerde sinsi planını yine uygulamaya koyarak Müslümanların bir zamanlar kıblesi konumundaki Kudüs’te Mescid-i Aksa’yı Müslümanlara ibadete yasaklayıp, kutsal mekanı ibadete açıp kapama keyfiyeti ve cüretini gösterdi. İsrail’in, yıllar boyu bu insanlara yaptığı eziyete bakınca; 15. yüzyılda İspanyol Engizisyon’undan kaçıp sığındığı bir imparatorluğun din kardeşi ola Filistin’e bugün yaptıklarını görünce bu nankör siyası otoritelerinden utanıyoruz. Hitler’in gaz odalarından kaçan bu fütursuzlar, bu mazlum halkın yaşam ve mülkiyet haklarına yaptıkları tecrit ve saldırı karşısında hiç mi empati yapma gereği duymazlar...

Diğer yandan, uyarıları dikkate almayan  bir ABD, bize 15 Temmuzu yaşatan, bağrında beslediği Fetö elebaşı ve adamlarının bizden daha demokrasi yanlısı olduğu için mi koruyup kolluyor... Keza Almanya başta olmak üzere bir çok avrupa ülkeleri; en az bir asırlık dostluğumuza, ekonomik, ticari, sanayi, turizm ve teknoloji gibi bir çok alanda işbirliğimize rağmen ve bir zamanlar tarumar olan ekonomisine iş gücüyle omuz vererek düzlüğe çıkmasında büyük payımız olan, bu vefasız ülkelerin, bu küçük grupları, büyük dostluğumuza tercih etmelerinin altında yatan çıkar sebeplerini araştırmak gerekir. Bu durum karşısında kullanılacak diplomasi dili, idaresi ve icrası da önem arzetmektedir. O zaman merak ediyoruz, emperyalist ittifakçılar; güçlü bir rakip Türkiye mi görmek istemiyorlar, yoksa Arabistan hayranlıkları yanında, demokrasimizi mi sorun ediyorlar. Tarafsızlıklarını, demokrat İsrail (!)’e olan tavırlarından biliyoruz.

Sonuç olarak; ilimden, bilimden, fenden, teknolojiden uzaklaşan zayıf toplumları bekleyen tehlikeleri, bugünkü Dünya konjonktüründe daha iyi görebiliyoruz. Bu gerçekler ışığında; demokrasi ve bağımsızlıktan ödün vermeden, güvenilirliğine şüphe götüren ülkelerle ilişkiler iyi tahlil edilip, diplomatik köprüler kurularak  ve 79. milyonun tamamına sahip çıkılarak hep birlikte aynı ülküde kenetlenip aşılmalıdır bu dikenli yolların gedikleri...                                                      Mustafa DURSUN                                                                                                                                                                                                                                                            

Paradoks: Aykırı düşünce (TDK), çelişki, düşüncelerarasında tartışmaya açık kesin bir yargı içermeyen karşıtlık görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki oluşturması veya sezgiye karşı bir sonuç oluşturmasıdır

 

                                                     

                                                                                                

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 486
Kayıt tarihi
: 19.04.17
 
 

AÖF Sosyal Bilimler Önlisans Mezunu, orman teşkilatından emekli memur, mesleki STK da görevli, ki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster