Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
40
 

Paran Kadar Sağlık...

Evet, öyle ya bir can taşıyorsunuz ve her zaman da hasta olma olasılığınız var…

Yaşınız da epey ilerlemişse kendinizi hep hastane kapılarınızda bulursunuz…

Hani o doktor çağırma,  doktorunuzun kapınıza gelmesini bekleme veya doktorunuza danışmanız, telefon etmeniz ülkemizdeki dar gelirliler için bir ütopyadan öte gitmeyen bir durumdur. Sizin her hangi bir sosyal güvenlik kurumuna üye olmanızın da bu durumda pek bir önemi yok… Zaten karşınızda sağlığı paraya döken bir anlayış var… Paranız kadar konuşuyorsunuz ve paranız kadar sağlık hizmeti alıyorsunuz…

     Emeklisiniz ve diyelim ki KBB sorununuz var… Bulunduğunuz bölgede hastanelerden hastane seçiyorsunuz paranızın durumuna göre… Paranız yoksa ilçenizde adı devlet hastanesi olan ama doktorların pek uğramadığı hastanenin yolunu tutuyorsunuz… Şansınız varsa ve o gün doktor gelmişse sıranızı alıyorsunuz ve sıranızın gelmesini bekliyorsunuz…

Sıranız diyelim ki 30 olsun… Eh diyorsunuz saat dokuz ama doktor daha gelmemiş sıra bana ne zaman gelecek diyorsunuz… Doktor, her hastayla muayene değil ama diyelim ki 6 dakika ilgilenmiş olsa 180 dakika ediyor o da eti mi size üç saat…

Boş bulduğunuz bir banka oturup sıranızı beklemeye çalışıyorsunuz… Yanınızdaki hasta size bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama kulağınız duymuyor… Kalkıyorsunuz biraz zaman geçirmek için hastanenin bahçesinde dolaşıyorsunuz…15 dakikalık bu oyalanmadan sonra tekrar sıranızı beklemek için doktorun kapısındasınız… O da ne, sıra 10 numaraya gelmiş seviniyorsunuz öğleden önce sıranın kendinize geleceğine inanmaya başlıyorsunuz… Sıra yağ gibi akıyor hastaların girdikleriyle çıktıkları bir oluyor iki dakika bile sürmüyor… Sıra 20’de sabitleniyor ve bir türlü ilerlemiyor… Merak ediyorsunuz haliyle, doktorun kapısını hafifçe aralayarak içeri bakıyorsunuz, hemşire ile gözgöze geliyorsunuz…”Doktoru acilden çağırdılar, ne zaman geleceği belli olmaz” diyor Hemşire… Hem acildeki hastaya üzülüyorsunuz, hem de oradan oraya koşan doktora… Çaresiz sıranızı beklemek için boş bir sandalye arıyorsunuz, bulamayınca hastane içinde öyle serseri mayın gibi dolaşıp duruyorsunuz…

Öğle mesaisi yaklaşırken birden bir canlanma oluyor ve sıra yağ gibi tekrar akmaya başlıyor… Birden adınızı ışıklı levha görünce heyecanlanıyorsunuz… Hemen içeri dalıyorsunuz… Doktor yüzünüze bakmadan neyiniz var diyor… Siz sıralamaya çalışırken oturun diyor ve elindeki bir aletle kulağınıza bakıyor, burnum diyorsunuz ama doktor duymuyor… Hemşire çoktan elinize bir e- reçeteyi uzatıyor…

Ve ne olduğunu anlamadan dışarı çıkıyorsunuz… Tam bu sırada eski bir tanıdığa rastlıyorsunuz… Yok, kardeşim burası hastaneden başka her şeye benziyor… Boşuna gelip gidiyoruz diyor bir solukta… En iyisi diyor basacaksın parayı gidip üniversitede bir hocaya görüneceksin diye konuşmasına devam ediyor…

Haliyle şifa bulmak istiyorsunuz ve aklınıza arkadaşınız da üniversite hocasını düşürdü ya hemen eve geliyorsunuz ve İnternet ortamında hemen ilinizdeki üniversitenin KBB hocalarına bakıyorsunuz… Profların sırası dolu hemen doçent aramaya başlıyorsunuz ve rastgele bir doçente tıklayarak üç gün sonraya randevu alıyorsunuz. Arkasından iyi yaptım, olan parama olsun diyorsunuz…

Ekonomik olsun diye kendi aracınızla gitmiyorsunuz, daha indirimli olduğu için Belediye otobüsüyle Üniversitenin yolunu tutuyorsunuz…

KBB polikliniğine gidiyorsunuz sekreter sizi hemen vezneye gönderiyor ve ödeme yaptığınız andan itibaren randevunuz işleme konuluyor diyor… Vezneye sıraya giriyorsunuz ve sıranın çok olması sizi şaşırtıyor… Peşin ödeme yapanların ve kredi kartıyla ödeme yapılanların sırası ilerde ayrılıyor. Kredi kartıyla ödemenizi yapıyor, çok iyi iş yaptığınızı düşünerek tekrar muayene olacağınız polikliniğin yolunu tutuyorsunuz…

Adınızın sekreter tarafından duyurulmasını bekliyorsunuz… Parayı ödediniz ya iyi bir muayene olacağınızdan emin olarak beklerken çağırılıyorsunuz… Doç. Dr’a  yardımcı olmak için daha önceki testleri, tahlilleri ve filmleri gösteriyorsunuz… Doktor ilgi göstermeye çalışıyor ama dilinin ucuyla konuşuyor gibi ve çok yorgun gözüküyor. Neden doktor oldum der gibi… Doktorlar da bir insan, belki bugün onun için çok zor geçmiştir diyorsunuz. Muayenesini yapıyor ve iki ilaç yazıyor ilaçları kullandıktan sonra tekrar görüşmek üzere diyor… İlaçları almalıyım ve hemen kullanmalıyım diyorsunuz, ilçeye dönmeden ilaçlarınızı almak için bir eczaneye uğruyorsunuz… Eczacı bu ilaç çoktan beri bulunmuyor, diğer eczanelere bakın diyor… Sırasıyla üç dört eczaneye daha soruyorsunuz hepsi sözleşmiş gibi aynı cevabı veriyorlar… Muadilini- eşdeğerini- soruyorsunuz o ilacın eş değeri yok diyorlar… Kendi ilçemde bulurum diye dönüyorsunuz…

İlçedeki eczacıların çoğunluğunu tanıyorsunuz... Ne yapar ederler bu ilacı bana bulurlar diyorsunuz… İlaç dediğiniz de  bildiğiniz burun spreylerinden ama bulunmuyor… Eczacı arkadaşınız daha ilacın adını duyar duymaz, bu ilacı hiçbir yerde bulamazsın diyor…

Gözünüzün içine bakarak sabit Dolar kuru diyor. Siz dikkatli bakınca açıklama geliyor hemen… İlaç alımında Dolar kuru 3.20 TL ile sabit tutuluyor. İthalatçı firma da bu durumda zarar ediyor ve ilaç da getirmezse 15 gün içinde sözleşmesinin de sona ereceğini bildiği için çok cüzi miktarda ilaç getiriyor ve bu da haliyle kimseye yetmiyor… Diyor

Hikâye bitti zannetmeyin… En azından doktoru aramalıyım diyorsunuz. Her zaman bu durumlarda eğitici bir dille doktorunuza ve eczacınıza danışın derler ya siz de doktorunuzu aramaya çalışıyorsunuz… Tecrübelisiniz başınıza bu durumların geleceğini bildiğiniz için doktordan çıktıktan sonra sekreterinden telefon numarasını istemiştiniz… Telefon numarasını çeviriyorsunuz…  Hay Allah hastanenin otomatik tele sekreteri çıkıyor… Dâhili numarayı biliyorsanız tuşlayın diyor… Bilmiyorsunuz ve haliyle operatöre bağlanıyorsunuz. Durumu anlatıyorsunuz ve bağlıyorum diyorlar…

Telefon çalıyor, çalıyor sonrada düşüyor… İki üç kez daha aynı şekilde daha arıyorsunuz sonuç yok… Son aramanızda bu kez hasta hakları dairesinden biri yanıtlıyor telefonu… Durumu ona anlatıyorsunuz. Kendisinin de bölümü arayacağını ve size döneceğini bildiriyor… Bekliyorsunuz ve size dönen falan olmuyor…

Yorulmuş ve sinirlenmiş olarak evinizin yolunu tutuyorsunuz…

Ve anlıyorsunuz ki sistem çökmüş ve herşey paraya bağlanmış.

Paran kadar sağlık alabileceğiniz bir sistemin içine düşmüşsünüz ama haberiniz yok…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1395
Toplam yorum
: 1902
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1028
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster