Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
688
 

Paranoya

Paranoya
 

Seçimlerde nüfus kağıdında kimlik no’su yazmayanlara oy kullandırmayacaklar diye elektronik postalar geliyor, hem de bir günde dört beş yerden ve AKP'nin bu oyununa karşı uyarıyorlar.

Bu memlekette tüm AKP yanlıları nüfus cüzdanlarını yenilettiler, karşıtları ise yeniletmediler, saf saf dolanıyorlar. Seçim günü sandık başkanı bakacak nüfus kağıdına vatandaşın kimlik numarası yazıyorsa "oo bu AKP ye oy verecek" diye sevinecek, yazmıyorsa "karşıtlara verecek" diye üzülecek. Paranoyanın her çeşidini yaşıyoruz. Bu gönderilen mesajlara nasıl inanıp gönderiyorsunuz yahu sevgili arkadaşlarım? Bu kadar çok mesajı oraya buraya yollayınca neler oluyor, anlamıyorum.

Dünya elli yıldır kola içiyor, son iki yıldır kolanın zararları keşfedilmiş gibi, mesaj üzerine mesaj geliyor, ama tek marka kola için öteki markanın kötülüğünden ses yok. Sonra, greyfurt ile içilen ilaçların etkisi konusunda mesajlar yağıyor. Bir ara "Fransız mallarını kullanmayın" kampanyasında gelen listeye baktım, kullanmazsak neredeyse ya aç ya açık gezeceğiz, her yerden kaptırmışız zamazingoyu.

Önemli virüs uyarılarına bayılıyorum, uyarı mesajı gelinceye kadar ya koruyucu programlar virüsün canına okumuştur, ya da okumadıysa zaten ben o uyarı mesajını okuyamaz duruma gelmişimdir. Tanımadığın mesajı açmayacaksın hepsi bu. İnternet bankacılığı -şimdilik- yapmayacaksın diğeri de bu.

Biz paranoya ve teyakkuzu ve düşman yaratmayı çok seviyoruz. Aslında bizim gibi devletler, mesela Yunanlılar bir gün onlara saldıracağımızı düşünürler korkarlar, biz yunan megalo ideasından endişe duyarız. Dış güçler benim çocukluğumdan beri vardır ve çok yaramazdır.

Olan nedir aslında, olan şu dur; teknoloji ve dünya etkileşerek bir yerlere doğru gitmektedirler. Bizim gibi devletler çoğunlukla olayları izlerler, bazı devletler ise olayları yaratırlar. Tüm dünya olayları yaratan devletlerin ve teknolojilerin yarattığından etkilenirler.

Mesela Watt buhar makinesini bulduğunda feodalizmin çökeceğini bazıları görmemiş olabilir, görenler ise sanayi devrimine karşı çıkmak için sabo terlikleri ile dişlileri durdurup sabotaj sözcüğünü dünyaya kazandırıp, gidişata dur diyememişlerdir.

Gidişatı yaratan veya oluşturanların arasında olmaz iseniz, korkanların, paranoyakların arasında olur, sürekli komplo teorileri üretenlerden olursunuz. Sanayi devriminden önce, teknoloji üreten ve kullanan Osmanlı'dan tüm Avrupa korkuyordu ve saraylarında Osmanlı'dan yayılan korkuya dayalı komplo teorileri üretiliyor, paranoyalar yaşanıyordu. Sanayi devriminde yerini alamayan Osmanlı bir süre sonra korkulan değil, korkan devlet durumuna gelmiştir; sürekli borçlanmış, bir türlü zamanı yakalayamamıştır.

Şimdiki halimize bakalım: borç gırtlağı aştı, dünyanın teknolojisine ve üretimine katkımız sıfıra yakın. Bölgede güç olmaktan çıkma ile karşı karşıyayız. AB bizimle oynuyor. ABD Kürt kartını bize karşı kullanmak üzere tutuyor.

Bugünlerde herkes komplo teorileri ve paranoyalarla uğraşıyor.

Bize gücümüzü anımsatacak, gururumuzu yerden kaldıracak, aklı ve bilimi öne çıkaracak, üretkenliği teşvik edecek bir yönetici ve yönetim lazım.

Bizim bunları görmemiz lazım. Bu nasıl olacaktır, neyle olacaktır, ne zaman olacaktır? Bu soruların yanıtı hem zor, hem kolay. Zor, çünkü kimsenin siyaset ve yönetime güveni kalmamış; kolay, çünkü her zaman olduğu gibi bir kez daha "bulunur kurtaracak bahtı kara maderini".

Tüm hamasi nutukların yanı sıra bizim tarihteki önemimizi gösteren iki belge vardır bana göre: Biri Orhun yazıtlarıdır "üze kök tengri asra yagız yer kılındukta, ikin ara insan oglu kılınmış, insan oglu üze eçim ,apam istemi, kağan olurmuş" der ve devam ederek başarıları ve başarısızlıkları anlatır. İkincisi Kanuni Süleyman’ın Fransız kralına yazdığı mektubun başlangıcıdır "ben garbın, şarkın, rumun..."

Hakimi Sultan Süleyman, "sen ki Françeskosun" der bu başlangıç. Oralardan geldiğimiz yer, limanları açma, köprüleri yıkma, borçları erteleme, gibi durumlar ise, tüm paranoyaları, komplo teorilerini bırakıp kendimize bakalım. Bakmamız da lazım, yoksa toparlanmak mümkün değildir. Kötülükler hep var olacak, önemli olan güçlü olmak, vücut zayıflamadan mikrop vücuda bir şey yapamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar.Tesadüfen sizin ve başka bir blog yazarının yazısı gözüme çarptı.Bunu haber vermek istedim. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçmenlerin, ilçe seçim kurullarına TC kimlik numaraları işlenmiş nüfus cüzdanı ibraz etmesine gerek bulunmadığını bildirdi. YSK, ''seçimde üzerinde TC kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanı ile oy kullanılamayacağına ilişkin'' iddialar üzerine bugün bir toplantı yaptı. Toplantının ardından YSK Başkanlığından yapılan açıklamada, TC kimlik numaralarının seçim iş ve işlemleri sırasında bildirilmesinin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 47. maddesi hükmü nedeniyle zorunlu olduğu anımsatılarak, bu çerçevede seçmenlerin İlçe Seçim Kurulu başkanlıklarına yapacakları başvurularda nüfus müdürlüklerinden öğrendikleri TC kimlik numaralarını bildirmeleri gerektiği kaydedildi. Açıklamada, ''Ancak TC kimlik numaraları işlenmiş nüfus cüzdanı ibrazına gerek bulunmamaktadır'' denildi Kaynak:Haber7

Nurdan YILMAZ 
 12.01.2007 15:03
Cevap :
sonuçta bu paranoya da bitti, sağolun  12.01.2007 15:09
 

herkes bu yazıyı okur. saygılarımla...

mahmut inal 
 10.01.2007 20:39
Cevap :
teşekkürler, dilerim okurlar  10.01.2007 21:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 283
Toplam yorum
: 710
Toplam mesaj
: 93
Ort. okunma sayısı
: 1280
Kayıt tarihi
: 04.12.06
 
 

Nükleer fizik doktoru, şiir yazmaya çalışıyor, kalite yönetim sistemleri danışmanı, öykü deneme yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster