Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
626
 

Paranoya

Paranoya
 

Hani bazen birileri girer hayatına, bir anlık, belki de bir daha hiç görmeyeceksindir. Ama hayatında ona ait resimler ve dialoglar vardır çoğu hatırlanmaz. Flu bir hayal gibi bazen geliverir gözünün önüne. Bazen bir taksi şoförü, bazen bir kafede bakıştığın biri, bazen de bir arkadaşının arkadaşı. Şartların, durumların tuzaklarıyla karşılaştığın. İşte o da öyle biriydi benim için. İsmi çok duyulan ama etten kandan candan olmayan bir adam. Tanıyorsun ama yolda yanından geçse anlamazsın. Tuhaf bir yanılsama hali var mı yok mu ? Anlatılanlarla çizilen bir insan maketi.Birgün ve herkesten sonra karşılaştık. Aslında karşılaştık dememeli arkadaşımın ısrarlarıyla evine gittik bir öğleden sonra. Ağaçlıklı bir yoldan sallana sallana yürüdük, meyvalı kek aldık çünkü onu seviyordu. Ben biraz tedirgindim. İnsan maketim yanımdaydı ya ona rötuşlar atacaktım ya da onu kırıp parçalayıp sokağa fırlatacaktım. Kapıyı çaldık, kuş sesleriyle çaldı zil. Maketim paramparça oldu kapıyı açtığı anda. Kendimi yabancıladım birden. Görüntüsüne uymayan bir nezaketli davranış şekli vardı. Bunun benim yabancıığımdan kaynaklandığını düşünüp rahatsız oldum. Yabancılamıştım ortamı. Güzel, az eşyalı, sade bir bekar eviydi. Onlar yılların paylaşımının verdiği rahatlıkla sohbet ederken, koltuk bana "Neden geldin ki sen? "dedi. Ona cevap vermedim. Duvarda asılı puzzle beni çağırdı. "Birşey anlamıyor musun? Üzülme" dedi. Masadaki kitaplar kolumdan çektiler, "Onları anlamam için bizi okuman lazımdı" dediler. Birden gözlerim doldu. Duvarlar güldüler bana. "Ne kadar cahilsin" dedi halı. Ben gittim yin koltuğun yanına. Sonra incelemeye başladım, evine konuk olduğum eşyalarının bile beni yabancıladığı adamı. Yüzünde bir yara izi vardı. Gözlerimi alamıyordum yara izinden. Korkuyordum da beni yanlış anlayacak diye. Çünkü etkilemişti beni her yara gbi. İçimde biriken yaraların dışa vurumuydu sanki o. Perde rüzgarın yardımıyla kulağıma fısıldadı "Konuş hadi sende" Ağzımdan döküldü istemden bir dolu yaşam parçacığı, akrep ve yelkovan yarıştı gitme vakti geldi çattı. Vedalaşıp giderken yüzü yaralı adam " Ne zaman istersen uğra" dedi. Kapı güldü bana "Bunu sakın ciddiye alma "dedi kapattı yüzüme kendini. Yürüdük yolda, ben düşündüm. Beynim kızdı ağzıma benim bütün düşündürdüklerimi dillendirdin diye,kalbim ağladı sizin kavgalarınız yüzünden inciniyorum diye, vücudum yorgun düştü iç savaşının şiddetiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 6506
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Ben hep yazmak istedim ama hayata sıçrama tahtam beni yazılardan ve yazarak para kazanmaktan çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster