Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
602
 

Parayı kazanırken değil, harcarken zengin olursunuz

Rahmetli bir büyüğümüz bir ders esnasında "parayı kazanırken değil, harcarken zengin olursunuz" demişti. Aynı şey elbette su için de geçerlidir ve İsrail bunun en güzel örneğidir.

Ülkenin tek bir ana su şebekesi vardır. Yani her belediyenin ayrı ayrı su tedarik etme sorunu yoktur. Suyu Knret gölü, yer altı suları ve denizden arıtma tesislerinden alan su şirketi, belediyelere satar, belediye de dağıtımını yapar. Böyece, ülkenin küşük olmasından da yararlanarak su yatırımlarında ölçek ekonomisine ulaşılabilmektedir.

Tarımsal alanda ise mükemmel bir sitem olan damlama sulama son derece yaygındır. Damla sulama ülke genelinde yaygındır. Sokaktaki her ağacın altında bir hortum vardır (bu sayede su israfı olmadığı gibi sulama tankerlerinden kaynaklanan kazalara da rastlanmaz). Atık sular arıtılarak sulamada kullanılır. Suyun kaynağına göre en temiz su şehir içindeki bitkilere verilirken, şehir dışındaki yerlerde kanalizasyondan geri kazanılmış su
kullanılır. Boruların rengi suyun kaynağına göre değişmektedir.

Bunların dışında, günlük yaşamdan su kullanım örnekleri her şeyi çok iyi anlatıyor:

Plajlardaki duşlardan akan su basınçlıdır. Bu sayede çok az su ile yıkanılabildiği gibi, suyun iğne gibi batması nedeniyle duşta fazla kalmak istemezsiniz. Üzerinizdeki tuz, kum, deniz anası, poşet, yosun vb. temizlenince çıkarsınız. Ayrıca duşlarda vana yerine, boyu en az 1.40 olanların uzanabileceği yüksekte asılı çelik bir tel vardır. Bu sayede çocuklar duşun altında oynayıp su harcayamaz. Duş alırken bir elinizle "musluğu açık tutmak" durumunda olduğunuzdan duş keyfi evinize kalır, umuma ait su çok harcayamazsınız.

Aynı şekilde, halka açık yerlerdeki tuvaletlerde de vana yerie genellikle düğme veya sensör bulunur. Yani eliniz musluğun altında değilse su akıtamazsınız.

Aslında her şeyi anlatan sey, sifonlardır. Sifon haznelerinde 2 kol vardır. Birisi suyun tamamını, diğeri ise sadece yarısını boşaltır. Yani birisi "büyük" için, diğeri "küçük" için. Görüyorsunuz, adamlar yoktan yere su harcamıyor. Bir başka ifadeyle, kuzenleri gibi yağ, bizim gibi su ısraf etmiyor.

Aslında yurtdışındaki örneklerden alınacak bir sürü ders var. Aslında bu gibi konularda yurtdışını esas almaya da gerek yok. Bunlar biraz düşünüldüğünde rahatlıkla bulunup, uygulanabilecek örnekler. Tabii devlet desteğini de unutmamak gerekir. Ancak asıl önemli olan insanımızın içinden gelen davranışlar. Şu su yokluğunda hala bazı otomobil galerilerinin önünden geçerken araçların hortumla yıkandığına şahit oluyorum. Yazık elbette ama belediyelerin de kontrolü elden bırakmaması gerekiyor.

Not: Bu yazının yazılmasında İsrail'de görev yapmakta olan bir yakınımdan gelen bilgilerden faydalandım.

Sağlıklı ve bol sulu günler dileğiyle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben yazının bütünlüğünden kopup direkt şu söze odaklandım.Kim demişse doğru demiş.Özellikle biz kadınlar harcarken çok zengin hissederiz normalde olmadığı kadar fazla bir cesaret bürünür ruhumuzu herşeyi alıp ödeyebilecek gücü buluruz kendimizde:)

TUĞÇE TAŞSINDIRAN 
 17.08.2007 22:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 2743
Kayıt tarihi
: 09.04.07
 
 

On yıldan fazla süredir reklam ve halkla ilişkiler sektörü ile internet ortamında medya sektöründe h..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster