Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4349
 

Parayı kim buldu. Kim başımıza bela etti.

Parayı kim buldu.  Kim başımıza bela etti.
 

Tarihteki ilk para


 

Lidya’lılar ve Paranın Bulunuşu

İnsanoğlunun hiçbir icadı para kadar fesat verici değildir.

Sophokles

Para parayı çeker.

Paranın açamadığı kapı yoktur.

Napolyon, savaş kazanmak için şart olan şeyin para olduğunu söylemiş. Tarihe geçen ünlü sözlerini söylemiş.

Para – Para – Para

Bu para denilen olay!

Bu para denilen tatlı bela!

Bu para denilen vazgeçemediğimiz!

Bu para denilen hayatın şartı, asl olanı…

Savaşlar onun için olur, aşklar onun için bozulur, hastalıklarla para olmadan başedemezsiniz.

Yaşamınızı idame ettirmek için para şarttır.

Özet para önemlidir.

Cinayetler, soygunlar, ahlaksızlıklar para için yapılır.

Hayırlar, güzellikler, yardımlar para ile yapılır.

Para kalpleri fetheder, para insanın dünyasını yıkar.

Para böyle bir şeydir.

Parayı anlatacak sayfalar dolusu sözcükler vardır ama tereciye tere satmanında bir anlamı yoktur. Herkes paranın ne olduğu biliyor zaten.

Bakın ünlülerden bazıları ne demişler para için:

Para önden gidip, insana bütün yolları açar.

Shakespeare

Paranın değerini anlamak isterseniz, borç almaya çalışın.

Benjamin Franklin

Paranın saklanması kazanılmasından daha zahmetli bir iştir.

Montaigne

Parayı köleniz yapın, yoksa efendiniz olur.

Bernard Shaw

Bütün kapıları açan paradır.

Moltke

Eğer paranın değerini bilmek istiyorsan, git bir kimseden borç para iste. Benjamin Franklin

Gelelim başımıza bunu kimlerin getirdiğine…
Parayı kimler bulmuş denildiğinde hepimiz Lidya’lılar deriz. Bunu biliriz. Oysa tam anlamı ile onlarmı bulmuş diye sorarsanız. Kimse tam emin değil. Bilinen parayı ilk resmi olarak kullananların Lidya’lılar olduğudur. Belki daha öncede vardır da bilinmiyordur.

Lidyalılar, değerli madenlerden para basmışlar ve kullanmışlar…

Altın ve gümüşten sikkeler yapmışlar.

Lidya Krallığı tarafından devletin ve sarayın resmi arması ile güvence altına alınan sikkeler, altın ve gümüş karışımından oluşan maden parçalarındanmış.

Bundan sonraki gelişmeler bir hayli ilginç!

Parayı kullanmak için, okuma yazma bilmek gerekmiş, hesabı anlamak zorunluluğu da şart olunca, insanların para ile olan hırslarının da etkisi ile daha bir akıllı olma zorunluluğunu hissetmişler.

Daha bir ziyade kafa yormaya başlamışlar.

Böylece herkesin öğrenebileceği bir alfabe geliştirililmiş. Kendilerini eğitmeye başlamışlar. Bu belkide parının getirilerinden; güzelliklerden biri olmuş. Lidya sikkeleri kısa süre içinde gelişmiş.

Dahası da var; Krezüs döneminde altın sikke birimleri saptanmış. Sikke birimi alanında yapılan bu düzenlemeler sonucunda çok daha kesin bir ödeme biçimi doğmuş. Bu ne yapmış?

Malların belli fiyatlarının oluşmasına yol açmış. Bu beyaz altın denen altınla gümüş karışımı sikkeler elips biçimindeymiş. Bir çok şey denenmiş bu sikkelerin yüzlerinde. En sonunda sikkelerin önyüzlerinde krallığın arması, aslan başı, pençesi ya da karşılıklı duran iki aslanın üst bölümleri kabartılı olarak yapılırmış. Bazende bir boğa ile bir aslan olmuş.

Lidya’lılar hakkında daha fazla bilgi edinmek gerekirse:

Eskiçağlarda Batı Anadolu’nun güneyde Karya, doğuda Frigya, batıda Aiolia ve İyonya, kuzeydeyse Demirci (Temnos) ve Murat (Dindymos) dağları ile çevrilmiş bölgesi Lidya adıyla anılırdı.

Herodot’a göre Lidya’da üç kral ailesi egemen oldu.

Bunlardan ilki Atyad hanedanıydı.

Bunu Heraklid hanedanının egemenliği izledi.

İÖ 1200'lerdeki büyük Trak göçünün hemen ardından egemen olan, Trak kökenli bu hanedana Yunanlılar, tanrı Herakles’le bir ilinti kurarak, Heraklidler adını verdi. Herodot’a göre bu hanedan İÖ 1185680 yılları arasında egemenliğini sürdürdü. (alıntı)

Para ile ilgili detayları da gözden geçirelim:

Dünyanın en eski para örnekleri, M.Ö. 7. yüzyıldan kalmadır. Aynı zamanda gerçek anlamda paranın ilk örnekleri olan bu kalıntılar, Türkiye’nin batısında, Lidyalıların yaşadıkları topraklarda bulundu. Fasulye biçimindeki bu madeni paralar altın ve gümüşten yapılmıştı.

Moğol İmparatoru Kubilay Han, askerlerinin maaşlarını kâğıt para ile ödemeye başladı.

Avrupa’da ise kâğıt para ilk kez 1661 yılında Stockholm’de basıldı.

Birkaç yıl sonra İngiltere’de de kâğıt paralar görülmeye başlandı.

Amerika kıtasında ilk kâğıt banknotlar, 18. yüzyılda ortaya çıktı.(alıntı)

Para hayatımızda çok önemli bir yerde, başköşede oturmuş, bizlerle vakit geçiriyor. Önemli olan bizlerinde onunla vakit geçirmemiz tabi asl olan bu. Sadece parayı araç olarak görürsek, onunla ilgili hayallerimizi sabit noktalarda tutarsak, paranın esiri olmazsak, para için birbirimizi üzmezsek, kırmazsak, üzülmezsek!

Mutlaka çok güzellikleri ediniriz…

Nazan Şara Şatana

http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552

http://twitter.com/#!/nazansarasatana

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1081
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2036
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Nazan Şara Şatana (d. 1957, İstanbul), Türk yazar. Eğitim hayatından sonra; Günaydın Gazetesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster