Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1344
 

Parayı seviyorum

Parayı seviyorum
 

Tv kanallarını turlarken bir mesaj aldım.

Mesajın nerde ne zaman geleceği belli olmaz. Bir mesaj yerine ulaştığında kendini 3 saniyede otomatik olarak imha edeceğinden hemen yakalamaya ve hafızama kazımaya çalışırım.

Ayağıma kadar gelen tek ve son şansı değerlendirmek isterim.

İşte İbrahim Tatlıses bir kanal turunda mesajını gönderdi ve gitti. Dedi ki:

"Parayı sev. En azından bir yakının ihtiyaç duyduğunda senden para isterse, onu geri çevirmeyecek kadar!"

Onun kulağıma dolan bu cümlesi, boş değilmişim ki doldurdukça doldurdu beni.

Ben de parayı sevmeyenlerdenim aslında. Paranın gücünü bildiğim halde onun gücünden yoksun kalmakta bir dakika tereddüt etmeyenlerdenim.

İş hayatına girdiğim günlerden bu yana öz eleştirimi yaptığımda hep "daha az" kazanmayı tercih ettim.

İçime sinmeyen başka düşüncelere meyil ederek, daha yüksek gelirler kazanabileceğim işlere sırt çevirdim. Aç da kalsam kimseden para dilenmedim.

Para öyle zorladı ki beni, hayatımın en önemli meselesi olduğunu anlatmaya çalıştı durdu. Onun yokluğunda az uykusuz gece geçirmedim.

Onun yokluğunda az gerilmedim, psikolojim bozulmadı.

O yok diye eğitimlerim eksik kaldı, yönlenmek istediğim alanlara -sadece- yakınlaşmış oldum. Onun sayesinde daha kolay yollar katedebilecekken, ben Nasrettin Hoca misali sağ elimle sol kulağımı tuttum.

Ona sahip olup da değerini bilmeyenlerin boş hayatlarını, çok daha fazla(!) olabileceklerken kendilerine değer katamayışlarını diğer insanlardan daha çok fark eder oldum.

Farkettiklerimi onlara anlattıkça ilginç tepkiler aldım. Kimisi filozof musun sen dedi..

Kimisi kendi paralarıyla daha daha neler yapabileceklerini duyunca gözünü açtı, ağzının suyu aktı ve o duyduklarını görmeye koştu.

Kimisi polyanna dedi bana, "para dediğin elinin kiriydi"..Kimi beni parayla terbiye etmeye kalktı.

Keselerinden bilmem ne kadar parayı bana 1 yıllığına ödünç verebileceklerini, bakalım bu sürede o parayı ne kadar arttıracağımı merak etti.

Bulundukları sıfatlara ulaşmam için kimiler el verdi.

Kimileri bir bataklıktaymışım da, onlar da benim bu bataktan çıkmam için bir vesileymiş gibi hissettirdiler kendilerini.

Ona sahip olunca insanlıklarını yitirdiklerine şahit oldum kimi zaman.

Bir var bir yok olduğun hayatta para mı baki kalacak.

Paraları varken yok, yokken var olanları gördüm. Hepsini görebildim ve onların hayatlarından kendime pay çıkardım.

İbrahim Tatlıses'in bir cümlesi bunları hatırlattı bana.

Paranın -benim olmasa da- varlığının düşünce yapımın biçimlenişinde ne kadar büyük bir katkısının olduğunu hatırlattı.

Bu kadarla da kalmadı düşündüklerim.

Çocukluğumda karşı komşumuz Nükhet'in hiç harçlık almadığını hatırladım.

Bir çocuğu zengin edecek cömertlikteki harçlıklarımı o ve diğer arkadaşlarımla bölüştüğümü..

Her bakkala girişimde Yasemin'i de, Zübeyde'yi de, Nur'u da düşünerek kendime her ne alıyorsam çifter çifter aldığımı..

O yaşlarımda kazanmadığım paranın bonkörü olduğumu hatırladım. Yani paranın benim için çok ama çok değerli olduğunu..

Arkadaşlarımın acilen paraya ihtiyaç duyduğu zamanlarda bende yoksa bile olan arkadaşlarımdan borç istediğimi..

Kendim için bile borç istemeyecekken , sırf bir arkadaşım çaresizliğinden kurtulsun diye fedakarlık ettiğimi..

Sosyal ortamlarda yalnız kalmamak için ya da izlediğim bir tiyatro oyununu bir tutkunuyla paylaşmak için..

Sevgimi ifade etmemin bir yolu olduğu için yanımda sürüklediğim insanların hiç de az olmadığını hatırladım.

Hastalıklarda, ölümlerde, kayıplarda ve hayallerde yokluğunu hissetirmemek için çabaladığımı, bu çabalarımda "keşke daha çok param olsaydı" diye hayıflandığımı..

Emeğimin tam karşılığını almaktan vazgeçtiğim zamanları, peşinden koşabilecekken tenezzül etmediğim alacaklarımı, yok yere çar çur ettiğim kaynaklarımı..

Ve daha neler neler aydınlandı içimde.. Sadece bir cümleyle..İbrahim Tatlıses bir mesaj verdi bana. Aldım ben de..

Anladım ki, daha güçlü durmayı, hayatın acı tatlı sürprizlerine göğüs germeyi, sevdiklerimle paylaşmayı istiyorsam parayı sevmeliyim.

Onun yokluğuyla manen nasıl zenginleştiysem, varlığının da insanlığıma katkısının olacağını görmeliyim.

Evet.. İdrak kanallarım açıldı..

Ben -artık- parayı seviyorum!!! (Belki hep seviyordum da kendimle yeni yüzleştim.)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

senin gibi çok geç açıldı. Ama açıldı da ne oldu? hiçbir şey. Aynen senin gibiyim. Eğer olurda bir gün buluşursam çil çil paralarla o zaman ne yapacağımı gayet iyi biliyorum. Ağlaya ağlaya yok edeceğim, teker teker yakacağım bana yaşattırdıkları için sonrada sefamı süreceğim, hafiften dağıtacağım yani... Sonra da nasıl çoğalta bilirimin yollarına düşüp dağıtacağım; yoksulu üretiminin içine katıp artı değer yaratacağım. mao'nun da dediği gibi onlara 'balık yemeyi değil, balık tutmayı öğret'eceğim... çok güzel bir yazı kendimi yine sende bulduğum bir yazı. sevgiler...

Ruksan İLDAN 
 31.05.2007 19:51
Cevap :
olduğu sürece sakınmadan, paylaşıma açık ortak bir hesap.. güzel bir ideal ve idealler er ya da geç gereçekleşir.. biz kurmaya devam edelim!!!  06.06.2007 23:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 30.12.06
 
 

Yazmadan duramaz. Öğrenmeden duramaz. Sevmediği yerde durmaz.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster