Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '18

 
Kategori
Kimya
Okunma Sayısı
580
 

Parfüm Gerçeğine Dair

Parfüm Gerçeğine Dair
 

Sümer Arkaik Hanedanlığı dönemine ait koku amaçlı kullanılan obje


Bugün sizlere güzel kokulardan, bu güzel kokuların oluşum aşamalarından ve Kimya Biliminin sanatsal yönünden kısaca bahsetmek istiyorum.

Neden parfümler?
Kokunun, insanlar üzerindeki etkisi herkes tarafından bilinen bir şeydir. Güzel kokular insanları daima pozitif etkilemiş, temizlik, ferahlık, güzellik, hatta güç ve zenginlik algısı oluşturmak amaçlı kullanılmıştır.
Bugün lüks bir sektör olmasına rağmen gücünden hiçbir şey kaybetmeden, yoluna devam eden, tamamen kimya temelli bu parfüm kavramına ve tarihsel süreçteki gelişimine bir göz atalım.
Parfüm, kozmetik endüstrisinde en büyük rekabetten ve prestij savaşlarının yaşandığı alanlardan biridir.
Gizli formülleri, büyük Ar-Ge laboratuvarları, ünlü isimlerin yer aldığı reklam kampanyaları, özel tasarımlı şişeleri ve çok yüksek rakamlara çıkabilen ürün ?yatları ile kozmetik sektörü içerisinde ayrı bir yere sahiptir.

Kokunun Dünü Bugünü
Bu yüzden bu alanla ilgili bu ilk araştırmaların gerekli olduğu düşüncesinden yola çıkılmıştır.
Tespit; “koku” kavramını; edebiyat, sanatın her dalı, tarih ve hayatın her anıyla birleştilebilecek çok özel bir alandır.
Parfüm kavramı, tıpkı cennet hakkında konuşma gibidir ve insanlık tarihi kadar eskidir.
Çiçeklerle dolu, yemyeşil bir dünya düşleyin, böyle bir dünyada yaşayan insan için çiçek kokularından veya başka güzel kokulardan, ilk parfümün nasıl elde edildiğini tam olarak bilmek imkânsızdır.

Parfüm Nedir?
Parfüm, tanım olarak kokulu yağlar, aromatik karışımlar ve çeşitli kimyasal maddelerden elde edilen, insan vücudu, çeşitli nesneler ve ortamlara güzel koku vermek amacıyla kullanılan karışımların genel adıdır.
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde parfüm kelimesi "güzel koku" ve "şişelenmiş güzel koku" olarak tanımlanmıştır.

Parfümeri, bir koku sanat formudur.
Geçmişi binlerce yıl öncesine dayalı, Tantrik ve Hermetik sanat olarak ifade edilmektedir.
Kadim şişelerde binlerce yıl ötesinden günümüze dek ulaşabilen, bilgiler, efsaneler, ritüeler eşliğinde bize ulaşan kokulu yağlar ve parfümler bugüne kadar insanoğlunun ürettiği en aziz öğeler arasında yer almaktadır.

Parfümün Tarihçesi
Mezopotamya, Sümer arkaik Hanedanlığı dönemine ait koku amaçlı kullanılan obje, 3000 M.Ö. AD kireçtaşı.
Mezopotamya’da kazılardan çıkan bir buluntu son derece önemlidir. Öküz başı şeklinde şekillendirilmiş bu obje sadece parfüm koymak amaçlı değil, aynı zamanda bir güzellik niteliği olarak, dini nedenlerle de kullanılmıştır.
Bu olağanüstü nesne, çok önemli bir zaman dilimine tanıklık etmektedir.
Parfüm, 4000 yıl önce Sümerler tarafından geliştirilmiştir.
Sümerler, dünyada ilk damıtma ve ekstraksiyon tekniklerini geliştiren medeniyettir.
Bu tekniklerle güzel kokulu bitkilerin özünü çıkarmayı keşfettiler. Parfümden önce güzel kokulu tütsüler kullanılırdı. Ateşin keşfinden sonra ağaç ve çalıları yakan insanlar muhtemelen bazı bitkilerin güzel kokular yaydığını fark etmiştir. Ancak bu ağaç ve bitkileri tanıyıp onlardan tütsü yapmaları uzun yıllar almıştır. Çinliler’in Neolitik Dönemde (Yeni Taş Devri) tütsü yakmayı bildiği ve M.Ö. 2.000’den itibaren de dinsel amaçla yaktıkları biliniyor. Yine, tarçın ve günlük ağacından yaptıkları tütsüleri yaktıklarını gösteren belgeler mevcuttur.
Sümerler tarafından da bilinen parfüm ve tütsünün, bu uygarlığın devamı niteliğindeki Babil de de koku biraz daha geliştirilmiş ve daha metoda dayalı bir aşamaya geçilmiştir diyebiliriz. Babil’iler de tütsü kullanırdı.
Tütsü yakmayı Çinliler ‘den öğrenen Hintliler ve Mısırlılar için koku, günlük yaşamın parçası olmuştur.
Mısır’da 6-7 bin yıllık mezarlarda tütsü yapmakta kullanılan ağaç reçinelerine rastlanmıştır. Bu buluntular, tütsünün bilinirliğinin kanıtı mahiyetindedirr.
Tütsü, Çinlilerden sonra diğer kültürler tarafından da dinsel amaçla, hastalık tedavisinde ve kötü ruhları uzaklaştırmak için kullanılmıştır. Bu gelenek günümüze dek ulaşmıştır.
Parfüm yapmak Sümerler’in damıtma ve ekstraksiyon tekniklerini keşfi sayesinde gerçekleşmiştir. Sümerler, damıtma cihazını M.Ö. 3.500’de kullanıyordu. Bu cihaz çift dudaklı seramik bir saksıya benziyordu. İçine şarap konulup kapağı kapatıldıktan sonra alttan ısıtılan cihazın, üstteki iki dudağı arasında damıtılmış alkol toplanıyordu. Şarabın içine kuru çiçek konulup birlikte damıtılarak alkolle karışık halde bitki esansı elde edilebiliyordu ki bu da aslında mevcut parfüm tarihinin Macar suyu ile başlamadığının da kanıtıdır.
Ekstraksiyon cihazı da damıtma cihazı gibi çift dudaklı bir saksıya benziyordu ve iki dudak arasında saksının içine doğru açılmış 5-6 delik vardır.

Sümerler önceleri parfümü güzel kokmak için değil vücutlarını yağlamak için kullandı.
Çünkü kokulu yağların kötü ruhları uzaklaştırıp kendilerini güçlendireceğine inanıyorlardı. Parfümlerle ölülerin de vücudu yağlanırdı. Bu amaçla en çok kullanılan malzeme mürdü.
Mür bu yönüyle iki dünya arasında adeta bir köprü olma özelliğine sahipti. Bu köprünün kokusu duyulan, hoşa giden, etkileyen mistik bir öge üzerinden kurulması da son derece anlaşılabilir bir durumdur. Bugün bile.
Babil ise o tarihte antik dünyanın başkenti idi. Ve böyle bir oluşumun yani parfüm yapılmasının orada olması da son derece normaldi. Yazılı kayıtlarda adı geçen dünyanın en eski parfüm yapımcısı, M.Ö. 2. bin yılda yaşamış olan Tapputi adlı Babilli bir kadın kimyagerdir.

Bu tablet dünyadaki ilk kimyager kabul edilen Taputti adında Babil sarayında yaşayan bir kadından, onun laboratuvarından ve onun çiçeklerden koku elde edip parfüm yapmasından bahsetmektedir.
Ünlü asma bahçelerinde açan bin bir çeşit çiçekten parfüm yapmak fikri kime yanlış gelebilir ki?
Semiramis tarafından yapıldığı rivayet edilen, Babil’in Yaklaşık 4 bin yıl önceden kalan başka bir parfüm atölyesi ve damıtma cihazları ise 2005’yılında Kıbrıs’ın kuzeyindeki Pyrgos kasabasında bulunmuştur. Kalıntıları Kıbrıs’ta bulunan bu fabrikanın dünyadaki ilk parfüm fabrikası olduğu kabul edilmektedir.

Abbasiler Dönemi’nde İslam dünyasının kimyagerleri parfümü Avrupa’ya tanıtmıştır. Önceleri kötü ruhları uzaklaştırmak gibi daha çok kutsal amaçlar için kullanılan parfüm, daha sonra Mısır ve Babil’de yalnızca güzel kokmak amacıyla kullanıldı.
Abbasi Halifesi Harun Reşit’in kimyacısı El Cabir, döneminin en gelişmiş kimya laboratuvarına sahipti. Yazdığı kitaplarla, Avrupalıların kimyanın prensiplerini anlamasını sağlamıştır.
Onun modernleştirdiği damıtma ve ekstraksiyon teknikleriyle, parfüm için gerekli uçucu yağları üretmek kolaylaştı. Yazdığı 100’den fazla kitabın 70’ini Avrupalılar Latince’ye çevirdi.
Abbasi döneminin diğer önemli kimyacısı El Kindi’dir. Onun kitabı “Kimya al-Itr Watt-Tas Isdat 3” adlı eseri tamamen parfüm yapma ve damıtma hakkındadır. Avrupalılar El Cabir ve El Kindi’nin kitaplarından, kimya tekniklerini ve parfüm yapmayı öğrenmiştir demek yanlış olmayacaktır.
Önce İtalya’daki bazı rahipler M.S. 1200’lerde İslam dünyasının kimyagerlerinin geliştirdikleri teknikler ve formüller yardımı ile parfüm yapmaya başlamışlardır. O güne kadar parfümlerde alkol kullanılmamış olması; muhtemelen İslami inanç sistemi ile alakalıdır. Macar kraliçesi Elizabeth’in isteği üzerine 1370’te “Macar Suyu” adı verilen bir kolonya üretilmiştir.

Koku Tarihi ve Türkler
Türkler tarihi ipek ve tütsü yollarının üstündeki egemen konumları ile bu süreç de daima var oldu.
Osmanlı imparatorluğu döneminde bugün Gülhane olarak bilinen yer de gül yağı/ gül suyu üretimi yapılır ve günlük hayatta gülsuyu çok yoğun bir şekilde kullanılırdı. Bunlar gülabdan denilen altın veya gümüşten yapılan özel kaplar ile konuklara sunulurdu.

Fransa’da parfüm üretimi 16. yüzyılda İtalyan uzmanlarca geliştirildi. Parfüm için gerekli çiçekler de Fransa’da yetiştirildi ve Fransa parfüm merkezi oldu.
Orta Çağ’da sık banyo yapmayan Fransızlar, vücut kokularını parfümle kapatmak için bolca parfüm kullanırdı. Günümüzde Avrupa’nın parfüm merkezi İtalya ve Fransa’dır. Parfüm kelimesi, Latince “perfumum” yani buharın içinden kelimesinden gelir.
Almanya- Köln’de üretilen dünyanın ilk kolonyasının bir reklamı Esans, Parfüm ve Kolonya İçerdikleri aromatik madde miktarına göre ticari ürünler farklı şekilde adlandırılır.
Esans:%20’den fazla, Eau de Parfume: %15, Eau de Toilette: %10, Eau de Cologne: %5 ve Tıraş losyonu: %1 aromatik madde içerir. Esans, çiçek ve kokulu bitkilerden elde edilen uçucu yağlardır ve damıtma veya sıkma yoluyla elde edilirler.
Bazen karışım fermente edilir ve kokunun kalıcılığını sağlayan sabitleştirici (fiksatif) eklenir. Parfüm, değişik oranlarda alkol ve farklı esanslar karıştırılarak yapılır. İngiltere Kralı VIII. Henry ve daha sonra tahta geçen kızı I. Elizabeth özel parfümler ürettirirdi.
Kolonya, Almanya’nın Köln kentinde berberlik yapan İtalyan G. P. Feminis’in 1709’ da ürettiği ve “Eau de Cologne” (Köln Suyu) adıyla bilinen karışımdır.
Alkolde çözülmüş limon, turunç, portakal ve bergamot esansları içeren karışım, diğer ülkelerdeki benzer ürünlere de kolonya denilmesine neden olmuştur.
Kolonya bir gün içinde meşhur olunca İtalyan berber, yeğeni Farina’yı işin başına getirip işi büyüttü. Yedi yıl savaşları sırasında Fransız, Avusturyalı ve Rus askerler kolonyayı ülkelerine götürüp tanıttı.
Yoğun parfüm talebinin bir sonucu olarak ilerleyen zamanlarda devreye sentetik kokular da girmiştir.
İlk sentetik parfüm nitrik asit ve benzenden yapılmış nitrobenzendir.

Bu ilk sentetik koku badem kokusu verir ve genellikle sabun kokusu olarak kullanılmıştır.
1868 yılında William Perkin tarafından kumarin sentezlemiştir.

Berlin Üniversitesi'nden Ferdinand Tiemann ise sentetik menekşe ve vanilya üretmiştir.

Alpha-Ionone(Menekşe kokusu)
Francis Despard Dodge, Amerika Birleşik Devletleri'nde, sitronella yağı ile elde edilmiş ve limon benzeri bir kokuya sahip olan citronella'yı deneyerek, gül benzeri bir kokuya sahip bir alkol olan sitronellol'ü sentezlemeyi başardı.

Farklı sentezlerde elde edilen, bu bileşikler, tatlı bezelye, nergis, sümbül ve zambaklarının kokularını verir.
Son dönemlerin en gözde bileşiklerinden biri de Ambroxdur.

Ambrox genellikle parfüm kompozisyonlarının temel notalarından biri olarak kullanılır. Birden fazla sentez yolu vardır.
Son yıllarda çok sayıda sentetik koku üretilmiştir.

Tıpkı parfüm sanatı yüzyıllar boyunca ilerledikçe, parfüm şişesinin sanatı da aynı şekilde ilerlemiştir. Parfüm şişeleri içinde bulundukları yağ kadar titizlikle seçilir
Günümüzde parfüm şişeleri bile, başlı başına bir sektördür. Bu sektör, içindeki ürünün kalitesine, farklı ekonomik gelirlere ve kültürlere sahip insanların beğenilerine göre değişen birlerce farklı model ve malzeme ile şişeler üretilir.

Peki ya bugün parfüm endüstrisi ne durumdadır?
Yanan ateşin kokusundan başladığı düşünülen serüven bugün adeta bir çılgınlık noktasına ulaşmıştır.
Olayın ekonomik boyutu son derece büyüktür. Kokunun sadece kendisi değil ambalajı bile başlı başına devasa bir sektördür.
Madalyonun parayla ifade edilemeyen diğer yüzüne gelince; orası bambaşka bir dünya olup, kadim bilgidir, gelenektir, prestijdir.
Parfüm ülke bazında gelişmişlik piramidinin en tepesindeki üründür.
Olaya bireysel olarak baktığımızda ise karakterimizin altını çizen bir çeşit kartvizittir denilebilir. Ülkemiz çok değerli bitkisel kaynaklarının bir bölümünü bu sektöre kaydırmalı ve bu sektörün ne kadar güçlü olduğunu fark etmelidir.
Ayrıca parfüm yapımında kullanılan tek bir uçucu yağın içinde bile yüzlerce farklı kimyasal bileşen olduğu gerçeğinden yola çıkara bunun yüksek kimya bilgisi gerektiren mutlaka laboratuvarda AR-GE si ve ilgili testleri yapılması gereken bir ürün olduğu gerçeğini kesinlikle gözden kaçırmamalıdır.
Kozmetik Fakülteleri kurulmalı ve parfümörlük ya da parfüm kimyagerliği buradaki alt eğitim alanlarından biri olmalıdır.
Şayet iş esans karıştırmak kadar kolay ve koklamak ile sınırlı olsaydı bugün dünya üzerinde yüzlerle ifade edilecek kadar az uzman ve ülkemizde bunu yapan tek merkez ve tek kimya profesörü olmazdı gerçeği gözden kaçırılmamalıdır.
Sümerlerden günümüze ulaşan parfüm ve güzel kokulu ürün alışkanlığı, önemli bir pazar yarattı.
Günümüzde yıllık parfüm tüketimi yaklaşık 50 milyar dolara ulaşmıştır.

Türkiye bu alana yapacağı yatırımlar ile bu pazarın ana oyuncularından biri olabilir.

Bu hiç de zor olmayan gerçekçi bir hedeftir.


Saygılarlarımla..

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi/Kozmetik
Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü

48000 MUĞLA


Kaynaklar
1-) Müge Çiçeğinin (Convallaria Majalis) Bazı Biyoaktivitelerinin Belirlenmesi Ve Diğer Bazı Çiçeklerle Birlikte Parfüm Tasarımında Kullanılabilirliğinin Araştırılması. Sıla Nezahat-Daşdemir. 2017(Y.L tezi)
2-) Beyaz Yasemin Çiçeğinin (Jasminum Officinale) Bazı Biyoaktiviteleri İle Koku Bileşenlerinin Araştırılması Ve Parfüm Tasarımında Kullanılması. Sedef-Aşık. 2017(Y.L tezi)
3-) Datça Papatyasının Bazı Biyoaktif Bileşenlerinin Belirlenmesi; İlaç Ve Kozmetik Endüstrisinde Hammadde Olarak Kullanılabilirliğinin Araştırılması. Begüm Pınar -Demirkent. 2015(Y.L tezi)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1185
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster