Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '10

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
296
 

Parıltılar

Parıltılar
 

Biz ne zaman büyüdük acaba merak ediyorum... Merak ... Evet. Acaba gerçekte küçükken mi büyüktük. Büyüdük mü küçüldük. Küçük yüreklerimiz nede büyükmüş, değil mi?

Biz büyüdük istemesekte... Biz büyüdük hızla isterken de... Gördük ki beklediğimiz gibi değil. Çocuk olmak istedik en büyük halimiz o imiş.
Kaçımız beğenmediğimiz hareketler için ben büyüyünce yapamayacam, yapmam, yapamam dedik.Ve malesef yaptık ya da maruz kaldık.
Parıltılarımız var dı, sevdiğimiz insanlar, belki öğretmenimiz, belki mahalenin yakışıklısı, güzeli, aile büyüklerimizden biri birkaçı, televizyondan beğendiğimiz artis, artis derdik, okuduğumuz kitap kahramanı... Güzel anılar. Bazıları ise buruk ne yazık ki, bize parıltı olan kişi umduğumuz kişi değil ise çok üzüldük, oysa onu nekadar çok sevmiştik. Bağrımızdaydı hep, hep bizimle idi... Meğerse onu biz varetmişiz taki gerçeğini görme imkanımız olana dek. Çocuk yüreğimizle nede üzülmüşüzdür... Ama büyükken daha üzücüdür, acısı farklıdır ...

Dostluklara önem verdik. Sayısını fazla tutanlar da bunlardan birkacını daha özel tutmuştur, sayıca çok arkadaş istemeyip sadece dost isteyenler de olmuştur ve iki üç candan arkadaş bulabilmişsek gerçek dostluk budur, çünkü gerçeği zor bulunur.

O halde kıymetini bildik dostlarımızın. Dost oluncaya dek sınamalardan, zorluklardan geçtik, bazen de kırk yıllık tanıdığımızmış gibi ısındık sevdik, iyi günlerimizi paylaştık ya üzüntülerimizi elbette, araya ayrılık gireceğini düşünemezdik tabiki ve düşünülmemeli de biz Dostuz. Dostlukların küçük sebeblerden bitmesi büyük kabahat, işi bu kadar yokuşa sürülmemeli bazen de güzel diyeceğim barışması kolaydır, insan dayanağı olduğun da bile yorulabiliyor, yanılabiliyor, taşabiliyor demk ki. Kendimizle de anlaşamadığımız olmuyormu? Oluyor, kendimize kızmıyor muyuz? Kızıyoruz, cezalandırıyoruz ama kendimizle devam ediyoruz. O zaman benim dostum dediğin kişi de sendense onsuz olmamalı. Bence önce barışan asıl dosttur. Ne güzel barışabileceğin candan arkadaşın olması. Tek başına hayatı üstlenmemişsindir. Dostluklarda anlaşmazlıklar olabilir, ayrılıklar çok nadir, kısa süreli olursa makbuldur; tekrar güçlenmesi için kısa bir tatil, beyni yüreği arındırma olmalı. Kötü ayrılıklar da, tekrar barışsan da zordur sanırım. Ne derler kopan ipe düğüm atıp bağlarsan en sağlam yeri orasıdır ama en çok ta orası acıtır.. İşte küçük olsaydık küsmece böyle mi olurdu... En çok sevdiğin acıtır, en çok sevdiğini acıtırsın. Madem büyüdük büyük olalım, küçüklüğümüzde ki büyüklükle gayret edelim.

Büyüdük ama asıl yürek küçüklüğümüzdekiymiş, kazanma telaşlarına kapılmalar, kariyer tutturmaları, lükse düşkünlük, kıskanmalar vb.vb.

Hayatın çekilmezliklerini hafifleten dostlarımıza, parıltılarımıza sahip çıkalım, parıltılarımız sönmesin. Tüm dost yüreklere sevgi, sıhhatler

nuran becerikli

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1014
Kayıt tarihi
: 01.06.10
 
 

Yaşamın içinden biri... Doğayı, Tiyatroyu, fotoğraf çekmesini, değişik tadları, yemek yemeyi, okumay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster