Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1700
 

Paris´te hüzün

Paris´te hüzün
 

Paris´e gidenler bilir; eğer yanınızda bir sevgiliniz varsa ve yüreğinize henüz hüznün tohumları ekilmemişse, gezilecek çok yer vardır sizin için Paris´te. Seine nehri üzerinde romantik bir tekne turu yapmak, Şanzelize caddesinde elele yürüyen aşıklar kervanina katılıp, Edith Piaf´la Marcel Cerdan´nin bulustuklari anı tahayyül etmek ve Eyfel kulesinin karsisindaki atli karincaya binmek bunlardan sadece birkacidir; ama yolunuz bir gurbetten digerine intikal etmisse ve efkâr denen o yamali hirka üzerinize agir bir hastalik gibi yapisip kalmissa, gidilecek tek yer vardir sizin icin; Père Lachaise Mezarlığı... Yilmaz Güney, Ahmet Kaya ve Edith Piaf gibi ünlülerinde ebedi mekani olan; sadece Pariste ölenlerin gömülme hakkini elde ettikleri o meshur kabristan; karsi konulmaz, gizemli bir hüzne davet eder tüm hüzünbazlari..

2 günlük uykusuzluguma ve yorgunluguma aldirmadan Paris sokaklarini Farid Farjad´in golha hüznüyle adimlamaya basladim. İsmini Lady Diana ile birlikte tanidigimiz La Fayette galeriden bir kac parcalik mütevazi bir alisveris yaptiktan sonra, yorgun adimlarim beni Notre Dame katedralinin karsisinda, Shakespeare and Company kitapcisinin bir kac adim ötesinde bulunan kücük bir parka getirdi. Havanin günesli olmasini firsat bilenler cimlere uzanmislar, kitap okuyarak ya da uyuyarak dinleniyorlardi. Ben de yorgunluguma daha fazla direnemedim ve alisveris posetimi agriyan basimin altina yastik yapip, kendimi uykunun teselli eden kollarina biraktim. Bir kac dakikaligina da olsa yasadigim o koyu hüznün ve yüregimi sarip sarmalayan o acinin yaralarini unutmak istiyordum. Gerci artik uykularin da teskin eden ve anne kucagi tadindaki sefkati kalmamisti. Ne zaman uykuya dalacak olsam, bilinc altimdan gelen fantastik sesler sicrayarak uyanmama neden oluyordu. Parkta uyuyarak gecirdigim birkac dakikalik zaman diliminden sonra da yine böyle bir sesle uyandim. Ridvan ismi fisildanmisti bu defa yüregime. Kendime gelip düsünmeye basladim bu ismin anlamini. Yanilmiyorsan cennet meleginin ismiydi Ridvan. Yaradanin beni teselli ettigini düsünerek, gücümü ve yitip giden ümitlerimi tekrar toparladim ve metroyla Père Lachaise Mezarlığı´nin yolunu tuttum.

Mezarligin girisindeki bekci, Ahmet Kaya´nin ismini duyar duymaz eliyle sag tarafi isaret etti. Bekcinin gösterdigi yolda ilerlerken, sira sira dizilmis mezarlarin ilk sirasinda, cicekler arasinda tanidik bir isim göz kirpti bana; Yilmaz Güney´in mezariydi bu. ölüm yildönümünün üzerinden birkac gün gecmisti ve belli ki sevenleri O´nu burada da yalniz birakmamisti. diger mezarlarda olmayan cicekler, gelip gecen turistlerin de dikkatinden kacmiyordu. Onlarin ciceklere bakisi beni gururlandirmisti. insan egosu böyle birseydi demek ki. Bir ölüden bile pay cikarip, beslenebiliyordu bu canavar.

Günesin yavas yavas etkisini kaybettigini hissedince, Ahmet Kaya´nin mezarini bulmak icin acele etmem gerektigini anlamistim. Yalniz bu is sandigim gibi kolay olmayacakti. Kelimenin tam anlamiyla yer yarilip yerin dibine girmis birini ariyordum ve mezarlikta kimse kalmamisti. Aramaktan yoruldum ve vazgecerek giris kapisina geri döndüm. Kapidaki bekcinin yari öfkeli, yari saskin bakislarini görünce iyice tedirgin oldum. Bekci kapinin kapali oldugunu ve onu takip etmem gerektigini isaret ederek anlatti bana. caresiz pesine düstüm, bekci önde ben arkada, nereye gittigimizi ve neden mezarliklarin icine dogru gittigimizi bile soramadan yürüyorduk. Korkum daha da artmisti. Ölümümün hic bilmedigim bir ülkede 2 metre boyunda bir zencinin elinden olmasi olayi daha da trajikomik bir hale getiriyordu. Üstelik hunharca katledisimi anlatan 3. sayfa gazete haberleri de bilmedigim bir dilden olacakti. Ben türlü senaryo ve korkularla ilerlerken kücük bir sokaga acilan 2. kapi nihayet görünmüstü. Disari cikip, derin bir nefes alinca acliktan da ölecegimi o zaman farkedebildim.Midemde kalan deniz ürünleri salatasinin icindeki karides, ahtapot ve bilumum börtü böcek takimi son dansini bitireli cok olmustu. Acilen yemek yiyebilecegim bir mekan bulup, hayatin icine karismak üzere Père Lachaise´den ayrildim . Ve Hüznün davet ettigi her yere icabet edilmeyecegine, hayatin herseye ragmen yasamaya deger olduguna o zaman karar verdim; Cünkü klavuzu hüzün olanin, haberi 3. sayfada cikiyordu, hem de bilmedigi bir dilde..:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Onların Eksikliğini hep yaşayacağız.. bende 14 Martta gitmek istedim.. ama kar fırtına.. derken.. sanki birşeyler gitmemi istemiyordu oraya.. Pariste her gezdiğim caddede onlara doğru gidememenin buruklugunu yaşadım.. Gökyüzüne baktim o gece içimden ve derinden komaya girmiş bir sesle.. selamlastim.. Umarim hep düşlerimizde kalirlar.. Yazinizi okuyunca hüzünlendim.. Kaleminize sağlik..

ToprakBir 
 02.04.2013 16:34
Cevap :
ilginiz ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Sanırım aynı toprakların hüznünü paylasiyoruz sizinle..selamlar. ..  02.04.2013 20:43
 

umarım hiç bir zaman hunharca katledilmezsiniz ve yazılarınızı paylaşmaya devam edersiniz.

SAYKO 
 30.03.2013 15:00
Cevap :
Cok tesekkur ederim. Selamlar..:)  30.03.2013 21:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 23.03.13
 
 

Almanya'da yaşıyorum. Yüzüyorum, yürüyorum, yazıyorum. Bazen iş arıyorum, buluyorum; sonra yine v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster