Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof Dr İrfan Serdar Arda

http://blog.milliyet.com.tr/driserdararda

17 Kasım '15

 
Kategori
Çocuk Sağlığı
Okunma Sayısı
842
 

Parmak Bebek ve Cerrahi

Cerrahinin tarihi, eğer zorlanacak olursa antik çağlara dek götürülebilir. Olasılıkla ilk yapılan cerrahi işlem ortopediye ait olmalı. Çünkü, insanoğlunda merak duygusunun uyanmaya başlaması, onu aynı zamanda travmalara da açık hale getirdi. Kazalar sonucu kırılan kemiklerin onarımı hakkında çok eski bilgilere sahibiz. Bugün kullandığımız yöntemlerin atası sayılabilecek bazı cerrahi işlemler ile ilgili yazılı belgeler, eski zamanlarda kayda geçmiş ve tarih kitaplarının sayfalarında yerlerini almış.  Bugün uygulayageldiğimiz anlamda cerrahi girişimler ile ilgili gelişmeler ise, dünyamızda bilim ve sanat alanında yeni sayfaların açıldığı gizemli zamanlar olan, 15-16. yüzyıllara denk geliyor.

 

Çocuklara cerrahi işlemlerin uygulanması ile ilgili bilgiler de bu zamanlardan başlıyor. Erişkinlere benzer sorunların çocuklarda da görülmesi, aynı yöntemlerin çocuklarda da uygulanabilmesini sağlamış. Bu nedenle, neredeyse 20. yüzyılın başlarına kadar, çocuklarda gerçekleştirilen cerrahi işlemler hep erişkinlerin kopyası olmuş. Doğumsal sorunlarla doğan çocuklar ise ya farkedilmeden ölmüş ya da onulmaz diye kaderine, yani ölüme terkedilmiş. Kimbilir, belki de anomalili bebekler Tanrı’nın verdiği bir gazap olarak nitelendirilmiş ve onu doğuran kadın, ailesi ve yaşadığı toplum lanetlenmişti o zamanlar!

 

İlk olarak tedavi uygulanan doğumsal anormalliklerden biri, yemek borusunun bir bölümünün olmadığı bir bebekti. Bu bebekler, yemek borularının devamlılığı olmadığı için, tükürük ya da anne sütünün soluk borusuna kaçıp tıkaması sonucu ölmekteydiler. 18. yüzyıl içerisinde, böyle bir bebeğin midesine tüp yerleştirmeyi akıl eden bir cerrah, o bebeğin yaşamasını sağlamış. Bu bebeklerin günümüzdeki anlamda başarılı cerrahi onarımları ise ancak 1940’lı yıllardan sonra gerçekleşebildi.

 

20. yüzyılın ortalarına dek, değil bebeklerin, büyük çocukların bile cerrahi gerektiren sorunları sadece birkaç merkezde tedavi edilebiliyordu. Eğer hasta bir çocuk ise, kaybedilmesi de zaten beklenen bir durumdu. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin büyük savaşlar sırasında ivmelendiği ve büyük buluşların da bu zamanları izlediği tezi tıp için de geçerli. İkinci Dünya Savaşı, tıp alanında bir çok yeni teknik ve yöntemin, ya denenerek ya da olanaksızlık nedeniyle yaratılarak geliştirilmesine yol açtı.

 

Bu dönemden sonra değişen bir bakış açısı, çocukların da artık büyükler gibi ameliyat edilebilmelerini sağladı. O zamana dek “büyüklerin küçük hali” olarak görülen ve büyüklere uygulanan tedavinin “küçülmüşünün” çocuklara da uygulanabileceğini varsayan anlayış, “çocuğun bir büyüğün küçülmüş hali olmadığı, aksine sadece anatomik değil fizyolojik ve biyokimyasal olarak da erişkinden farklı olduğu” anlayışı ile yer değiştirdi. İşte bu andan başlayarak çocuklar için erişkinlerden farklı hekimler, bakıcılar, cerrahi yöntemler, aygıtlar ve hastane servisleri oluşturulmaya başlandı. 1940-60 yılları arası, bu konuda hemen her gün bir yeniliğin uygulamaya sokulduğu zamanlar oldu.

 

Tarhsel geçmişin ilginç ve de belki günümüzde komik gelecek bir yönü, ilk cerrahların aslında berber olmalarıdır. Öyle ki, berberlik üzerine yapılan bir uzmanlık eğitimi oldu yıllarca cerrahi. İngiltere’de ilk cerrahi birliği, “berberler ve cerrahlar” adını taşımaktaydı. Tarihte ilk yapılan cerrahi girişim olduğunu tahmin ettiğimiz kırıklarla uğraşan ortopedi, aynı zamanda Çocuk Cerrahisinin de atasıdır. Sözcük anlamı olarak bakıldığında, “düzeltme” anlamına gelen “orthos” ile “çocuk” anlamına gelen “paedia” sözcüklerinin bileşimi olan “ortopedi”, belki de ilk kez çocuklarda uygulandığı için bu adı almıştı. Bu nedenle, Fransa’da, yıllarca çocukların cerrahi işlemleri ortopedi klinikleri içerisinde gerçekleştirildi.

 

Günümüzdeki anlamıyla Çocuk Cerrahisi ise, ancak 1970 ‘lerden sonra uygulanmaya başladı.  İşi sadece çocuk olan cerrahların 50’li yılların sonlarında başlayan kişilik kazanma savaşları, bu yıllarda meyvelerini vermeye başladı ve dünyanın birçok yerinde Çocuk Cerrahisi klinikleri kuruldu. Çocuklardaki birçok sorunun aslında erişkinlerde görülenin bir kopyası olmadığı da bu tarihten sonra anlaşıldı. Üstelik, çocuklarda sadece erişkinlerde görülen, örneğin apendisit gibi sorunlar yoktu. Sadece çocukluk çağında görülen, erişkinlerde hiç görülmeyen çok sayıda sorun da vardı.

 

Bunların içinde en önemlileri doğumsal olanlardı. Ancak bebek doğduktan sonra ortaya çıkan bulgular ile anlaşılabilen ve günümüzde ilkel sayılabilecel röntgen teknikleri ile tanımlanabilen bu doğumsal anormallikler artık ameliyat edilebilmekteydi. Ancak, belki de ameliyat etmek işin en kolay tarafıydı. Zor olan, ameliyat sonrasında bebeği yaşatabilmekti. O zamanlar, “önce Allah sonra sen doktorum” düşüncesi ile tevekküllü bekleyiş, kadere razı olmanın başka bir anlatımıydı aynı zamanda.

 

80’li yıllarda yenidoğan bebekler ile ilgili çok önemli gelişmeler olmaya başladı. Önce, bu bebekler için özel yoğun bakım birimleri oluşturuldu. Daha sonra bu bebeklerin hastalıkları üzerine eğitim alan hekimler ve personeller yetişti. Ardından, nasıl daha önceden çocuklar için geliştirildiyse, bu kez de yenidoğan bebekler için çok özel aygıtlar üretilmeye başlandı. Erken doğan bebeklerin en ciddi sorunları olan solunum yetmezliği için özel yapay solunum aygıtları, minicik damarlarına girebilmek için milimetrik çaplı kanüller, küçücük karınlarında organlarını incitmeden tutabilecek bebek tipi cerrahi aygıtlar geliştirildi.

 

Doğal olmayan yollardan gebeliğin oluşturulması yönteminin uygulanması ile doğan “parmak bebek”lerin sayısı artmaya başlayınca, doğal olarak cerrahi sorunlar da arttı. Anne karnında ultrasonografinin rutin olarak uygulanması, doğumsal anomalilerin daha bebek doğmadan tanımlanabilmesini sağladı. Bebeklerde anestezinin başarıyla uygulanıyor olması, 500-600 gramlık bebeklerin de güvenle ameliyat edilebilmelerine fırsat verdi. Sonuç olarak, “parmak bebekler” yaşadı ve aramızda yer aldı.

 

Bir Çocuk Cerrahının en mutlu anlarından biri, herhangi bir nedenle ameliyat ettiği bir çocuğun yıllar sonra büyümüş ve sağlıklı olarak karşısına çıktığı andır. Hele de o çocuk zamanında küvözün içinden elini uzatarak doktorunun parmağını yaşama tutunma azmiyle yakalamış bir “parmak bebek” ise, bu mutluluk katlanmıştır. Belki de Çocuk cerrahlarını diğer cerrahlardan ayıran en önemli özellik de budur.

 

Prematüre bebeklerin sağlığı için uğraşan herkese sonsuz saygı ve sevgiyle..

 

Sağlıklı günler dileklerimle.

 

Prof. Dr. İrfan Serdar ARDA

Çocuk Cerrahisi Uzmanı

 

driserdararda@gmail.com

http://driserdararda.com

https://www.facebook.com/ArdaCocukCerrahisiSayfasi

https://twitter.com/drserdararda

https://tr.linkedin.com/in/isarda      

 

 


 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 15646
Kayıt tarihi
: 02.03.13
 
 

Prof. Dr., Çocuk Cerrahisi Uzmanı...   "Çocuk Cerrahisi", çocuklarda tedavisinde cerrahi yöntem g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster