Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
28
 

Parmenides ve Felsefesi

“Var olmamızın nefes alıp vermemizle ya da fiziksel olarak yer kaplamamızla bir ilgisi yoktur. Yeryüzünde sizi düşünen birileri oldukça varsınız demektir.”

Parmenides

Sokrates öncesi Yunan felsefesinin en büyük iki filozofundan biri olarak kabul görülen Parmenides, M.Ö. 540-480 yıllarında İtalya’nin güneyindeki bir Yunan Kenti olan Elea’da yaşamıştır ve burada meşhur Elea Okulu’nu kurmuştur. Kendisiyle ilgili dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen ilk kişi olduğu da söylenir.

Tarihteki ilk şüpheci (septik) filozof olarak da geçen Parmenides, insanın duyularının onu yanıltıp dünyayı yanlış ve mantığa uymayan bir şekilde algılamasına neden olabileceğini iddia etmiştir. Ona göre insanın yaşamdaki önemli görevlerinden biri de duyuların kendisinde neden olan aldatmacılarını bulup kendisini yanılsamadan uyandırmaktır. Bu bağlamda Parmenides’e göre aslında her türden değişim ya da hareket, görünüşün aldatıcılığından gelmektedir. Şöyle ki evrene baktığımızda duyularımıza sürekli değişip durduğu yolunda bir görüntü sunabilir fakat bu görüntü ona göre aldatıcıdır. Parmenides, insana görünen her türlü biçimi duyusal illüzyonlardan arıtmayı kendine görev biçmiştir. Bu bağlamda Parmenides, çağdaşı olan yaşamda her zaman için zıtlıkların olduğunu savunmuş olan Herakleitos'un "Var olan şeyler sürekli değişim içindedir, aynı nehirde iki defa yıkanamazsın" sözünü ve onun duyularımıza güvenebileceğimiz bilgisini eleştirmiştir. Herakleitos’un bu düşüncesine karşı Parmenides; şeylerin değişmediğini, varlığın sabit olduğunu, artmadığını veya azalmadığını yani sonlu olduğunu savunmuştur. Ona göre istediği kadar zıtlar birbiriyle çarpışsın bu evrende var olan şeyler yine sonludur. Diğer bir deyişle Parmenidesci bir bakış açısıyla, varlığın bir sonu vardır; değişme denilen olgu yalnızca görünüşten ibarettir ve aslolan değişmemedir. Nitekim İngilizce ‘kalıcı’ ve ‘sabit’ anlamına gelen ‘permanent’ kelimesi de Parmenides’ten gelmektedir.

Parmenides’in bu değişmezlik olgusunu savunurken iki temel sav ortaya atmıştır. Bunlardan birincisi görünüş aslında bir aldanıştır çünkü görünüş, sürekli bir değişimin yaşandığı zihnimizin yarattığı fenomenal bir dünyadan ibarettir. İkincisi ise; gerçek olanın değişmez olduğu ve yalnızca akılla kavranabileceği bilgisidir. Parmenides’e göre aklını kullanabilen bir insan, gerçeğin değişmediğini, herhangi bir çokluk ya da eksiklik içermediğini ve ‘mutlak bir’ den ibaret olduğunu kavrayabilir. Dolayısıyla ona göre, duyular bir aldanış ve illüzyondan ibarettir ve bizlere var olmayan şeyleri varmış gibi gösterirler. Parmenides, bu yönüyle gerçeğe sadece tefekkür yoluyla (düşünerek) ulaşılabileceğini iddia eden Pisagor ile benzer bir görüş sergilemiştir. Bu anlamda Parmenides’in felsefeyi bilimden ayırıp metafiziğe ve dogmaya yaklaştırdığı yorumu yapılabilir.

Parmenides'e göre "düşünülmesi mümkün olan, var olması mümkün olanla aynı şeydir.” Diğer bir deyişle eğer zihnimizde herhangi bir şey tasavvur edilebiliyorsak o şey vardır. Örneğin zihnimiz havada uçabilen bir fil düşünebiliyorsak Parmenides'e göre gerçekte öyle bir varlık var olduğu için biz onu düşünebiliyoruzdur. Bu bakış açısıyla Parmenides, aslında zihinde tasarlanılabilen her şeyin başka bir platformda -öte bir âlemde- yeri olduğunu ima etmiştir. Onun bu düşüncesinin önce kendisinden sonra gelecek olan Platon’nun ‘İdealar Alemi’ düşüncesini ve sonrasında da tüm semai dinlerin temelini oluşturduğu yorumu yapılabilir. Hatta kimileri, Parmenides’in, Thales’in başlattığı bilime ölümcül darbeyi vuran kişi olduğunu iddia ederler. Nitekim felsefe ve bilim camiasında şöyle bir kanı bulunmaktadır:

“İnsanlık, bilimi Thales ve Anaksimandros'a borçluysa; hurafeyi de Pisagor, Parmenides ve Platon'a borçludur.”

 

Faydalanılan Kaynaklar:

Ahmet Arslan (2013). İlk Çağ Felsefe Tarihi 1. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Jostein Gaarder (2017). Sofi’nin Dünyası. Çeviren: Sabir Yücesoy. İstanbul: Pan Yayıncılık

Kaan, H. Ökten (2008). Fragmanlar: İstanbul: Alfa Yayınları.

 

Ümit AKÇAKAYA
Uzm. Psikolojik Danışman & Online Terapist

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3382
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster