Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
708
 

Paşalar devrinin sonu ve Sırrı Süreyya Önder!

Paşalar devrinin sonu ve Sırrı Süreyya Önder!
 

Türkiye tarihinde bir ilk daha gerçekleşti ve Genelkurmay eski başkanı İlker Başbuğ tutuklanarak cezaevine konuldu. Böylece, darbecililke suçlanan ekip Silivride bir araya gelmiş oldu.

Bizler, "paşalar devri" nin çocukları olduğumuz için, darbeci bile olsa, bir eski genelkurmay başkanının tutuklanmasını ince bir hüzünle karşılıyoruz. Oysa, demokrasi adına sevinçten göbek atmamız gerekirken.

Bu ülkenin askeriyesinde, genellikle genelkurmay başkanları kendi emrindeki "cuntacı"lara boyun eğmek zorunda kalıyorlardı. Buna, "Erdelhun Paşa Sendromu" deniyordu. Çünkü Erdelhun Paşa, bu ülkede darbeciliği rütin asker işi olarak kabul ettiren 1960 darbecilerinin aşağılayarak teslim aldıkları komutanlarıydı.

Bu senrdoma teslim olmayan bir paşa varsa, o da Hilmi Özkök  Paşa olmuştur. Belki de Özkök Paşanın bu iradesi, Türkiyedeki rütin darbe sürecini bitirmiştir.

Ne yazık ki, İlker Başbuğ Paşa da,  Erdelhun Paşa Sendromuna yenik düştü. Herşey açığa çıkarken, o bunları görmemezlikten geldi. Darbecilerin suyuna gitti. Yer altına gizlenmiş lav silahına "boru" demek gafletinde bulundu. Islak imzalı darbe planlarına "kağıt parçası" deme aymazlığı gösterdi.

Bütün astları darbecilik suçlamasıyla Silivriye dolmuşken, üst olarak onun da orada yerini alması şaşılacak bir şey değil ama dediğim gibi, bizler "paşalar devri" nin çocukları olduğumuz için, bu tutuklamayı garipsiyoruz. Umarım bizden sonrakiler bu gariplik hissini hissetmeyecekler.

Tutuklama, Türkiyede başlayan bir sürecin devamı anlamına geliyor. Bu sürec, sivil siyaseti muktedir yapıyor. Ama, muhalefet partileri, yine öküzün altında buzağı arayarak "siyaset" yapıyorlar. Askeri vesayet sona erdikçe, yerini "sivil siyaset"( ne demekse) in aldığını iddia ediyorlar.

Bu arada, bir zamanlar Gevendelerin bile gizli gizli kamyon kasalarında şarkı söyleyebildikleri dönemlerin filmini yapan "Beynelmilel" sinemacı Sırrı Süreyya Önder, şimdi bulunduğu BDP içerisinde insanların üzerine yürüyor. Efelendikçe efeleniyor.

Bazı işlerin siyaset dışı ve siyaset üzeri olduğunu anlaması kolay değil, "paşalar devri çocukları" nın... Sırrı Süreyya da bunlardan biri... O da "onların çocukları"ndan... Bu yüzden, Meclis kürsüsünden inerek "hasmının" üzerine eşkiya yürüyüşü yapabiliyor. Ama, bu yürüyüşü neye borçlu olduğunu düşünmüyor.

Türkiye, düşe kalka yolunda yürüyor. Bu yürüyüş uzun bir yürüyüş elbette... Herkes nefesi yettiği kadar bu yürüyüşe iştirak edecek.

Nefesi kesilenler yarı yolda kalacak... Ama kervan yürümeyi sürdürecek.. Hayırlısı Allahtan!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ali AÇIKGÖZ, Türk Silahlı Kuvvetleri ile iktidarların eylemlerini birbirine karıştırmamak gerek. Umarım ülkemizdeki bir çok sözde entellektüelin bu ülkede ne olursa askerlerden bilme rahatsızlığı size de bulaşmamış olsun. Gözden kaçan bir şey var: Dünyada tüm ihtilalciler ve darbeciler iktidarlarını darbe veya ihtialle kaybederler. Çünkü iktidara sahip olmak için darbe yaparlar. Oysa ülkemizde TSK, iktidarı en kısa sürede sivil iradeye(halkın iradesine) devredeceğini ilan etmiş ve seçimlerle çekilmiştir. Darbe veya ihtilalin başarıya ulaşmamasının ne demek olduğunu düşünün:Kurşun veya ip, hatta linç. Yani öyle macera olsun diye darbe yapamazsınız.Ya deli ya da çok haklı olmalısınız. Halkına güvenmeyen deli demektir. TSK bu deliliği hiç bir zaman yapmamıştır ve yapmaz da. Çünkü TSK'nin her ferdi vatan sevgisi ve Allah inancıyla doludur. Bu sözlerimin darbe savunuculuğu olarak algılarınmayacağını umarım. TSK ve onun yurtsever mensuplarına haksızlığa son verilmeli. Selamlar.

Adnan TOKDEMİR 
 12.01.2012 12:57
Cevap :
Sevgili dostum, askerleri ayrı milletmiş ve hepsi göktenn zembille inmiş gibi göstermekten vazgeçin artık...Ben de bir sürü asker tanırım, her biri ayrı karekterde...Vatanseveri de var, hırsızı da var. Sanki Türkiyede hiç darbe olmamış ve hatta darbeciler birbirini kırmamış gibi de davranmayın...Talat Aydemir olayı neydi?...1960,12 Eylül,28 Şubat,12 Mart...bunlar neydi...Evet, darbe macera olsun diye yapılmaz ama ülke açısından tam bir maceradır...Bugünkü her anlamda gerikalmışlığımızın nedenidir darbeler...Darbeciler asla halkı düşünmezler: Netekim, ne 1960 darbecileri ne 12 Eylülcüler halkı düşündüler...Darbeler silah zoruyla yapılır ve halka boyun eğdirilir...En azından bugüne kadar böyleydi;şimdi işler değişti..artık halkın seçtiği iktidar bu silahlı zorbalara boyun eğmiyor...Mesele budur...Ordu başka darbeci başkadır Sevgili Tokdemir..selamlarımla  16.01.2012 18:52
 

Türkiye'de darbeciliğin sona erdiğini görmek sevindirici, ancak insan iddianamelerdeki saçmalıkları gördükçe, Nedim Şener, Ahmet Şık gibi gazetecilerin içeride yattığını düşündükçe endişe ediyor. Gerçek suçlular cezalandırılmayacak gibi bir hisse kapılıyor. Yazınızın sonu da hiç olmadı, Yıldız Nihat Bey'e aynen katılıyorum.

ali akpinar 
 08.01.2012 7:05
Cevap :
Ahmet Şık ve Nedim Şenerin suçsuz olduğunu nerden biliyorsunuz...Memlekette yüzlerce gazeteci varken niye o ikisi tutuklu...Yazının sonuna gelince,Yıldız Nihata verdiğim cevap yanlışlıkla silindi size yazayım: Orada söylediğim şudur: Bir zamanlar Kürt siyasetçiler yaka paça hapislere atılırdı bu ülkede, şimdi kürsülerden tehdit savurup insanların üzerine yürüyorlar...Bunun kıymetini bilsinler, diyorum...Umarım bunu Sayın Nihat da okur..  09.01.2012 20:00
 

Sayın AÇIKGÖZ, demokrasilerde hukukun üstünlüğü ana sigortadır malüm. Mesele suç işleyenlerin yargılanması değil adil yargılama ve adil olmakta.Darbe yapmak veya darbeden yana olmak elbette istenir ve kabul edilir bir durum değil. Ancak darbelere zemin hazırlamak, çirkin ve sorumsuz politikalarla ülkeyi uçuruma sürüklemek de suç teşkil etmez mi? Nasrettin Hoca'nın deyimi ile''hırsızın hiç mi kabahati yok!'' Üstelik TSK'nin görevi ''devleti ve milleti her türlü iç ve dış tehditten korumak'' iken hala... Biraz da öz eleştiri yapmak gerekmez mi... Saygılarımla...

Adnan TOKDEMİR 
 08.01.2012 0:18
Cevap :
Aziz dostum, keşke mesele o kadar basit olsaydı...Bugün ortaya çıkan gerçekler gösteriyor ki, darbeye zemin hazırlayanlar da yine darbecilerin kendileri...Kenan Paşanın meşhur lafını hatırlatırım; işin olgunlaşmasını bekliyorlardı...Bu olgunlaşma içinde bir yığın çatışma ve cinayet tezgahladılar, ya da görevleriyken engellemediler...Adil yargılanma konusunda hemfikiriz ama adil yargılanma dokunulamama olmamalı..Suçluya ceza, suçsuza aklamadır adil yargılama..İnşallah herkesi için böyle olur...TSK yine devletini milletini koruyacaktır elbette...Ama seçilmiş iradenin emrinde olarak..Selamlarımla.  08.01.2012 11:42
 

SEVGİLİ ALİ AÇIKGÖZ, DEMOKRASİ HAVARİLİĞİ İLE ASKER PARANOYASI ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ SANIRIM SİZİN DE GÖZÜNÜZDEN KAÇIYOR. BİR ÜLKENİN GENELKURMAY BAŞKANI, GENERALLERİ,ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ, GAZETECİLERİ, YARGIÇLARI, BİLİM ADAMLARI TUTUKLANIRKEN GÖBEK ATMAK DEMOKRATLARIN DEĞİL ANCAK DEMOKRASİNİN ALDIĞI YARANIN FARKINDA OLMAYANLARIN DAVRANIŞI OLABİLİR. ZİRA İKİ YANLIŞ BİR DOĞRU ETMEZ. SAYGILARIMLA....

Adnan TOKDEMİR 
 06.01.2012 23:11
Cevap :
Sevgili Tokdemir, darbe dönemlerinde bu ülkenin kaç aydını, kaç gazetecisi tutuklanmış ve işkencelerden geçirilmişti...Bu ülke darbeciler yüzünden ne kadar kan ve can kaybetmişti...Bizim derdimiz askerlerimizle değil, darbecilerle..Keşke, bu işlere hiç bulaşmamış olmasalardı ama bunu adet haline getirmiş olanlar, seçilmiş iktidarları alaşağı edip kendi iktidarlarını kurmak hususundan hiç vaz geçmediler...İnşallah bundan sonra vaz geçer, demokratik hayat içerisindeki yerlerini alırlar..SELAMLARIMLA...  07.01.2012 13:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1641
Toplam yorum
: 4248
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster