Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '16

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
2341
 

Patlama olacağını sadece halk bilmiyormuş!

Patlama olacağını sadece halk bilmiyormuş!
 

Aşağıda anlatacağım “istihbaratı” bilmem kaçıncı ağızdan değil, ilk ağızdan okuyacaksınız.

Ve siz de diyeceksiniz ki; “sadece biz bilmiyormuşuz…”

Aklınızda çılgın sorularla ve endişeyle yaşamaya devam ederken bilgi kirliliğini kimlerin, neden çıkarttığını düşüneceksiniz…

Eskiden en güvenli şehirlerden biri olan Ankara şimdi bir korku tünelini andırıyor değil mi?

Yine eskiden en düzenli şehir olan Ankara son yıllarda bir labirent oldu sanki.

Sözün kısası Ankara, Ankara olmaktan çıkıp tanımlanmaz bir şehir haline geldi.

Son aylarda kaos şehri haline gelen Ankara’ da insanlar sürekli birbirini uyarıyor: Aman dikkat!

Dikkat de, nereye kadar ve nasıl bir dikkat? Herkes “emin bir kaynaktan aldığı” bilgiyi aktarıyor ve yapılacak eylemlerden söz ediyor. Plakalar yayınlanıyor, araç marka ve modelleri veriliyor…

Bu istihbarat herkeste var ve bir tek teröristler bilmiyor öyle mi? Onlar bomba yüklü araçları ve medyada yayınlanmış marka, model ve plakaları ile huzur içinde dolaşıyorlar… Aklınız kesiyor mu?

Müthiş bir bilgi kirliliği yaşıyoruz ve pek çok “doğru bilgi” bu kirlilik içinde kayboluyor gidiyor… İşte böyle bir bilgi de kaybolup gitti ve ne yazık ki doğru çıktı! Keşke kaybolmasaydı...

Bu anlatacağımı ilk ağızdan okuyacaksınız:

Patlamadan tam bir hafta önce, iyi tanıdığım anne ve kızı kuaförde sıra beklerken tanımadıkları bir müşteri ile sohbet ediyorlar.

Sohbetin bir yerinde kadın “çok dikkatli olun, bir hafta içinde Kızılay’da bir patlama olacak” diyor. Sonra iddiasına dayanak olarak “ben Türk’üm ama Amerika vatandaşıyım, konsolosluk bizleri uyarıyor” diye açıklama getiriyor.

Aynı günlerde Ankara’da bir sürü benzer bilgi uçuşuyor havalarda. Hepsine kulak assan evden, hatta evdeki masanın altından çıkamazsınız.

Bu bilgi de, bilgi kirliliği içinde, zihinlerde kaybolup gidiyor. Umursanmıyor ve unutuluyor…

Patlamadan önce, 11 Mart’ta, Amerika Elçiliğinin web sayfasında, İngilizce bir uyarı yapılıyor: Kızılay, Güvenpark ve Bahçelievler civarında patlama bekleniyor…

Bu haber sosyal medyada yayılınca Elçilik istihbaratın “yerel kaynaklardan” alındığını açıklıyor. Yani Hükümet kaynaklarından! Bu konuda herhangi bir yalanlama da gelmiyor.

Neresinden bakarsanız bakın olay, tam da, kadının söylediği gibi oluyor! Üstelik 1 hafta öncesinden söylüyor.

Yukarıda söylediğim gibi bu bilgi kulaktan kulağa gelen bir şey değil, ilk ağızdan aktarıyorum.  Amerika vatandaşları olacaklardan, çok öncesinden, haberdar!

Bu kez, Amerikan Elçiliği kaynaklı olduğu söylenen, bir başka istihbarat kulaktan kulağa yayılıyor: 20 Mart’ta daha fazlası olacakmış. Ya doğruysa?

Bir de Türgev’ in Kızılay’da patlama olacağına dair SMS mesajı iddiası var. Eğer doğruysa bu da ayrı bir muamma…

Bir askeri istihbarat belgesi de sosyal medyada dolaşıyor… Peki, bu muamma değil mi?

Bir başka muamma da patlamadan hemen sonra “iki araç daha varmış, evlere gidin” gibi paylaşımların neden yapıldığıdır.

Acaba halkın toplanıp tepki göstermesini engellemek için mi?

Korkuyu, paniği büyütmek için mi?

Halkın korkuya teslim olmasını sağlamak için mi?

Kim yönetiyor bu sosyal medyayı? Kim maniple ediyor? Hem de bu kadar hızlı!

 

Daha sorulacak çok şey var ama şimdilik sormayalım.

Her şey bir muamma gibi görünüyor değil mi? Peki, yanılıyor olabilir miyiz?

Yanıt belki de çok basittir. Kafalarımızı karıştırmayalım ve yalın düşünelim: Bu katliam kimin işine yarıyor?

İşte bu sorunun yanıtını düşündüğümüzde muamma ortadan kalkar. Yeter ki düşünmesini bilelim.

Uzatmayalım. Sözün kısası şu; bu patlamayı sadece bizler, yani sade vatandaşlar bilmiyormuşuz!

Devletin bir istihbarat zafiyeti yokmuş ama halkın böyle bir zafiyeti varmış!

O an Kızılay’da bulunan herkes bu hatasının kurbanı olmuş!

Bu durumdan sakın ola ki şöyle bir soru çıkartmayın: Bunun hesabını kim soracak, kim verecek?

Kimse hesap falan vermeyecek, hiç kimse hesap mesap sormayacak! Bakınız; yetkililerden herhangi bir istifa haberi var mı? Yok! Herkes yerli yerinde…

O halde diyorum, ben vatandaşlıktan istifa edeyim.

Çünkü bu durumda sorumlu halk oluyor…

Ey Ankaralılar; sizleri de istifaya davet ediyorum! Çünkü hata sadece benim değil, hepimizin!

 

 

Hasan Hüseyin Dulun, Meltem Şahin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aman diyim hocam, kabahatli diye sizi yakalarlar sonra, "devletin gizli bilgilerini açığa çıkarmaktan."

Mehmet Sinan Gür 
 15.03.2016 13:41
Cevap :
İnanın bu zafiyet konusunda yazacak o kadar çok şey var ki! Ankara'nın her tarafı zafiyet... Ama detaylı yazmaya çekiniyorum, yol göstermiş olacağız. Bir de söylediğiniz tehlike var tabi ki. :-) Selam ve sevgiyle...  15.03.2016 15:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 1679
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2000
Kayıt tarihi
: 27.05.07
 
 

Yaşayacağım yıllar yaşadıklarımdan daha az... Öyleyse "adam gibi yaşamalı" diye düşünüyorum. Kola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster