Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

07 Temmuz '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
276
 

Patrikhane bir fırsat ve hıyanet ocağıdır

Patrikhane bir fırsat ve hıyanet ocağıdır
 

Sıcak yaz günleri her yıldan farklı olarak bu yaz daha bir sıcak, daha bir kavurucu geçiyor.

Bütün bu kavurucu sıcaklıkla birlikte Türkiye’de siyasette, yılların birikimi önemli konularda “sıcak ve kavurucu gelişmeler” kendini gösteriyor.

Suriye ile yaşanan kriz düşürülen uçağımız ve verilen iki şehidimiz, Öcalan’la ilgili tartışmalar, Başbakan’ın Zana görüşmesi, Samsun’da sel felaketi ve hiç durmayan şehit haberleri, çok kritik günlerin habercisi gibi.

İşte böyle bir sıcak yaz ortamında yine sıcak bir gelişme gündeme damgasını vurdu.

Türkiye’deki % 99 a varan Müslümanların T.C kanunları çerçevesinde “dini temsilcisi” konumunda ki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez 05 Temmuz günü İstanbul’da yine TC Kanunları ve Lozan Antlaşması çerçevesinde faaliyet göstermesi gereken Fener Rum Patriğini Cumhuriyet Tarihinde “bir ilk” olarak ziyaret etmiştir.

Diyanet İşleri Başkanının bu ziyaretine hiç kimsenin “fazla söyleyecek bir sözü” yoktur. Ancak; Ziyaret sonrası Sayın Görmez’in yaptığı açıklamalara bakıldığında; Yapılan açıklamaların ne Lozan Anlaşmalarına, ne TC Kanunlarına ve nede hukuk kurallarına bir uygunluğu bulunmamaktadır.

Yıllardır Türkiye ile Ortodoks dünyasının “bir çıbanbaşı” olan “Ekü menlik Meselesi”  artık alenen dayatmalar ve şantajlarla Türkiye’ye kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

Rum Patrikhanesi arkasına AB, ABD de alarak Heybeli Ada Ruhban Okulunun açılması için  bastırmaktadır. İşte yıllardır sürdürülen bu baskılar yaklaşık on yıldır iktidarda bulunan AKP ve Hükümetini bu konuda taviz vermeye yönlendirmiş, Ruhban Okulunun açılması baskılarına;

Eski MEB Hüseyin Çelik;

“Bana kalsa hemen açarım;

Yine eski MEB Nimet Çubukçu;

“Herhangi bir hukuki engel yoktur” diyerek taviz üstüne taviz vermiştir.

Kendisi Müslüman Türklerin temsilcisi olan Mehmet Görmez, yine Müslüman Suriye Dinayet İşleri Başkanının görüşme talebini ret etmiş ve Ortodoks dünyasının lideri olan bir zat ile görüşmekte bir beis görmemiştir.

Görmez’in görüşme sonrası yaptığı açıklamada; Türkiye Cumhuriyetinin özelliklede dini azınlıkların hakları, özelliklede Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda yıllardır izlenen resmi politikaları eleştirerek, bu politikaların “artık değişmesi” gerektiğini savunması ise çok dikkat çekicidir..

Görmez, Ruhban okulunun artık açılması gerektiğini, bunun yapılırken de “Muadelet esasının” gözetilmemesi gerektiğini savunmaktadır. Kısaca özetlersek “biz patrikhaneye bazı haklar verirken Yunanistan’daki Batı Trakya Türk ve Müslümanların haklarını önlerine sürmeyeceğiz, biz verelim, onlar vermezse vermez” demeye getirmektedir.

Sayın Diyanet İşleri Başkanının açıklamaları öyle görünüyor ki, AKP iktidarı ve Başbakan tarafından kendisine yeni bir misyon yüklenmiştir. “Dinler arası dia loğ” yutturmaca sının yeni rol arkadaşı olarak ne yazık ki Dinayet işleri Başkanı seçilmiştir.

Patrikhane ve Ruhban Okulu meselesini çözme gayret ve çabasına giren iktidar bu konuda da “yeni bir açılımın” işaretini Atatürk’ü, Lozan’ı ve TC kanunlarını “yok sayarak vermektedir.

Osmanlının işgali sırasında işgal güçlerine alkış tutan,”Megalo İdea” hevesinden asla vaz geçmeyen ve yine işgal esnasında Patrikhane’nin kapısına çift kartallı Bizans Bayrağı” çekmesi  unutulmamalıdır.

Osmanlı döneminde 1821 yılında çıkarılan ve Yunanistan’ın bağımsızlığı ile sonuçlanan  Mora İsyanına bu patrikhanede yetişen papazlar öncülük etmiştir. Bu isyanın Patrikhane tarafından  özelliklede o dönem patriği Girigoryas’ın öncülük ettiği belgelenmesi üzerine 11. Mahmut tarafından  Patrik ve metropolitler Patrikhanenin orta kapısına asılmışlardır.

Yapılan bu idamlar sonrası patrikhanenin bu kapısı hiç açılmamış ve adına da “Kin Kapısı” denilmiştir. Halende bu kapı kilitli bulunmaktadır.

Tarihimizde yıllardır “kin ve nefretin yuvası” olarak faaliyet gösteren böyle bir yapının geçmişinin unutularak yeni ihanet ve kin odaklarının yürütülmesine “dinler arası dialoğ” adına müsaade edilmesi bu ülkeye yapılacak “en büyük ihanet” olacaktır.

Türk tarihini ve Balkanlar tarihini çok iyi bilen Mustafa Kemal 1923 yılında bakın bu “hıyanet ocağı için”  bugünün yöneticilerini nasıl uyarıyor:

Önder Atatürk’ün 23 Ocak 1923 tarihinde Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yayınlanan yazısında;

“Bir fesat ve hıyanetocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir?

Türkiye’nin, Rum Patrikhanesi için arazi üzerinde bir sığınılacak yer göstermeye ne mecburiyeti var 

Bu fesat ocağının hakiki yeri, Yunanistan değil midir? Büyük Millet Meclisi tarafından idare edilmekte olan yeni Türkiye, Babıâli’nin idaresindeki eski Osmanlı İmparatorluğu değildir.

Yeni Türkiye şeref ve hasiyet, kudret ve kuvvetini müdrik ve hukukunu muhafaza için mevcudiyetinitehlikeye atmaya hazır ve amadedir.”

Atatürk’ün bu uyarılarına rağmen Lozan görüşmelerinde İstanbul’dan ayrılmayan ve “Azınlıklar” statüsünde değerlendirilen Patrikhane yinede faaliyetlerini sürdürmwyi başarmış, zaman içersinde ise özelliklede Ruhban okulunda okuyacak öğrencisi kalmayınca ve MEB bağlı kalmayı kabul etmeyince 1971 yılında patrikhane tarafından kapatılmıştır.

Son yıllarda ise AKP’nin çeşitli “Açılım Politikalarından güç alan patrikhane ruhban okulunun açılmasını ve Patriğinde “Ekümen” olarak tanınmasını istemekte, bu isteğin arkasında ise AB ve ABD de destek olmaktadır.

Dinayet İşleri Başkanının “Ruhban Okulu açılmalıdır bizlere yakışmıyor” sözlerinin arkasında ise yine AKP ve dış güçlerin olduğu artık ayan beyan ortadadır.

Kısacası Müslümanların başkanı konumundaki bir İslam dini görevlisinin “üzerine vazife olmayan konularda” ahkam kesmesi bu yüce ve kutsal makama yakışmamış, Dinayet İşleri Başkanlığının da AKP’nin siyasi oyunlarına alet olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu ülkeyi yönetenlerin asla unutmaması gereken ve “göz ardı etmemesi gereken” iki husus vardır,

Birincisi TC kurucusu Atatürk’ün bu konuya bakış açısı;

İkincisi; Lozan Anlaşmasının “Azınlıklara verdiği yetki” ve Türkiye’de yürürlükte olan yasalar.

Atatürk, Lozan ve yasalar görmezden gelinirse, “Kin Kapıları” çabuk unutulursa ve yasalar göz ardı edilirse, ancak o zaman Patrikhanenin istekleri yapılır, ruhban okulu da açılır, Patrik’e “Ekümenlik’de” verilir. Bu da olsa olsa ancak ve ancak AKP iktidarında olur.

AKP patrikhaneye Ruhban Okulundan Önce yıllardır kapısı kilitli olan ve “üst düzey Türk Yöneticileri bu kapıda sallandırılmadıkça açılmayacak” denilen “Kin Kapısını” gücü yetiyorsa açtırsın da bu millet onları can-ı gönülden alkışlasın.

sONSUZLUK (Osman Özeker )  07.07.2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 286
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3036
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster