Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
90
 

Pazar Muhabbetleri

Pazar Muhabbetleri
 

Semt Pazarları, Buram Buram Yaşam Kokar


Aman Allahım, neler görüyorum da görmüyorum.!

Bugün günlerden patates soğan, yiyin kocanızın parasını hanımlar..

Pazarda varsa eşi bırakıyorum ben bu işi.

Yiyene helal olsun, yemeyene aşk olsun.

Ablacım, sıkma öyle domatesleri, bak hepsini haşat ettin, bırak, bırak Allah aşkına.

Ve tezgah arkasında daha nice espri yüklü cümleler kurarak avaz avaz bağrıp çağıran satıcılar. Memleketin hemen her yerinde, şehir, kasaba ve köylerde haftanın belirlli günleri kurulan, içinden buram buram yaşam fışkıran semt pazarları. Halkın her kesiminin büyük ilgi gösterdiği, kesesine göre haftalık alış verişini yaptığı pazarlar. Bir bakıma kurulduğu günlerde o semtin kalbinin attığı yerdir semt pazarları. Önceden evlerde listeler hazırlanır, sonra bütçe denkleştirilir, arabasını, çantasını, filesini alan koşturur pazar yerine. Sabah erkenden gidip, sebze, meyve ve diğer ihtiyaçlarını taze taze, ilk ağızda almak isteyenler olduğu gibi, fiyatların daha aşağı çekildiği akşam saatlerini bekleyenler de azımsanmayacak kadardır. Ülkemzin bereketli topraklarında yetişen, sebze, meyve ağırlıklı satış yapılan pazarlarda, zeytin, peynir, yoğurt, baharat, kuruyemiş, züccaciye ve giyim kuşam ürünleri de bir o kadar ilgi görür. Her bir pazarcının zaman içinde tanış olduğu devamlı müşterileri olduğu gibi, sabah kendi tarlasından, bahçesinden ürün getiren civar köylülerin de kümelendiği yerler vardır, pek tabi onların da devamlı müşterileri olur. Bazı ciddi, disiplinli hanımlar ve hatta beyler, önceden bütün pazarı aşağı yukarı bir turlar, hangi malın nerede daha ucuza satıldığını araştırır ve sonra başlar alış verişine. Aynı zamanda doğal bir sosyalleşme alanıdır pazar yerleri, o gün orada yeni dostlar da edinir insanlar, bir de uzun zamandır birbirini görmeyenler rastlaşır, hal hatır sorar, dertleşirler. Konular hep günceldir, pahalılık, memleket meseleleri, çocukların okul durumları, hastalıklar...İşte bir kaç örnek de bu rastlaşmalardan size;

Doktor bana meğer kemik erimesi için iğne vermiş!  
Eee, sonra?
Bende kemik erimesi yok ki, vurdurmadım iğneleri tabii.
Aaaa, hiç duymadım böyle şey...

O çocuk haylaz, ne yaptılarsa olmadı, işe koydular, başaramadı, zor işleri zor....

Akşama iki çeşit sebze yapacağım, bir de salata, ister yesinler ister yemesinler...

Aa, Şükran merhaba nasılsın, vallahi kaç gündür aklımdasın, kısnet pazarda buluşmakmış, Ne oldu sizin ev işi.
Ya, ne güzel tesadüf Fatma, iyi oldu, ne olacak, o kadar kira veremeyiz, çıkacağız çaresi yok.
Ya, vah vah üzüldüm, tam da kış vakti, hay Allah.

Hiç rahat bırakmıyorlar beni, tam para çıkaracağım, zırr telefon çalıyor, küçük oğlan, çaldırıyor boyuna, açmıyorum ben de...

Ve daha neler neler, eminim siz de kendi semt pazarlarınızda benzer muhabbetlere tanıklık ediyorsunuzdur. Hele, bir de değişik yörelerde, oranın şivesi ile yapılan bu muhabbetler bizim özümüzdür, pek canlı ve tatlıdır, yukarıda yazdığım gibi, semt pazarları buram buram yaşam kokar, buram buram biz kokar....

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1922
Kayıt tarihi
: 02.07.06
 
 

Yazmak, ufkun da ötesine taşan engin bir serüven gibi gelir bana ve gençlik yıllarımdan bu yana v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster