Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

30 Ağustos '09

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
1111
 

Pazar Neşesi (Uğursuzluk Kimde?)

Pazar Neşesi (Uğursuzluk Kimde?)
 


Sertliğiyle nam salmış, haşin ve gaddar padişahlardan biri ava gitmek üzere muhafızlarıyla birlikte, sabahın erken saatlerinde saraydan çıkarak yola düşmüş. Lâkin, akşama kadar gezdikleri halde, çeşitli aksiliklerle istedikleri avı yapamamışlar. Üstelik bir de yollarını kaybederek saatlerce dağlarda dönüp dolaşmışlar...


Bu şanssızlığa fena halde sinirlenen padişah yaverlerine dönmüş ve...


"Bulduum" demiş... "Ben, saraydan çıkarken kapının önünde ilk olarak gördüğüm bir hoca, işte o adam bize uğursuzluk getirdi. Onu derhal buldurun ve kellesini uçurun" diye de emir vermiş...


Yaverlerden biri söz almış...


"Haşmetli padişahım, o sarayınızın karşısında mütevazı bir evde oturmakta olan, alim, nüktedanlığı ile meşhur, herkesin derdine koşan, bütün memleketin yürekten sevdiği, çok efendi bir insandır. Bu adamın size uğursuzluk getirmiş olacağını zannetmiyorum, eğer onu affederseniz bütün memleket halkı memnun olacaktır, büyük bir sevaba nail olursunuz, ne olur af buyurun onu."


Padişah kaşlarını çatarak adeta kükremiş...


"Fazla laf istemem, yarın sabah o uğursuz adamın başı vurulmuş olacaktır!"


Ertesi sabah erkenden yatağından kaldırılıp idama götürülen hoca, neye uğradığını şaşırarak sormuş...


"Nedir benim suçum, kime ne yapmışım?"


"Padişahımız, dün sabah ava giderken saraylarından çıkar çıkmaz ilk olarak seni görmüşler. Kendilerine uğursuzluk getirmişsin. Av yapamamışlar, bir de yollarını kaybetmişler, bunun için senin idamını emir ettiler, götürüyoruz."


Hoca heyecanla...


"Peki, iyi ama idam edilen her insanın son sözünün tek bir defa dinlenmesi ve mümkün olabilecek isteğinin yapılması, devam edegelen bir teamül değil midir?.. Padişahımıza söyleyin, beni birkaç dakika için yanlarına kabul buyursunlar. Beni dinledikten sonra idamımı emir etsinler, boynum kıldan incedir ve her zaman da kendilerine kurbandır."


Hocanın bu mantıklı ricasını padişaha bildirmişler. Padişah da "gelsin bakalım" diye emir vermiş...


Nüktedanlığı kadar pervasızlığı ve tok sözlülüğü ile de meşhur olan hoca, huzura çıkıp padişahı eteklemiş vee...


"Haşmetli padişahım, size uğursuzluk getirdiğim için, yolunuzu kaybetmenizden ötürü benim idamımı emir buyurmuşsunuz... Efendimiz, uyanınca cariyeleriniz gelip sizi bir güzel giydirirler, kahvaltınızı ettirirler... Mabeyincileriniz huzurunuza gelerek emirlerinizi alırlar... Tüfekçibaşınız silahlarınızı temizler ve hazır olduklarını bildirir... Yaverleriniz gelip harekete hazır olunduğunu söylerler ve bütün bunlardan sonra kapıcıbaşınız sarayın kapısını açarak sizi selametledikten sonra, efendimiz, bu kulunuzu görür ve yolunuzu kaybedersiniz... Ben ise tek başıma kaldığım ve kimseleri görmeme imkân olmayan fakirhanemin kapısından çıkar çıkmaz ilk sizi görerek kellemi kaybediyorum... Şimdi uğursuzluğun hangimizde olduğunu bir kere daha düşünerek idamımı öyle emir buyursanız nasıl olur?"


Sertliği ve haşinliği kadar da nükte ve inceliğe değer veren padişah, hocanın bu zarif ifadesini dikkatle dinledikten sonra...


"Hoca, sen hakikaten mert ve haklı konuşan bir insanmışsın, hoşuma gittin, haydi affettim."



................................................................... MUTLU PAZARLAR .................................................................

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hocanın savunması ders gibi olmuş, akıllı konuşmuş. Sevgiler.

Baterist Kızı Melisa 
 12.09.2009 17:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 3295
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster