Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
427
 

Pazar sabahı

Pazar sabahı
 

Dostlarla boğazı tepeden izleyerek yapılan sohpet dolu pazar brunch’ı benim gibi hafta sonları dahil çalışmak durumunda olan hayatının akışını buna göre ayarlayan çalışkan arı için güzel bir kaçamak mı demeliyim, yoksa bir ödül mü?

Yeni bebek sahibi olan, bu güzelim akıl küpü boncukları koruma içgüdüsüyle bütün bir kış dışarıda görüşemediğimiz bir grup eski arkadaş pazar kahvaltısında buluşmaya karar verdik. Baharın gelmesiyle yaza göz kırpmakta olduğumuz şu günlerde kışın ağırlığını da üstümüzden atmak, güzel havanın tadını çıkarmak için hiç birimiz dört duvar arasında olmak istemiyoruz. Açık havada rahat rahat oturmak aynı zaman da eğer hava serinlerse çocukları koruma altına alabilmek ve tabii benim için en önemlisi şehirden uzaklaşmamak. Çünkü pazar da olsa öğleden sonra işte olmalıyım. Organizasyonu bıraktığımız çocuk sahibi arkadaşlarımız, daha önceden hepimizin farklı zamanlarda aksam yemeği veya bir davet vesilesiyle denediğimiz Yıldız Teknik Üniversite’sinin Rumeli Hisarüstü’ndeki yerini seçmişler ve bize de iştirak etmek düşü.

İlk giden bembeyaz örtülü uzun masada yerini alan beraber geldiğim arkadaşımla ben olduk. Pırıl pırıl bir hava biz içeride kapalı bölümde cam kenarındayız ve sürgülü kapılar sonuna kadar açılmış, acil durum da kapatılmak üzere. O gün boğazın turkuaz suları güneşe sarılmış dans ediyor. Yarım saat içinde hepimiz masadaki yerlerimizi almış, açık büfeye doğru sırayla harekete geçiyoruz.

Beklediğimden çok daha zengin uzun bir masa, Türk usulü kahvaltının vazgeçilmezleri kahvaltı çeşitleri, omlet ve menemen, poğaça, simit, zeytinyağlılar, salatalar, meyveler ve meyve suları, çeşit çeşit ekmek, çay. Pazar günü uzunca yayıla yayıla bir kahvaltı gibisi yok.

Bugün çocuklar babalara emanet, bütün haftanın özlemini gidermek üzere ve annelere rahat bir Pazar sabahı bırakmak amaçlı. Küçük afacanlar yerlerinde durmuyorlar bir aşağı bir yukarı açık havada yürüyorlar peşlerinde babalar, biz hanımlar midelerimizi şenlendirirken. Daha sonra nöbetleşe çocuklarla ilgileniyoruz ki babalar bu güzelim lezettleri kaçırmasınlar diye.

Sohpet iyice koyulaşır da güzel birer acı kahve içilmez mi? Daha ilerleyen saatler de küçük birer parça pasta. Çocuklara meyve "Bir kiraz Naz’a" "Bir kiraz Melis’e" derken saatler geçiyor, bir bakıyoruz ki öğlen yemeği için balık, rengarenk haşlanmış sebzeler, yemyeşil salatalar yerleşiyor masaya da bizde yer kalmıyor. Saatime bakıyorum iş vakti yavaşça toparlanıyorum, masa da dostlarımı balığın tadına bakmak üzere bırakarak beni bekleyen mağazama dönmek üzere.

Manzarası güzel, uygun fiyatlı, lezettli ve zengin bir menü, iyi dostlar ve güzel bir sohpetle bezenmiş pazar brunch’ımı en kısa sürede görüşmek, Yıldız Teknik Üniversite’sinin bu tesisini tavsiye etmek üzere, karşılıklı iyi dileklerimizle bir dostlar toplantısını daha noktalıyoruz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 29.04.07
 
 

1976 İstanbul doğumluyum.  1998'den beri parakende sektöründe çalışmaktayım. İthal bir markanın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster