Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Kasım '06

 
Kategori
Pazarlama
Okunma Sayısı
390
 

Pazarlama kabusları

Pazarlama kabusları
 

Küçüktük. Kapı çalınırdı. Kardeşler olarak boyumuzun yetmediği halde zar zor altımıza sandalye koyarak kapı gözetleme deliğinden bakardık. Sıkı sıkı tembihlenmişti çünkü: "Yabancı kapıyı çalarsa açmayın, PAZARLAMACILAR gelirse hiç ses çıkarmayın. Zili bikaç defa çalar giderler." İlk pazarlama kavramıyla tanışmam bu yıllara dayanıyor. Ve üniversite öğrencisi olana kadar da kafamda oluşan pazarlama şablonu 1 adım ileri gitmemişti.

Pazarlamacı; kapı önüne gelen, elinde ya battaniye ya su arıtma cihazı veya bilimum mutfak eşyaları olan ve bunları ısrarla, duygu sömürüsüyle veya hile yoluyla satmaya çalışan kişiye verilen isimdi benim için o zamanlar. Ve kapı açılmaması gereken kişilerdi. Çünkü bu pazarlamacılar (pazarlamacı kılığına girmiş bazı kişiler) bazen işi ileri götürüp çocuk bile kaçırabiliyorlardı Maazallah. (Çok yönlü pazarlama.) Pazarlamaysa; bu kişilerin yürüttüğü faaliyetti:)

Küçükken büyük konuşmuşluğum da vardı pazarlamayla ilgili, hatırladığım kadarıyla. Kafamdaki pazarlamacı şablonu yüzünden "Hiçbir zaman pazarlamacı olmucam" dediğimi de hatırlıyorum hayal meyal... Hiçbir zaman aklımdan geçmezdi pazarlama departmanının şirketlerin beyni olan bir departman olduğunu. Aslında departmanın ne anlama geldiğini de bilmezdim ya, neyse artık:)

Yıllar geçti. Artık büyük konuşmanın cezası mı diyelim, yoksa iyice sıkıcı bir laf olan globalleşen dünyanın etkisi mi diyelim, ne dersek diyelim sonuçta pazarlama yüksek lisansı da yaparak pazarlamacı sıfatını almış bulunduk.

Lisede reklamcılığa ilgiyle başlayan ve reklamcılıkla ilgili okuduğum kitaplar sonucunda artık programlar arasında reklamlar değil de, reklamlar arasında program izlemeye dönüşen ve fikir üretimine yol açan bir ilgiydi bu. Bu ilginin devamında da temele, yani "PAZARLAMA" alanına ulaşmış bulundum.

Birkaç ay önce internette araştırma yaptığım birkaç konuya bakarken pazarlama bloglarına rastladım ve bende kendime bir blog açma kararı aldım. İlk yazımla da girişi yapıyorum. Bu blogta daha çok iş dünyası pazarlamasını işleyeceğim. Fakat zaman zaman hayata dair pazarlama yazılarıyla karşılaşacaksınız. Vatana, millete, pazarlama dünyasına ve cümle vesaire alemlere hayırlı, uğurlu, faydalı olsun...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru mu düşünüyürum Bilal bey.. İletişim dünyasına hoş geldiniz diyorum.. Yazılarınızı yazımın içeriğinin daha ulaşılabilir olması için yararlanmaya çalışacağım.. Kısa bir dönem ben de pazarlamacılık dalında çalıştım.. Kalkınmakta olan ülkelerde bazı mesleklere ve özellikle pazarlamacılık mesleğine bir garip bakılır; küçümsenir, alaya alnır v.s.. Amerika' yı Amerika yapan ürettiklerini pazarlayan bir ülke olması değil midir? hoş geldiniz.. Başarılar dilerim...

Ali ÇOLAK 
 21.11.2006 19:58
Cevap :
Kesinlikle doğru. Elinizdeki elmasınızı satmaya çalışırken bile doğru pazarlama tekniğini kullanıp kullanmamanız arasında ciddi bir kazanç farkı bulunacaktır. Hoşbuldum. Teşekkür ederim...  22.11.2006 14:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1152
Kayıt tarihi
: 19.11.06
 
 

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü,  Marmara Üniversitesi S..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster