Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '06

 
Kategori
Pazarlama
Okunma Sayısı
3030
 

Pazarlamada son trendler

Pazarlamada son trendler
 

Şimdilik hedonist pazarlama, yerinde pazarlama ve en sonunda da füzyon pazarlama bakalım daha neler göreceğiz...

Kavramlar kelimelerin anlam kaplarıdır. O kavrama ilişkin ne kadar deneyiminiz varsa bu kavram sizin için daha kolay algılanabilir, anlaşılabilir hale gelir. Dolayısıyla kavramlar bizim birbirimizi anlamamızı sağlar. Oysa günümüz trendlerinin hızına bu anlamda yetişmek çok da kolay değil. Kabul edin ya da etmeyin küreselleşme ile geleneksel satış gücünün alternatif dağıtım kanalları( Worksite, İnternet, E-ticaret vb) ile güçlendirmeye artık her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Bu günün değişimi geçmişten üç yönüyle farklı:

1 Hızı (toplumların sosyal, kültürel ekonomik değişimi açısından)

2 Kapsamı( hızlı yayılması açısından)

3 Şiddeti (insanların hayatına yaptığı değişimler açısından ilaçlar, genetik vb buluşlar)

Uzun lafın kısası hızı, kapsamı ve şiddeti ile değişim aynı anda vizyonumuza giriyor. Rekabetin bu kadar yoğun olduğu günümüzde rekabette sürdürülebilir üstünlük elde edebilmek için araçlara ve bu araçlar için de metodolojiye ihtiyacımız var. Metodolojiyi kavramanın yolu ise soyutlamadan geçer. İşte bunun için ben de bu yazımda farklı yöntemlerle anlatmam istenen kavramları anlatmaya çalışacağım.

“Rakip çoksa oyun çoktur. Rakip yoksa oyun da yoktur.” Özlem Seller

Pazarlama bakış açısıyla III.Richard’ı izliyorum.Sokak Röportajlarında “Duygulardan konuşalım.Duygularımız olmadan konuşursak toplum bir şey kazanamaz, Zamane çocuklarında duygu yok.Onlara hissetmeyi öğretmemiz lazım.” Diyor

Niye böyle diyor?

Çünkü parlayan bir yıldıza ulaşmak için hepimizi motive eden bir neden var. Bizler hayallerle umut bulan varlıklarız ama küçük hayatlarımız umutsuzlukla örtülü ve hayatımızda acı istemiyor her şeyde zevke, prestije yöneliyoruz. Biz yönelince ilaç sektörü plasebo(şeker hapı), antidepresan, eğlence sektörü içeriksiz ama popüler film ve müzikler üreterek satışlarını katlıyor. Karşımıza ” <ı style="mso-bidi-font-style: normal">Hedonist Pazarlama “kavramı çıkıyor. Güdülen-mesi- Gereken Strateji “İçindeki zevki ortaya çıkart, yay ve sat”.

17 Ağustos Depremi,11 Eylül İkiz Kulelere yapılan saldırılar, Puset Adası’nın denize doğru kayması, 7 Temmuz İngiltere’de metronun bombalanması derken Francis Fukuyama’nın dediği gibi dünyanın sonumu geliyor?

Kesin bir tarih var mı? Marduk’ a* bakarsak 2012 gibi diyor ama aslında kimse bilmiyor. Dua edelim de iyi şeyler olsun diyor ve unutmaya çalışıyoruz. Her felaket dünya insanlarını biraz daha yakınlaştırıyor ve düşündürmeye başlatıyor. Gelecek kaygısını dizginliyor. Gelecek kaygısı bireylerde mevcut inançları yoğun olsa da olmasa da inanca yöneltiyor. Çünkü bütün dinler bağış yapmayı teşvik ettirecek özel tarihler (ramazan ayı, madag günü vb.) dışında da zor durumda olanlara yardım etmeyi teşvik etmektedir.

Hayır, işleyerek huzura kavuşuyoruz (bir nevi bağış yaparak huzur satın alıyoruz aslında) Yani bedeni ibadetlerimizin yanı sıra mali ibadetlerimizi yerine getirmiş oluyoruz. Şirketleri oluşturanların bireyler yani insanlar olduğunu düşünürsek şirketlerin neden son dönemlerde sosyal sorumluluk içerikli kampanyalara ağırlık verdiğini çok rahat görebiliriz. Küreselleşiyoruz. Komşumuz felaket yaşarken biz öylece görmezden gelemiyoruz. Bu projeler, şirketlerin yaşamlarını sürdürdükleri çevreye, doğaya karşı sosyal sorumluluğu bir nevi bağışıdır. Kısaca sosyal sorumluluk içerikli kampanyalar sorunlar ortaya çıkmadan önce onu öngörüp onu yönetmeyi amaçlar. Bu insanın geleceği olabileceği gibi dünyanın geleceği de olabilir. Kampanyalar Kant’ın da dediği gibi senin ve dünyanın geleceğini düşün “Kendi aklını kullanma cesaretini göster” mesajını desteklemektedir.

Gizli ya da açık slogan “Elini vicdanına koy. Bu ürünü al. Böylece şu kadar çocuğu okula kavuştur, çorbada seninde tuzun bulunsun, sevaba gir.”

Benzetmelerimize devam edersek Yaradan/Tanrı/Allah hayır işleyen kişilerin günahlarını bağışlarken, devletler de şirketlere sosyal sorumluluk, sponsorluk, bağış yapması durumunda vergi indirimi sağlıyor.

Burada gelirinin belli bir kısmını sosyal sorumluluk projesine ayıran şirket hayır işlemenin yanı sıra ikinci bir fayda daha sağlıyor. Çünkü ürünü daha fazla satılıyor. Ama düşünün bunu bütün şirketler yapmaya kalkarsa sadece hayır işlemek için kimse bütçesini zorlamayacak ve bu aktivitelere katılımında seçim yapmaya başlayacaktır. İnsanlar artık birikim(maddi ürün ) ve değer(ürünün sağlayacağı değer/fayda) satın alıyor. Gökten yağmur yağar gibi şirketlerden ürün yağarken, yağmuru tartışamazsınız tartışacağınız şey şemsiyenizin kalitesidir. Yani sunduğunuz pazarlama stratejinizin doğruluğu ya da yerinde olup olmadığı ve bu stratejiyle sunduğunuz kalitedir.

Proje şirketinize ne kadar uygun ve ürününüz rakiplerine oranla hangi müşteri grubuna hitap ediyor. Müşterinin aklına, kalbine ve eline devri artık geleceğine kavramını getirdi. Yani bugün bu ürünü almanın ona gelecekteki tedbiri, armağanı ne olacak. Pazarlamanın 3 Hsi artık Hedge yi de içine aldı.(head, heart, hand ve hedge) Bunun en güzel örneklerinden biri de Bu yıl 52.'si düzenlenen Cannes uluslararası reklam festivalinde, "Yerinde Pazarlama" dalında "Medya Aslanı" ödülünü aldı. Çalışma hem bir riski hatırlatıyor hem de kendi ürünün bu riski azalttığını vurguluyor.

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">“Bir iç çamaşırı mağazası...
Sutyenlerin satıldığı bölüm... Alışveriş yapan kadın, eline aldığı sutyenin tek parçasının eksik olduğunu fark ediyor. Ve eksik parçanın yerinde bir not buluyor:
"Her yıl göğüs kanser kontrolü yaptırınız."
Bu, kanser riskine dikkat çeken bir reklam pazarlama tekniği...”

<ı style="mso-bidi-font-style: normal">Kaynak:Milliyet 23.06.05Can Dündar)

Diğer bir genel örnek ise:

Çeşitli Bireysel Emeklilik şirketlerinin Banka şubelerinde Bireysel Emeklilik Günleri yaparak Gelecek/Emeklilik riskini hatırlatılarak, “Böyle bir risk var haberin var mı?”

“Bak bu riski azaltmak için de böyle bir önerimiz var ”şeklinde direkt ya da dolaylı olarak çözümün sunulması bireylere anında satışın yapılması gibi.

Eskisi gibi büyük anlamları olan muhteşem cümleler kurmanıza gerek yok. Karşınızda “Yerinde Pazarlama Kavramı”.

Amacı, içeriği ne olursa olsun anında yapılacak bir pazarlama yöntemidir. Güdülmesi Gereken Strateji “Hatırlat, sorumluluğunu azalt, çözüm sun ve sat”

Günümüzde bir şirketin sadece sosyal sorumluluk projeleri ile kendini saygın bir şirket yapması, satışlarını arttırması çok da kolay değil. Bu durum çok eskiden izlediğim bir filmde Bir kovboyun genç bir kadına asılması ve bu sırada onu gözlemleyen adam arasında geçen bir diyalogu hatırlattı. Adam kovboya:

“-Eğer bir bar kadını ile birlikte olmak istiyorsan ona bir içki ısmarlaman yeterlidir. Ama bu kız papazın kızıysa önce onunla evlenmen gerekir” diyordu.

Değerlerin altüst olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Günümüz müşterisi kolay kolay hediyelere kanmıyor hediyenin ne olduğuna bakıyor yani kimseyle evlenmek istemiyor. O önce bir birliktelikle sizi denemek istiyor. Israrlarınız sonucu evlense bile bu evlilik kısa sürüyor. Sadakat sonsuz değil. Önemli olan bu sürenin mümkün olduğunca uzun olmasını sağlamaktır. Yani rakiplerinizin adımını atmadan öngörmeniz ve sizin ondan önce atabilme hızını ulaşabilmenizdir. Bunun için yaratıcı düşünceye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

Stratejimiz sadece mevcut müşterileri korumak değil aynı zamanda yeni müşterileri de bulmaya çalışmak olmalıdır. Bu konuda yapmamız gereken ise “Füzyon Marketing’’dir.

Füzyon Marketing İki ya da daha fazla pazarlama yönteminin temel özelliklerinden faydalanılarak pazara özgü yeni bir pazarlama stratejisi geliştirmektir. Füzyon Marketing bütün pazarlama iletişim çalışmalarının entegre olarak kullanılmasını gerektirir. Taktikle karıştırılmamalıdır. Hedonist pazarlama ve Yerinde Pazarlama Füzyon Marketing’in içinde yer alır. Dolayısıyla müşterilerinizle ilişkilerinizi yönetirken yeni müşteri kazanmak için kurmanız gereken iletişim yöntemini de belirler.

Ozlem Seller

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

aslında pazarlama teknikleri pazarlamayı yaratmıyor, çünkü pazarlanan ürün pazarlamaya muhatap olan biziz.. pazarlama teknikleri tıpkı hayat koçu zihniyetiyle sizi yaratıp şekillendiriyor.. Sizin neleri tercih etmeniz gerektiğini sizin neyle zaman geçirmeniz gerektiğini sizin şuurunuzun altını bombalıarak sizin kendinizle olan bağlantınızı koparıyorlar... Bu durumda siz pazarlanan olıyorsunuz. Bu tıpkı mankenler gibi güzel bir vücuta sahip olmayı hayal eden fakat hiç bir zaman o mankenler gibi vücuda sahip olamayacak olanların durumu gibi sürekli kandırılan enerjisi çalınan bir sistem yaratıyor.. pazarlanan ürünlere malzeme olan sizsiniz..

o.k 
 13.07.2006 22:43
Cevap :
Sayın O.k. Gözlerimiz bir nevi objektife benzer.Bu sayede İnsan beyni saniyede 4 milyar bit bilgi işler. Biz sadece 2000'ini farkederiz. Ayırdına vardığımız bu 2000 bitlik bilgide sadece cevremize bedenimize ve zamana ilişkindir.Beynimiz sadece olası olduğuna inandığımız şeyleri göreceğimiz şekilde çalışır.Koşullanma(ki bu bireyin dunyaya bakışı ile dolaylı ya da dolaysız oluşur) sayesinde içimizde zaten varolan kalıpları eleştirir,eşleştirir ve buna bir de duygu atariz. Duygunun ne olduğunu belirleyen tamamen yine aynı kalıplardır.Çünkü öfke, sevinç, şehvet, zulum,acı,vb butun duygular aynı yerdedir. Seçen de bireyin kendisidir.İşte bu yüzden ortada giderilmeyi bekleyen bir istek/hayal varsa ve bu istek/hayal gerçekleşmişse, ihtiyaç giderilmişse kişi hazza ulaşır.Bunun adı temelinde yatan duygudan dolayı hedonist pazarlamadır.Bu sizce bir ilizyon olabilir ama bilimsel ve kavramsal çıkış noktası budur.  14.07.2006 21:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1871
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi’nde İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster