Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
6208
 

Pedofiliyle yüzleşmeye hazır mıyız?

Pedofiliyle yüzleşmeye hazır mıyız?
 

Görsel internetten alınmıştır.


Ensar Vakfı'nda meydana gelen çocuk istismarı vakasıyla birlikte gözlerimiz pedofiliye çevrildi.

Nedir pedofili?

Pedofili ya da sübyancılık, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık. Bu durumdan muzdarip kişilere pedofil ya da sübyancı denir.(Vikipedi)

Gün geçmiyor ki bir çocuk istismarı davasıyla karşılaşmayalım. Ne oldu, ne oluyor toplumumuza? Kendisini savunmaktan aciz çocuklarımıza nasıl reva görebiliyoruz böyle ahlak dışı eylemleri?  Kim yapıyor çocuklarımıza bu vahşi eylemleri?

İncelediğimizde; çocuklarımıza bunları reva görenlerin ne acı ki çocuğun çok yakınında olan bir aile üyesi olabildiği gibi,  okulunda ya da kaldığı yurtta bir öğretmen, kur’an öğrensin diye gönderildiği camide bir imam olarak da karşımıza çıkabiliyor.

Son yıllarda internetin yaygın kullanımıyla birlikte istismarın daha ileri boyutta, çocukları önce kandırıp çıplak fotoğraflarını istemekle başlayıp sonrasında baskı ve tehditlerle bu masum evlatlarımızı porno ticaretinde kullanan ahlaksız yaratıklar olarak görebiliyoruz.

Güvenlik güçlerimizin takdire şayan çalışmalarıyla bu çocuk pornografisiyle uğraşanlar yakalanıp haklarında yasal işlemler yapılmakta. Ancak ne var ki güvenlik güçlerimizin ulaşamadığı ve ciddi mağduriyetlere neden olan yakın çevre içerisinde meydana gelen çocuk istismarını önlemek çok kolay olmuyor.

Son günlerde haber olmasıyla toplumda infial uyandıran öğretmen vakaları da şikâyet olduğundan ortaya çıkmaktadır. Aile içerisinde ortaya çıkan çocuk istismarında şikâyet edilse dahi çevre baskısıyla şikâyet geri alınabilmektedir.

Toplumumuzda giderek artış gösteren ve Ensar Vakfı'ndaki utanç verici son olayda yetkililerimiz şaşırmış olmalı ki hemen kurumu koruma kalkanı altına aldılar. Devletin temel amaç ve görevi; “kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini korumak” olmasına rağmen neden böyle bir çaba içerisine girdiklerini anlamak mümkün değil.

Oysa şöyle bir mantıklı düşünseler,  bir an o çocuğun yerine kendilerini koysalar soruna neşter vurmak kolaylaşacaktır. Nedense kolay olanı seçiyorlar? Kurumlarımız ak-pak, kirli olan bireydir der gibi...

Peki, o kurumun yöneticilerinin görevi ne?

Denetleme kurumları ne yapıyor?

Bu soruları sorduklarında, ihmali olanlara gerekli cezalar verildiğinde, bir daha böyle bir olaya tevessül eden çıkar mı o kurumda? Elbette çıkmaz. Başına gelecekleri bilir, niyeti varsa dahi caydırıcı olur bu cezalandırılma düşüncesi.

Yapılan araştırmalarda pedofilinin nedenleri arasında en sık bulunan bilgi, çocukluk yaşında cinsel tacize uğrayan kişilerin bu tür sapmalara yöneldikleriymiş(www.bengisemerci.com/cocuk-pornografisi-ve-pedofili)

Şayet öyleyse vay halimize. Son zamanlardaki çocuk istismarlarının artışı, giderek pedofil sayımızın artması anlamına gelir ki ciddi önlem almak lazımdır.

Yetkililerin kurum korumacılığını bırakıp, asıl olması gereken tedbirleri alma vaktidir. Çocuklara karşı yapılan her türlü istismarı iyi hal indirimi dışında tutup en ağır şekilde cezalandırmak birinci görevleri olmalıdır. Ayrıca eğitim sistemiyle de insanların bu konuda duyarlılığı arttırılmalıdır. Aksi halde çocuklarımızı korumak mümkün olmayacaktır ve giderek kokuşan, çürüyen bir millet olarak tarihte utanç içindeki yerimize oturtulacağız.

Bedenen ve ruhen üstün bir millet olarak gelecekte var olmak istiyorsak, çocukların korunması birinci önceliğimiz olmalıdır.

Artık şapkayı önümüze alıp düşünmek vaktidir. İnkârla, yok saymayla, görmezden gelmeyle bir yere varılmaz, varılmamıştır.

Sorunun çözümü için pedofiliyle yüzleşmek vakti gelmiştir! 30 Mart 2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ayşegül Hanım,belki de Ensar Vakfı,aysbergin görünen yüzü.Kim bilir derinliklerde daha görünmeyen neler var ? Vakıflar,toplum yararına kuruluşlar olması gerekirken iktidarın amaçlarını gerçekleştirmeyi hedefleyen kuruluşlara dönüşmüştür.Toplumsal kokuşma,çürüme,yozlaşma çocuklarımızın geleceğini karartıyor.Selam ve saygılarımla.

Hüseyin Başdoğan 
 04.05.2016 22:49
Cevap :
Hüseyin Bey, araştırılabilse kim bilir neler var daha alt katmanlarda. Vakıflar sözde toplum yararı diye açılıyor ama çoğunluk iktidarların arka bahçesi konumunda işleve sahip. Gariban insanımız da bazı vakıfların sağladığı maddi imkanlara kanıp çocuklarını bir çamur deryasının içerisine bırakabiliyor bilmeden. Her durumda olan o masum çocuklara oluyor. Ruhları kararıyor, kişilikleri yara alıyor... Sorumluların hak ettiği cezayı aldığı bir Türkiye umuduyla...Selamlar, mutlu kalın.  07.05.2016 14:30
 

Umarım yetkililer bir an önce önlemleri alırlar ve inşallah en ağır cezaları uygulamaya koyarlar. Gerçekten çok üzücü durumlar bunlar. Geleceğimizi aydınlık ve ümitle görememek ne kadar da yıpratıcı. Duyarlı kaleminize sağlık. Sevgilerimle.

Nermin Ayduran 
 02.04.2016 11:28
Cevap :
Bir tarafta güvenlik güçlerimiz şehit olurken, bir tarafta birileri zevk peşinde ve masum çocukların hayatına kıymakta. Böyle rezillik görülmemiştir. Bunlara fırsat vermemek ve en ağır şekliyle cezalandırmak şarttır. Tez zamanda göreceğiz inşallah...Selamlar, mutlu kalın...  02.04.2016 21:14
 

İki konunun altını çizmek istiyorum: İlki, yazınızdan da anlaşılabileceği gibi, hadise, göründüğünden çok çok daha yaygındır. Çok çok çok acil tedbir gerektirir. İkincisi, taciz veya tecavüz edilen çocuğun ruh hali "ürkütücü" bir biçimde bozuluyordur. Bunu düzeltmek için çok yoğun, yıllar süren bir terapi gerekebilir. Hangi imkânlarla bunu yapabileceksiniz? Ruh hali bozulan bu çocukların, ileride çok ağır suçlular olarak karşımıza çıkması, ki bir bölümü yine yazınızda var, kaçınılmazdır. Acaba, diyorum, canlı bombaların çoğu da çocukken taciz veya tecavüze uğramış olabilir mi? Yaşamak onlar için, zaten, çok önceden bir zulüm haline gelmiş olabilir mi? Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 01.04.2016 17:09
Cevap :
Her şey olabilir İsmail Hakkı Bey. Elbette bu travmalar sonrasında çocuklarda açılan yaraların yıllar sonra nasıl bir hal alacağını bilemeyiz. Kimi tecavüzcü olur, belki kimi de kendini patlatır bir canlı bomba olarak. Bunu uzmanlar en iyi şekilde takip ediyordur. Bu gerçekten çok ciddi bir durum ve üzerinde iyi düşünülüp köklü çözümler üretilmelidir. Aksi halde gelecekte ahlaki açıdan çökmüş bir toplum haline geleceğiz. Mağdur çocukların psikolojilerini düzeltmek için gerekli tedavileri yaptırılmalıdır ama onun da dostlar alışverişte görsünden öteye geçmeyeceğini düşünüyorum psikolojik tedavilerin yıllarca sürebildiğini düşününce. Selamlar, mutlu kalın.  02.04.2016 21:12
 

Bunca vahşet arasında toplu cinnet geçiriyoruz Ayşegül hanım, Dinini öğrensin diye çocuklarını sorgusuz sualsiz, "yemeğini de yatağını da veriyorlar" diyerek o kurumlara gönderenler keşke ders alabilmiş olsa, islam değil, doğru dürüst insan yetiştirebilme,olabilme çabasında olmalıyız artık, selamlar

Cemile Torun 
 31.03.2016 21:52
Cevap :
Bakamayacağımız çocuğu dünyaya getirirsek sanırım böyle sorunlar kaçınılmaz olacak Cemile Hanım. Doğur doğur diyorlar insanlara da doğan çocuklara aileler bakamadığı gibi devletin denetiminde olan bazı yerlerde de olmadık işler gelebiliyor bu çocukların başına. Yazık değil mi bu masumlara? Vebalinden kimse kurtulamayacak.İnsan olmak, insan kalabilmek marifet bu dünyada...Selamlar, mutlu kalın...  02.04.2016 21:04
 
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 3988
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1409
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster