Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '14

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
2814
 

Pers mitolojisinde bülbül efsanesi

Pers mitolojisinde bülbül efsanesi
 

Gerek hikayelerinin ve efsanelerinin zenginliği gerekse de bunlardan sosyal, kültürel anlamda dersler çıkarılması gerektiği bakımından Pers mitolojisi mutlaka incelenmelidir. Sık sık bülbül ve gül birlikte telaffuz edilir. Bu yazımda bu anlatının mitolojik yönünü ele alıyorum. Umarım severek okuyacağınız bir yazı olur: 

Efsanede anlatılanlara göre bir zamanlar bir padişah yaşarmış. Ancak bu padişah öylesine zalim, öylesine kıskançmış ki haremindeki ince belli kızları, kimse görmesin diye gizli bir kalede saklarmış. Günlerden bir gün oldukça şiddetli bir yağmur yağar. Öyle ki kalenin dibini yıkacak kadar çok gelen sular, kalenin dibinde bir gedik açar. Bir zaman sonra ise sular yavaşça çekilmeye başlar. Bu padişahı hiç mi hiç sevmeyen ve kaleden kaçıp kurtulmak isteyen harem kızlarından biri bu gediği keşfeder. Gedikten geçerek dışarı çıkan bu kız, genç bir çobanla tanış olur. Çobanla sık sık muhabbet eyler ve bir zaman bu çobana aşık olur. Hayatlarını ve başlarından geçenleri birbirlerine anlatırlarmış. Bir gün aşklarına sadık kalacaklarına dair birbirlerine yemin ederler. Kız sık sık gedikten geçerek aşkıyla bir araya gelirmiş. Ancak bir gün, zalim padişahın bu olaydan haberi olur. Kızı idam ettirmek ister ancak hangi kız olduğunu bilemez. Haremdeki hiç kimse de kızı ele vermez. Buna bir çare bulamayan padişah gel zaman git zaman çobanı keşfeder ve yakalatarak huzuruna getirtir. Padişah, ne yaparsa yapsın çobanın ağzından bir türlü laf alamaz ve sonunda çobanı zindana attırır. Zindana atılan çobanı ertesi gün kızlarla yüzleştirmeyi dener. Çünkü biliyordur ki aşkı onu sevdiğinin gözlerine bakınca ele verdirecektir. Çobanı haremdeki tüm kızlarla yüzleştirir ancak çobanın gözlerinde hiçbir ifade göremez. Bir yandan da kız, çobanın karşısında kendini güçlükle tutar ve bir o kadar da şaşırır çobanın bu haline. Bu şekilde çobanın aşık olduğu kızı bulamayan padişah pes eder ve çobanı bırakır. Serbest kalan çoban sürüsünün başına döner. Kız, bir müddet sonra ortalık durulunca tekrar çobanı görmeye gider. Çobana der:

–Daha evvel her buluşmamızda aşkından şeyda bülbül misali coşar, bana güzel ezgiler söylemekten usanmazdın. Ama göz göze gelince yine dayanamayıp bülbül gibi ezgiler söyleyeceksin sandım. Ama sen sustun. Neden oldu bu?

Çoban çaresizce başını öne eğer ve der:

–Sen benim biricik aşkımsın; ben sana usanmadan bülbül misali övgüler dizerdim. Göz göze gelince dayanamayıp kendimi tutamamaktan korktum. Biliyordum ki gözlerimdeki aşk parıltısını zalim padişah anlayacak ve ikimizi de öldürecek. Seni kurtarabilmek için kendimi feda etmek zorunda kaldım.

Kız, çobanın ne demek istediğini anlamaz ve sorar. Çoban açıklar:

            –Göz göze gelmeyelim diye gözlerime mil çektirdim. Artık seni göremiyorum fakat aşkınla ebediyen bülbül misali öteceğim.

Bu sözler üzerine kız der:

            –Ben de içim yana yana seni dinleyeceğim.

Aşkından bülbül gibi öter durur çoban. Bir zaman sonra öte öte bir bülbüle dönüşür. Kız ise onu yana yana dinlemekten güle döner. Efsanede rivayet edildiği üzere o günden beri güle olan sevgisini bülbül, şakıya şakıya anlatır. Fakat gözleri gülü hiç göremez. Gül de bülbülün ezgilerini dinler ama ona hiç seslenemez…

Kaynak: Mehmet KORKMAZ – Mitolojik İran Efsaneleri, Eylül 2012

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4897
Kayıt tarihi
: 16.06.12
 
 

27 mart 1989 yılında Konya'nın Ereğli ilçesine bağlı Zengen kasabasında doğdu. İki yaşına kadar B..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster