Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
6884
 

Pertek, Hozat ve Çemişkezek ilçelerine ilk ziyaretim

Pertek, Hozat ve Çemişkezek ilçelerini ziyaret edecek, eğitime ilişkin sorunlarımızı yerinde tespit edecektim. Yanıma eğitim-öğretime bakan şube müdürümüzü de alarak yola çıktık. Yine askeri aracın birisi önümüzde, diğeri arkamızdaydı. Güvenlik açısından nispeten normalleşme olduğundan Pertek yolu kullanılabiliyordu. Bu yol aslında Tunceli’ yi Elazığ’ a bağlayan en kestirme yolmuş eskiden. Ama Keban barajının yapılmasıyla birlikte eski işlevini kaybetmiş. Kovancılar ilçesinden Tunceli’ye halen kullanılmakta olan karayolu yapılmış.

Aktuluk mevkiinde Pertek yoluna döndük. Tepelere doğru tırmandık. Döne döne tepeyi aştık. Önümüze dağlara yaslanmış bir plato çıktı. Plato üzerinde bir çok köy vardı.

Bu yöredeki tek açık okulumuz “ Pınarlar Köyü İlköğretim Okulu ” dedi Şube müdürüm sol tarafı göstererek. Orada jandarma karakolu varmış. Öğretmenler karakolda yatıp kalkıyorlarmış.

Artık Pertek sınırındaydık. Öndeki betere durdu. Görevli yanıma kadar gelerek:

-Bizim görev alanımız buraya kadar. Ama henüz sizi alacak ekip intikal etmemiş. Onların gelmesini bekleyeceğiz. Geldiklerinde sizi onlara teslim edip geri döneceğiz, dedi.

Epey bir süre bekledik orada. Canım sıkıldı. Dışarıya çıktım. Hava buz gibi soğuktu. Yeniden arabaya döndüm.

Nihayet bizi teslim alacak ekip gözüktü uzaklardan.

Yeni ekibe “ merhaba ”, eski ekibe “ güle güle ” dedik ve ayrıldık.

Biraz ilerleyince sağ tarafımızda yanmış, yıkılmış binalar ilişti gözüme. Meraklı gözlerle baktım harabelere. Merakımı gören şube müdürüm:

-Burası karayolcuların bakım şantiyesiydi. Maalesef burası da o zor dönemde yakıldı, yıkıldı, dedi.

İçim acıdı. Bu değerler hepimizin emeğiyle yaratılmıştı. Burada çalışan karayolcular, hızlı bir şekilde yolu açık tutabildikleri için kim bilir nice hayatlar kurtulmuştu? İnsanlar sevgililerine, çocuklarına, anne-babalarına kavuşabilmişlerdi. Bu yol herkese lazımdı.

Eğer yolunuz kapanıp mahzur kalmadıysanız, açık bir yolun önemini anlamanız oldukça zordur.

Zirveden aşağıya doğru inmeye başladık. Hemen yanı başımızdaki dağlar muhteşemdi. Keskin çizgileri vardı. Yer yer kar örtüsü olmasına rağmen baharın gelmekte olduğunu hissediyordunuz dağların eteklerine bakınca.

Pertek’e doğru inerken çıplak dağlar Darende-Gürün arasını hatırlattı bana. Aşağılarda Keban barajı masmavi parlıyordu. Su ve hemen yanında çıplak dağlar. Nedense hiç yakıştıramam suyun yanına bozkırı. Maviyi yeşille düşünürüm hep. Su neden hayat vermemiş bozkıra diye hayıflanırım. Hayıflandığım ne su ne de bozkırdır aslında. Suyu kullanarak bozkırı canlandırmayan insanlaradır kızgınlığım. Kendi beceriksizliğinin farkında olmayan, zamanı har vurup harman savuran, iş deyince sıvışan, laf deyince oturan, varlık içinde yokluk çekenleredir.

Keskin virajlardan geçerek nihayet indik ilçe merkezine. İlçenin girişindeki kontrol noktasında ayrıldık ekipten. Pertek Yibo ilçenin biraz dışındaydı. Doğruca Yibo’ya gittik. Bizim geleceğimizi bilmiyorlardı. İyi de oldu. Gerçek durumunu izleyebildik. Yibo kapasitesinin üstünde çalışıyordu. İlçe milli eğitim müdürlüğünü ve kaymakam beyi ziyaret ettik. Pertek’ te ikili eğitim yapılıyordu. Yeni bir ilköğretim okulu yapımı için ihaleye çıkılmıştı. Okulları gezerken İmam-hatip Lisesi’nde çok az öğrencinin olduğu ve bu okulun 300 öğrencilik bir pansiyonunun bulunduğu dikkatimi çekti. İmam-hatip lisesi ile genel lise birleştirilip çok programlı liseye dönüştürülebilir, pansiyon ortaöğretimde okumak isteyen tüm gençlere kullandırılabilirdi. Bu suretle boşalan genel lise binasından da ilköğretim amaçlı yararlanabilirdik. Gerekli notları aldım. Düşüncemi ilçe yöneticilerine açıkladım. Sonuçta ilköğretim müfettişlerine de durumu incelettim. Genel lise ile imam-hatip lisesini birleştirip çok programlı liseye dönüştürdük. Liseden boşalan binaya ilçenin kenar mahallesinde birleştirilmiş sınıfla eğitim yapılan Atatürk ilköğretim Okulu’nu taşıdık. Atatürk ilköğretim Okulu binasını ise Okulöncesi eğitim kurumu olarak devreye soktuk. Pertek ilçesinde varolan kaynakların akıllıca kullanılmasıyla normal eğitime geçmeyi başarabildik.

İşimiz bittikten sonra jandarmayı aradık. Bizi Hozat sınırına kadar götürdüler. Hozat sınırında Hozat ekibi eşliğinde yolumuza devam ettik. Bir çok tepeden ve dereden geçerek Hozat’ a ulaştık. Yatılı ilköğretim bölge okulumuz ilçenin hemen girişindeydi. Güvenlik ekibinden ayrılarak Yatılı ilköğretim Bölge Okulu’na yöneldik.. Yibo 1930’lu yıllardan kalma askeri bir kışlada eğitimini sürdürüyordu. Sınıflar standart değildi. Yibodaki incelemelerimizi tamamladıktan sonra ilçe kaymakamlığı ve 51. iç güvenlik tugay komutanlığına ziyarette bulunduk. O zamanlar tugay komutanı Hulusi Paşaydı. Hulusi paşa da eğitimin önemine gönülden inanan bir komutandı.

Hozat çıplak dağların kuytusunda kurulmuş merkez nüfusu 7000 civarında olan bir ilçeydi. Köylerinde fazla insan yaşamıyordu. O yıllarda Tunceli ile Hozat ilçesi arasındaki ulaşım Pertek üzeri yapılıyordu. Daha sonraki yıllarda Hozat’ ı Tunceli’ ye bağlayan kestirme bir yol yapıldı. Mesafe yaklaşık 50 km’ ye düştü. O yolu kullanarak pek çok kez Hozat’ı ziyaret etme olanağı buldum.

O akşam Hozat öğretmen evinde kaldık. Öğretmen evinin kapasitesi yetersizdi. Kapasitesi ve niteliğini artırmak için ne yapabileceğimizi konuştuk. İlçede bir kız meslek lisesi bir de lise vardı. Her ikisinin de öğrenci sayısı fazla değildi. Bu iki liseyi birleştirerek çok programlı liseye dönüştürmeyi, kız meslek lisesi binasını da öğretmen evi olarak kullanmayı planladık. İleriki günlerde bu planlarımızı uygulamaya koyduk ve sonuçlandırdık.

İlçenin fotoğrafı kafama yerleşmişti. Esasen kafanızda o fotoğraf olmadan o yerle ilgili akılcı bir planlama yapmanız mümkün değildir. O nedenle yönetme sorumluluğunu üstlendiğim bir yeri adım adım dolaşma, hatta o yörede yaşayan insanlardan daha kapsamlı bilgiye sahip olma gibi bir alışkanlığım vardır. Memlekette yanlış kararların çoğu zaman masa başında verilen kararlar olduğuna inanırım.

Sabahleyin saat dokuz gibi yola çıktık. Güvenliğimizi sağlayan ekip bizi Çemişkezek sınırına kadar götürdü. Çemişkezek sınırında yeni ekiple tekrar yolumuza devam ettik. Çemişkezek aşağılarda, hemen Keban barajının kıyısındaydı. Yol kenarlarında koyun otlatan birkaç köylüye rastladık.

Çemişkezek’de ilk ziyaret ettiğimiz yer yine Yatılı İlköğretim Bölge okulu oldu. Okul şehrin girişindeydi. Şikayetin hiç eksik olmadığı okullardan birisiydi bu okul. Daha sonra ilçenin diğer okullarına uğradık. İlçe yöneticileriyle görüştük. Belediyeye ait bir otel öğretmen evi yapılmak üzere satın alınmıştı. Eşyaları da tamamlanınca çok güzel bir öğretmen evi oldu. Çemişkezek’e yolunuz düşerse öğretmen evinde kalmanızı öneririm. Gerçekten rahat edebileceğiniz bir yer.

Çemişkezek ilçesinde hem alevi hem de Sünni inancındaki vatandaşlarımız birlikte yaşıyorlardı. Merkezinin nüfusu yaklaşık 4000 civarındaydı. Önemli bir nüfus ise köylerdeydi. Köy okullarından bir kısmı açılmıştı.

O gece öğretmen evinde konakladık. Sohbetlerimizde Çemişkezek ilçesiyle ilgili düşüncelerimiz olgunlaştı. Çemişkezek ticari olarak Elazığ’ la ilişkiliydi. Ulaşım feribotlarla sağlanıyordu. Dönüşte güvenlik almayacak, Elazığ ‘a gidecek, oradan Kovancılar üzeri Tunceli’ye dönecektik. Saat on gibi feribota bindik. Feribotla yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuktan sonra Elazığ topraklarına ayak basmıştık.

Tunceli’ de yaşamak gerçekten zordu. Pek çok noktada kim olduğunuzu açıklamak zorundaydınız. Herkes, herkes hakkında bir şeyler söylüyordu. Kime inanacağınızı, kime güveneceğinizi bilemiyordunuz. Kuşkuculuk neredeyse paranoya düzeyine gelmişti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tunceli, tam bir doğa harikası; o kadar güzel bir mekân ki. Yazık ki, kendi memleketimizde, varlık içinde yokluk çekiyor; kendi vatanımızda, güvenliğimizden ve birbirimize güvenmekten korkuyoruz. Tek çözüm sizin gibi sabırlı insanların kan-ter içindeki emekleri...

Yılmaz Değirmenci 
 18.01.2007 16:22
Cevap :
Hepsinden önemlisi siyasi iradenin varlığı. O irade olmadan sonuç almak çok zor. Umarım izlersiniz. Selam.  29.01.2007 15:39
 

Öğretmenim bu olumsuzluklar üzerine yöre halkının hiç mi suçu yok.Yapılanlara niçin sahip çıkmaz onları korumaya çalışmaz ne dersiniz.

Ctmaksaray1973 
 18.01.2007 12:58
Cevap :
Sorun olan da bu ya. Onlara rağmen kalıcı çözümler üretmek zor hatta mümkün değil. Yazmamdaki amaç aslında doğrudan çözüm önermek değil. Çözüm için ipuçları yakalanmasına katkım olabilir düşüncesiyledir. Bu güne değin çözüm için herkes bir şeyler söyledi. Reçeteler sundu. Ama ne yazık ki sorunlar bu güne kadar sürdü, sürmeye devam ediyor. Sorunun parçası olanlar çözümün içinde olurlarsa sonuç alınabilir. Sanıyorum yapılamayan da bu. Selamlar.  18.01.2007 15:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 65
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster