Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
294
 

Peygamberlik tartışması…

Peygamberlik tartışması…
 

En sonunda bu da oldu. Bir kaşık suda fırtına koparıldı. Kimsenin kimseyi peygamber ilan ettiği yokken bir peygamberlik tartışmasının ortasında kendimizi bulduk…

Bir AKP’li, İl Meclis Üyesinin başkanına sevgisinin ifadesi olan benzetme Meclis çatısı altında arbedeye kadar vardı…

Bir yanı ile oldukça komik. Ama diğer yanı ile düşündürücü.

Önce komik olan yanını belirteyim. Ortada kimsenin kimseyi peygamber ilan ettiği yok. Yapılan halk dilinde sıklıkla kullanılan bir benzetmeden ibaret. Öyle kelle isteyecek bir durum yok. Ama “R. Tayyip Erdoğan bizim için ikinci peygamberdir” diyen partili istifa ettirildi…

Eski Sağlık Bakanının bunu Meclis kürsüsüne kadar taşımış olması da komik. Biraz da diyecek lafı olmayanların çaresizliği. Kaldı ki kendisi de; Sağlık Bakanlığı döneminde Başhekim azarlamakta önde gidiyordu.

Ardından çıkan kavga ve bu kavgada yaralananların olması da bir başka komikliktir.

Onca gürültü patırtı; incir çekirdeğini doldurmaz bir nedenden dolayı yaşanmıştır desek yeridir…

Şimdi gelelim düşündürücü olan yanına.

Bu bir kaşık suda koparılan fırtına Türkiye de siyasetin nasıl yapıldığını göstermesi bakımından son derece öğreticidir. Ayrıca seçtiğimiz vekillerin kimler olduğunu görmemiz, tanımamız bakımından da önemlidir.

Söyleneni anlamayan, istediği yere çeken adamlar ve kadınların bize vekillik ettiği bir meclis oluşumumuz var.

Daha da önemlisi siyasetin hala din ve dini semboller üzerinden yapılıyor olmasıdır.

İslam dinine göre Allaha ve onun Peygamberine eş koşmak (Şirk) dinden çıkma nedenidir. Dini açıdan durum kabul edilemez ve yapılmasından özenle kaçınılması gereken bir şeydir. Yapılması; dinden çıkma “kâfir” olmak anlamına gelir…

Sıkı durun; eğer bu benzetme dinden çıkma, kâfir olmaya yetiyorsa o zaman AKP’nin Alevi vekillerinin tanrı algılaması, tanrının insanda görünüme çıktığı inancı ne olacak. Bu da İslam’a göre bir Şirk değil mi?

Bu durumda Alevi vekillerin istifasını istemek gerekmez mi?

Sorular ve örnekler çoğaltılabilir… Biz konumuza dönelim.

Peki, siyasete, siyasetçinin parti başkanını peygambere benzetmesi ne anlama gelir, dinen “kâfir” olanın parti üyeliği de mi düşer?

Ya da yaşanan olayda olduğu gibi istifaya zorlanması doğru mudur?

Mecliste yaşanan arbede ve biraz da Emine Hanımın türbanı tartışılırken, üzerinde durulmayan ve her nedense akıllara gelmeyen bu sorulara verilecek cevap son derece önemlidir.

Çünkü dini hassasiyetlerin ardına saklanarak; yasalar, parti tüzüğü hiçe sayılarak dini hükümlere uygunluk arandığı yerde demokrasi olmaz.

Olan tam da budur.

Oysa bir partilinin partisi ile ilişkisi yasalar ve tüzük ile belirlenir. Dini hükümlerle değil. Hem kaldı ki; böyle bir uygulama AKP’yi salt Müslümanların partisi yapar.

AKP salt Müslümanların partisi, başka dinlere mensup veya her hangi bir gerekçe ile dinden çıkmış, dinsizlerin uğramayacağı bir yer midir sorularını akla getirir.

Getirmesi de son derece doğal.

Çünkü öteden beri, siyasette birçok benzetme yapılmış, özelikle partililer, parti başkanları için en olmadık sıfatları, yakıştırmaları kullanmışlardır. Bu eş koşmaktan çok, yağcılık yapmak ve göze girmek içindir.

Sistem bu yağcılığı yapmaya müsait… Parti başkanının iki dudağı arasına sıkışmış siyaset yapma alışkanlığı ve kültürü bu yağcılığı zorunlu kılıyor. Bunu aşmanın tek yolu da parti içi demokrasinin işlerlik kazanması ile olur…

Hasan Kaya

www.noktahaberyorum.com

05 Şubat 2010 Cuma

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 65
Toplam yorum
: 154
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 996
Kayıt tarihi
: 11.09.09
 
 

Mart 1959 Erzincan doğumlu, İzmir de yaşıyor.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster