Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '08

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
1455
 

Philip Glass

Philip Glass
 

Satyagraha'da Gandhi'nin 1893-1914 yılları arasında Güney Afrika'da geçen pasif direnişini anlatır


Koyaanisqatsi' yi anımsattığı için Fulya'ya teşekkürler;
Koyaanisqatsi: başka bir türlü yaşama geçmenin şart olduğu bir yaşam; denge dışı yaşam; bütünleşmemiş yaşam; karmaşadaki yaşam; çılgın yaşam..

Philip Glass'ın müziği, 1920'lerde Erik Satie'yle Başlayan yeniklasik müzik anlayışının, günümüze kadar geçirdiği evrelerle ulaşmış olduğu en yeni çağdaş yorumudur.

Minimalist akımın en başarılı icracısı olan Glass'ın öncelikle müzikal soy kütüğüne bakmak yerinde olur. Müziğe ilk kez gösterişten uzak, arı ve yalın bir üslup kazandırarak yeniklasik müziğin öncüsü Erik Satie'nin (1866-1925) ardından, Arnold Schonberg (1874-1951), Alban Berg (1855-1935) ve Anton von Webern (1883-1945), XVIII. yüzyıl klasik müziğindeki tonal kalıpların dışına çıkarak, kendi buluşları olan onikiton sistemi ile yeniliğe farklı bir geçiş sağlarlar. 1950’li yıllarda da Karlheinz Stockhausen onikiton sisteminden etkilenerek, elektronik müzik üzerindeki çalışmalarında bu sistemden yararlanır.

Bu yıllardaki radikal değişim Arnold Schonberg'in öğrencisi John Cage'in müzikte gerçekleştirdiği evrimle olur. Jonh Cage (1912-1992), müziği notalarından çalgılarına, bestecisinden yorumcusuna kadar, bilinen klasik kuralların dışında apayrı bir anlayışla yorumlamıştır. Earle Brown'la birlikte, diğer bestecilerin kullandığı notalama sisteminin kurallarını yıkıp, birtakım çizimlerden oluşan yeni notalama sistemini oluşturarak, farklı bir tarz kazandırmıştır. Hazırlanmış piyanoyu* kullanarak müzikte yeni bir iletişime giren de "O" dur. Bir eserin bestelenme sürecine yorumcunun da katılmasının gerekliliği ve yorumcunun bir besteyi, bestecinin denetimi olmaksızın kendi yeteneklerinin yoğunluğu oranında icra etmesi fikri, Cage'in düşüncelerindeki anarşizmle bağdaştırılabilir. Müzikteki belirsizlik kavramının sınırlarını bu derecede zorlamıştır.

Cage'e göre ses ve sessizlik birbirine zıt olmaktan çok, birbirini tamamlayan kavramlardır. Sessizlik, etrafındaki seslerden oluşan bir sessizliktir. "4'33" ile bunu algıların en uç sınırlarında anlatmaya çalışır. Bir konserinde piyanonun başın oturur, kapağını açar ve tuşlara hiç dokunmadan 4 dakika 33 saniye bekler. Sonunda piyanonun kapağını kapatır ve tekrar açar, tüm seyirciler alkışlar. İşte bu parça boyunca, seyircilerin soluk alıp vermeleri ya da burunlarının çekmeleri ya da koltuklarında kıpırdanmaları sırasında oluşan sesler, sessizliğin etrafındaki seslerdir.

Jonh Cage geçmişte olduğu gibi bugünde birçok besteci ve yorumcuyu derinden etkilemeyi sürdüren aykırı bir sestir:

"I HAVE NOTHING TO SAY AND I'M SAYING IT AND THAT IS POETRY" **

Jonh Cage sonrasındaki müzisyenler, biraz farklılaşarak yenilikçiliği minimalizme yönelerek sürdürürler.
Terry Riley ve Steve Reich'ın yanı sıra Philip Glass, minimalizmin en tanınan besteci ve yorumcusudur.

Minimal müziğin en belirgin özelliği tek bir melodinin sürekli ve gelişerek tekrarlanmasıdır. Minimalistler bestelerinde basit ve yalın anlatımı ön plana çıkarırlar. Bu müzikte belli sayıdaki notalarla, birbirinden karmaşık ve zengin ezgilerin yakalanması olası ancak zordur.

1960'ların sonuna doğru minimalizmin çekici fakat aynı oranda yalın uslubu, Glass'ın eserlerindeki anlayışı temsil eder. Ancak daha sonraki yıllarda operalarıyla ilgilerin odak noktası olur. 1976'da yönetmen Robert Wilson'la birlikte çalışarak "Einstein On The Beach" operasını besteler. Minimalist stile iyice yaklaştığı bu eseri genellikle gençler tarafından tutulur. bazı eleştirmenlere göre Philip Glass yeteneksiz şaklabanın biridir. Ancak Einstein operası üç kez sahnelenir ve üçüncüsünde yazarlar sahneye davet edilir, böylece başarısıyla gelen destekler giderek artar.

Ardından 1980 yılında "Satyagraha" ve 1983'te "Akhnaten" operalarını besteler. Bu üçleme operayla yeteneğini farklı bir boyutta sergilemiştir. Eserleri 1990 Haziran'ında Stuttgart'ta sahnelenir ve ilgiyle karşılanır. Glass üç perdeden oluşan Satyagraha'da Gandhi'nin 1893-1914 yılları arasında Güney Afrika'da geçen pasif direniş mücadelesini anlatır. İlk perdede, Gandhi'nin çağdaşı olan, düşünceleriyle ve gönderdiği mektuplarla O'na destek olan "Count Leo Tolstoy'un karakteri canlandırılır. İkinci perdede Hintli şair ve yazar "Rabidranath Tagore”
üçüncü perdede ise Martin Luther King'in karakterleri yer alır. Ayrıca bu opera modern dünyaya, yurttaşlık hakları ve şiddet karşıtlığının savunuculuğunu kapsayıcı, ahlaki bir mesaj veren tarihsel bir opera niteliğindedir.

Glass, 1989'daki "Solo Piano" çalışmasının ilk bölümünde yer alan Metamorphosis (I, II, III, IV, V) bestesinde, "Franz Kafka"nın dönüşümünü anlatmaya çalışır.Kafka'yı okurken hissettiğiniz huzursuzluk ve dışlanmışlığı, minimalizmin en yetkin örneklerinden biri olan bu çalışmayı dinlerken de duyumsayabilirsiniz ya da mutlaka Kafka'nın karamsarlığını algılamalısınız diye bir zorunluluğu kendinizde duymadan da dinleyebilirsiniz. "Witchita Vortex Sutra" bestesiyle sona eren bu çalışmayı Glass, 1989'daki bir aylık Turnesinde yorumlarken, Allen Ginsberg de şiirleriyle O'na eşlik eder. " LAW" adlı senfonik bir eserinde de David Bowie ve Brian Eno gibi farklı müzikal alanlardaki sanatçıların bulunması, müziğindeki çok yönlü anlayışı gösterir.

Yönetmen Robert Wilson'la bu defa da, gigirş ve üç bölümden oluşan "the CIVIL wars" adlı operanın Roma ve Köln bölümlerinde birlikte çalışır. " The Making Of The Representative For Planet 8" adlı operayı Doris Lessing yine aynı adlı romanından yola çıkarak yazar ve Glass’da bestesini yapar. "The Mindwalk", "The Thin Blue Line" ve Mishima" filmlerinin, " The Juniper Tree" oda operasının bir perdesinin ve The Photographer" adlı tiyatronun müziklerini yapar.

Yönetmenliğini Gogfrey Reggio'nun yaptığı sinema üçlemesinin "Koyaanisqatsi*** ve "Powaggatsi"**** bölümlerinin müzik uyarlamalarında yine Glass'ın notaları çalınır. 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunlarının sözleri, Paul Simon ve Suzanne Vega tarafından yazılan, açılış ve kapanış müziklerini besteler. 1990 Nisan'ında Allen Ginsberg'le birlikte "The Hydrogen Jukebax" tiyatrosunun galasını verirler.

Philip Glass, ritimli çok yüksek bir tempodan, şiirsel bir dinginliğe ve küçük bir ayrıntının anlatımından, çok büyük bir ayrıntının anlatımına doğru değişiklik gösteren çalışmalarındaki yenilikçi anlayışıyla diğer sanatçılara da yön vermiştir. Eski rock devrindeki pop müzik üzerinde ve özellikle İngiliz deneysel rockçıların çalışmalarında müzikteki yaratıcılıkları bitip tükenmeyen Robert Fripp ve Brian Eno'nun üzerinde önemli etkilere sahiptir.TalkingHeads'in, David Byrne'inde de Glass'tan etkilenmeler görülür. Gerek "Einstein On The Beach", gerek "Satyagraha" ve gerekse "Akhnaten" operalarında, minimal üslubunun da etkisiyle, geçmiş yüzyıllardaki saray ısmarlaması operaların dışında, hem işlediği konu, hem de sound açısından farklı bir anlayış içerisindedir.

Satyagraha sizi, bıktırmayan ancak çabucak sarıveren tekrarlı melodisiyle, hiç duyumsamadığınız derinliklere sürükleyebilir. Akhnaten'deki kontrtenorleri dinlediğinizde, belki de C.S.O.'da hiç duyamayacağınız sesler olduğunu düşünebilirsiniz. İnsanları daha fazla yönlendirmeden yazıyı burada noktalamak istiyorum.

Philip Glass işte bu.

Ergin Erdağı, Haziran 1994

*John Cage, 1952'de piyanonun telleri arasına madeni para ya da oyun zarı koyarak piyanonun aküstiğini değiştirmiş ve böylece tuşlara basmadan ne tür sesler çıkacağı önceden kestirilmeyen (raslantısallık kavramı), hazırlanmış piyanoyu kullanmıştır.

**Söylenecek hiç bir şeyim yok ve onu söylüyorum ve de o şiirdir.

***Koyaanisqatsi'nin hopi dilinden yaklaşık çevirileri;
1) Çılgın yaşam,
2) Karmaşadaki yaşam,
3) Bütünleşmemiş yaşam,
4) Denge dışı yaşam,
5) Başka bir türlü yaşama geçmenin şart olduğu bir yaşam

****Powaggatsi'nin hopi dilinden yaklaşık çevirisi; değişim sürecindeki yaşam.

Kaynakça:
1) "Opera On The Beach", Philip Glass, Edited And Wiht Supplementary Material By Robert T. Jones.
2) "American Composers", Edward Strickland.

DISCOGRAPHY
1) Music Wiht Changing Parts
2) Music in Similar Motion/Music in Fifts
3) Solo Music
4) Musıc Twelve Parts-Parts 1&2
5) Strung Out For Amplified Violin
6) Nort Star
7) Mad Rush/ Dressed Like an Egg
8) Mike Oldfield-Platinum-Nort Star
9) Einstein on the Beach
10)Einstein on the Beach (excerpts)
11)Dance Nos. 1&3
12)Glassworks
13)The Photographer
14)Koyaanisqatsi
15)Satyagraha
16)Mishima
17)Soung from Liquid Days
18)Company (Kronos Quartet)
19)The Offical Music of the XXIIIrd Olympiad, Load, Los Angeles 1984 The Olympian
20)Dancepieces
21)Akhnaten
22)Music in Twelve Parts (Complete)
23)Powaggatsi
24)Solo Piano
25) Law (Synphony)
26)1000 Airplanes of the Roof
27)Music from Screens
28)Three Into One
29)Songs from the Trilogy

http://www.music4life.net/music.php?q=tokyo+ska&page=99

http://www.esnips.com/doc/911c9a67-c875-4169-a4db-13e7b382adc8/Kraftwerk-Beethoven
-Intro-(Tokyo-1981)-Clockwork-Orange


Bu yazı PATİKA DERGİSİ Haziran 1994 sayısında yayınlandı. Yazarı Ergin Erdağı' nın izni ile MB de yayınlanmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Salih Bey çok ama çok teşekkür ederim öncelikle beni Phlip Glass'la tanıştırdığınız için ve bu enfes yazı için. Size bunları yazarken Powaqqatsi albümünün Serra Pelada parçasını dinliyorum :) Çok ama çok beğendim. En içten saygımla size... Not: Buradan da dinlenebilir. :) http://www.7digital.com/artists/philip-glass/

Fulya 
 29.03.2008 13:13
Cevap :
merhaba, :))) belki birilerine daha ulaşır... elinize sağlık ben teşekkür ederim ergine de tekrar teşekkür ederim aramızda 5 yaş vardır çok müzik öğrendim ondan.. saygılarımla..:)))  29.03.2008 16:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1256
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster