Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '14

 
Kategori
Sinema
 

PHİLOMENA: “UMUT” HAYATIMIZIN EN ÖNEMLİ PARÇASIDIR

PHİLOMENA: “UMUT” HAYATIMIZIN EN ÖNEMLİ PARÇASIDIR
 

Yıllar önce çocuğunu kaybeden bir annenin, pes etmeden çocuğunu arayışı, vahşi medeniyetin kanayan yarasına zehirli bir ok fırlattı ve hedefi tam on ikiden vurarak yüreğimize sapladı. Bunu baz alan “Philomena” (oscar adayıydı) izlenmeye değer özel bir film. 9 Mayıs’ta vizyona girecek olan filmi es geçmeyin derim.

İçimizde yeşeren umut çiçeklerini beyazperdeye çivileyen “Philomena”, yaşama tutunmanın zorluklarını ve güzelliklerini aktaran dramatik bir film.  Hayatın solan çiçeklerini yeniden canlandırmak istercesine, hikayesini zenginleştiren yönetmen Stephen Frears, dibe vuran insanlara gönderme yapıyor ve trajikomik sahneleri olduğu gibi seyirciye gösteriyor. Dramatik yapının hakim olduğu filmlere uzak olanlar için, Philomena biraz hüzünlü gelebilir. İstanbul Film Festivali’nin açılışında izleme şansı bulduğum “Philomena”, insanların aslında göründükleri gibi olmadıklarını ve onları tanıdıkça tüm foyalarının ortaya döküldüğünü sert bir sinema diliyle ifade ediyor. Doğrusunu söylemek gerekirse; yönetmen Frears, filmin hakkını veriyor.

ACI OLAYLAR İNSANI DERİNDEN YARALAR

Filmin hikayesine kısaca bir göz atalım. Oğlu küçük yaştayken, kendisinden koparılan Philomena yıllarca manastırda yaşamaya mecbur bırakılır. Ne yazık ki, gideceği başka yeri yoktur. Philomena’nın buradan kurtulması yıllarını alır. Philomena her ne pahasına olursa olsun oğlunu aramaya kararlıdır. Ta ki gerçeği bulana değin… Bu gerçek seyirciye önce lezzetli bir yemekmiş gibi servis ediliyor. Ama öğreniyoruz ki, bu gerçek hazmedilemeyecek kadar acı! Şunu bilin ki, tüm bunların sorumlusu manastırdaki o cani rahibeler… Hoş, o caniler olmasaydı gerçeği asla öğrenemeyecektik. Her ne kadar, gerçeği öğrenmek için yanıp tutuştuğunuzu iyi biliyor olsak da, ser verip sır vermemek  en doğrusu. O nedenle filmin süprizini bozmayalım. Bu tarz filmlerin konseptine çok fazla aşina olmayan biri olarak şunu söyleyebilirim: sürekli değişen olay örgüsü, kaliteli mizah ve bazı ipuçları, puzzle’ın parçalarının tamamlanması için önem teşkil ediyor.

Elindeki argümanları doğru bir şekilde bir araya getiren Frears, hem şok etkisi yaratıyor hem de seyircinin tüylerini diken diken ediyor. Hikayeyi kendi bakış açısına göre yorumlayan Frears, olgun bir anne olan Philomena’nın çocuksu tarafını ince espirilerle donatıyor ve Philomena’nın içinde yanan ateşin bir ömür boyu sönmeyecek oluşunun altını çiziyor. Ama filmin öyle bir çıkış noktası var ki, resmen belleğimize kazınıyor. “Son pişmanlık fayda etmez” sözüne atıfta bulunan Frears, geçmişte yapılan hatalardan ders alınmadığı takdirde, bugünümüzün yalnızca geçmişten ibaret olacağını, Philomena üzerinden anlatıyor. Frears şunu anlatmak istiyor da olabilir: “Eğer geçmişinizde çözemediğiniz sorunlarınız varsa, günü gelince o bedeli ödersiniz.” Film de tam bunu irdelemek istiyor işte!

ARDINDA BIRAKAMADIĞIMIZ GEÇMİŞİMİZ AYAĞIMIZA DOLANIR

Philomena’yı seyrederken aklıma daha önce izlemiş olduğum bir İspanyol dizisi geldi. 1970’li yıllarda dini bir hastahanede doğum yapan bir kadının çocuklarından birinin zengin bir aileye verilmesini konu alan “Historias Robadas” (Çalınan Hayat), rahibelerin yaptığı kötülükleri göz önüne seriyordu. Yıllar sonra o kadının  çocuğunu araması da cabasıydı! Tıpkı Philomena gibi… Acaba Philomena’nın o dizi ile bir benzeliği olabilir mi? Kimbilir belki de bu sorunun yanıtı filmin içinde gizlidir. Tabi bu sadece konu benzerliği, bir bütün olarak bakıldığında birbirlerinden çok farklı kulvarda dans ettikleri açık seçik ortada. Çünkü Philomena hayatı ti’ye alan bir annenin güçlü duruşunu ele alıyor. Philomena hiç yılmıyor ve herşeyi kabul ediyor. Kabullenmekten başka çaresi yok ki! Aklımıza hemen şu geliyor: Eğer Philomena korkmayıp, istediğini yapmış olsaydı, bugünkü durumu farklı olur muydu? Belki olabilirdi… Ama o günlerde genç Philomena’nın yaşadıkları şeyleri sineye çekmesi hiç kolay değildi. O zamanın Philomenası naif ve ürkekti. Bu zamanın Philomenası ise olgun ve güçlü.

HATANIN BEDELİNİ AĞIR ÖDEYEN PHİLOMENA

Gerçek bir hikayeden uyarlanan hikayeye adını veren Philomena’nın mutlu olup huzura kavuşmasını diledik ancak dileğimiz gerçekleşmedi. Çünkü “gerçek her zaman gerçektir ve gerçek çarpıtılamaz.” Hepimizin bildiği üzere; sinemaseverler perdede, belki gerçek hayatın filmini seyretmek istemiyor olabilirler, ama gerçeğin hem eğlenceli, hem dramatik bir şekilde öykülendirilmiş oluşu, seyirciyi perde ile özdeşleştiriyor. Peki, Philomena’ı Philomena yapan ne? Tabi ki Judi Dench. Judi Dench’in akıllardan silinmeyen oyunculuğu Philomena’yı adeta yaşattı.

Toparlayacak olursak; direncini sonuna  kadar gösteren Philomena, acısını içine gömerek kendini akışa bıraktı. Hiçbir zaman oğlunu aramayı bırakmadı. Kimi zaman ağladı, kimi zaman güldü, kimi zaman da güldürdü. Cani rahibelerin Philomena’ya yaptıkları büyük insanlık ayıplarından biriydi belki ama, Philomena herşeye rağmen ayakta durdu. Cahillik ve kötülük nelere kadirmiş meğer!  Filmi genel olarak değerlendirdiğimizde, ortaya çıkan sonuç şu: geçmiş yıllarda yasama yürütme ve yargının görevini icra edemeyişi, dine sığınan insanların artışına sebebiyet verdi. Ama yapılan tüm bu hunharlıklar Philomena’nın inancını sıfırlamadı. Geldik Philomena’nın bize söylediği mesaja… “Lütfen benim yaptığım hatayı siz yapmayın.” Peki, diyor ve yazıyı noktalıyoruz.

Arzu ÇEVİKALP

arzucevikalp@gmail.com

twitter/Cine_Deseo

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster