Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '06

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
1887
 

Pille çalışan ayakkabı

Pille çalışan ayakkabı
 

Üzerinden tam on yıl geçti. Moskova'dan İstanbul'a kesin dönüş yapmışım, en iyi takip ettiğim yayın Hürriyet'in İnsan Kaynakları eki. Dört hafta önce çıkan ilanı ezberden söyleyecek birikime erişmişim. Sular seller gibi konuya hakim durumdayım. İlanda "a" harfi çıksa adım "a" ile başlıyor diye başvuru yapıyorum.

Arada ilgi gösteren firmalar oluyor, gidip görüşüyorum. İsmi lazım değil arayan firmalardan biriyle görüşmeye gittim. Adres beni iki katlı çok güzel bir binanın önüne getirdi. İçeri girdim. İki üç hafta içinde gayet iyi bir görüşme tecrübesi yaşamış durumdayım, neyi ne zaman söylemem gerektiğini biliyorum. Hatta bir arkadaşım adını hatırlamadığım bir kitap vermiş, görüşme sırasında hangi renk elbise giyeceğimi, odaya girince nereye oturacağımı, ellerimi nasıl tutacağımı bile çalışmış durumdayım. Delilik hali aslında ama yine de kuralına göre oynamaya hazırım.

Ellili yaşlarında kibar bir hanımla görüştük. Çalıştığım herşeyi adım adım uyguladım, görüşme bitti. "Başka başvurular da var, biz sizi arayacağız" aşamasına geçildi.

Aradılar, tekrar görüştük; anlaştık. Pazartesi işe başlıyorum. Pazar akşamı heyecan bastı, sanki yarın okulun ilk günü. Kıyafetimi bile yatmadan önce hazırladım. Sabah oldu, yeni iş yerime annemin duaları eşliğinde yollandım. Arabam da yok, annemleri yaya bıraktım.

Ofis insanlarıyla tanıştırıldım önce. Falanca bey ve filanca hanımlar hayırlı olsun dileklerini sundu. Yüzümdeki gülümsemeyi bozmamak için yanak kaslarımı feda ettim. Sonrasında oturacağım masa gösterildi. Dümdüz bir masa, çekmecesi yok. Gerçi çekmece olsa bile o gün koyacak eşyam da yok ama masanın yeri de bir tuhaf, koca ofisin ortasında tek başına duruyor. Annem o kadar dua etmiş, ilk günden aykırılık yapmak istemiyorum; yerime oturdum ve ne yapacağımı bilmez bir halde beklemeye başladım. Saat ilerledi. Biri "Alpay bey bunlar yemek fişleriniz, öğle yemeklerimizi dışarıda istediğimiz herhangi bir restoranda yiyoruz. Bunlar para yerine geçiyor. Ben size bir aylık fişinizi veriyorum" dedi. Aldım. Bir hafta sonra fişlerim bitti.

Yemek fişlerim bitmeden önce evden pilli radyomu getirdim ofise. Bütün gün radyo dinliyorum. Önümdeki A4 kağıda karalamadığım resim kalmadı. Radyoma pil dayandıramamaktan muzdaribim. Pil masrafı, ofisin ortasında oturuyor olmaktan daha büyük bir sorun olmaya başladı. Ay başında ilk maaşımı alınca pil stoklamaya ve çekmecem olmadığı için pilleri masanın üzerindeki karalanmış A4'lerin yanına dizmeye karar verdim.


İşe gelirken sürekli önünden geçtiğim ayakkabıcı dikkatimi çekti bir sabah. Vitrinde güzel bir ayakkabı duruyordu, hoşuma gitti. İlk maaşımı aldığım için "bekle biraz, alacağım seni" diyebildim. Yurt dışında çalışırken edindiğim tüm birikimi dağ başındaki bir evin taksitlerini ödemek için vermiştim. Artık kazandığımı dağ başına değil üstüme başıma verecektim.


Ofisten içeri girer girmez, patronlarımdan bir toplantı talep ettim. Dört kişiydiler. Aile şirketiydi. Öğleden sonrası için sözleştik. Elimde kalan fişlerle abartılı bir ziyafet çektim kendime. Toplantı saati geldiğinde odaya elimde kağıt ve kalemle girdim. Buyur ettiler, buyurdum.

"İzninizle" dedim, "şu ana kadar olan izlenimlerimi şu kağıda aktarmak istiyorum. İş akışını doğru olarak anlayıp anlamadığımdan emin olmak için böyle bir ricada bulunuyorum."

Sevinçle karşıladılar bu talebimi. Basitti. İçeriden baktıkları için onlara çok karmaşık geliyordu. Kağıdın üstüne okulda öğrendiğim Fortran77'yi andıran bir akış şeması çiziktirdim. Her aşamada tepkilerini ölçmek için bekledim. Doğru açıklıyordum. Memnundular. Kağıdın sonuna geldiğimde elimdeki kalemle bir nokta koydum. Arkama yaslandım.

"Doğru anlamış mıyım?" diye sordum. Gerçekten memnundular, doğru anlamıştım.

"O halde uygun görürseniz bir teklifim olacak" dedim. İlk görüşmeyi yaptığım kadın masanın üzerine dirsekleri koyup, yaklaştı, "buyrun" dedi. İlgiliydiler.

"Benim yerime" dedim, "çok daha az maaşla çalışacak birini bulabilirsiniz." Şaşkındılar. Odaya sessizlik çökmüştü.

"Ben" dedim "ayakkabı almaya gidiyorum, sabah gördüm çok beğendim."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, keşke hepimizin elindeki imkanlar böyle tepki vermeye yetecek güçte olsa... Şanslı olduğunuzun umarım farkındasınızdır. Eğer işten çıkarsa belki yıllarca iş bulamayacak insanların arzuladığı bir tepkiyi vermişsiniz. Sevgilerimle,

Burçin Sütçü 
 05.02.2007 19:17
Cevap :
İmkanların ardına sığınan suni kahramanlık tepkilerinden çok uzak biri olduğuma inanıyorum; kaldı ki yazımda olayın geçtiği dönemdeki imkanlarımdan hiç söz etmiş değilim. Oğlunuza bırakacağınız/bırakacağımız dünyanın daha iyi olması dileklerimle...  05.02.2007 19:24
 

ne gusel bi anlatım yaf. harika bir sıkıcı işyeri hikayesi. bitimi de ayrıcana hoş olmuş. öylesine birden bire. tebrikler.

Başak ALTIN 
 05.09.2006 12:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2001
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Evli. Baba. Ailesine düşkün. Mühendis. Fenerbahçeli. Suya yazar.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster