Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

02 Eylül '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
209
 

PİMPİS, LEMLEŞ SAHİLLER

PİMPİS, LEMLEŞ SAHİLLER
 

internetten alıntıdır


Bugün hava bahar havası kadar güzeldi. Dün akşam şekere yatırılmış dağ çileklerini kaynatıp reçel yaptıktan sonra, tekneyle önce Tavşan Adası'na gittik. Pazardan alınan kışlık barbunya kabukları, bamya-çilek ve sebze artıklarını, komşumuzun verdiği bayat ekmekleri kıyıya bıraktık. Önce korkarak sonra toplaşarak geldi tavşanlar yemek için. Orada çok vahşi sinekler olduğu için bir sonraki Kara Ada'ya yol aldık.  
 
Kara Ada'nın, eni en fazla üç metre, boyu da benim hesaplarıma göre seksen-doksan metreyi geçmeyen küçücük bir koyu var.  Kızlardan biri yosun var mı diye, diğeri de köpek balığı var mı diye-diye denize girmek istemiyor iki gündür. Biz ısrarcı davranmıyoruz iyice soğumasınlar diye. Sahile sıfır yanaştık, çıpa kumsalda bir kayayla sabitlendi. Adanın üzerinden manzara çok ama çok güzel görünüyor. Kısa ada turundan sonra indik sahile bir de burayı gezelim dedik. Pırıl-pırıl bir deniz ama pimpis -bu kelime ne demek bilmiyorum ama en iyi ifade bu gibi geldi.- bir sahil. 
 
Bol miktarda pet şişe, tekleri olmayan deniz terlikleri, kullanılmış çocuk bezleri, bir adet siyah erkek şortu, belli ki kullanılmaz durumda ama görüntüyü berbat eden bir yığın balıkçı ağları, halıser parçası, küçük çocuk terliği, dondurma paketleri, ambalajlar, çamaşır suyu bidonları, çoğu kumlarla dolmuş poşetler, bir sürü şişe kapakları, sigara paketleri, her renkten plastik çakmaklar,  koltuk minderi ve inanın şu an aklıma gelmeyen, denizle hiç bir alakası olmayan bir sürü şey vardı.  Hadi çoğunu dalga getirdi diyeceğim ama neredeyse kamyona takılacak kadar büyük bir araba lastiğini neyin getirdiğini bulamadık.  İki büyük muhalefet partisinden birinin kocaman tanıtım afişleri ve üzerine her yerinden bağlanmış çok kalın naylon ipliklerinin büyüklüğünü ölçemedim, o kadar büyüktü. Gözlerimle şöyle bir baktım, dönüp gidiyorduk ki içimiz el vermedi. 
 
Toplamaya başladım, topladıkça da söylenmeye. En son, bu şişeleri buraya atanların d..... girsin  diyordum ki bir önceki Tövbe başlıklı yazımı hatırladım. Üç gün önce yine rüzgar yüzünden, rüzgarın etkisiz olduğunu düşündüğümüz Badavut Koyu'na gittik. Rüzgar oraya da ulaşmıştı ve arabanın kapılarını zor açmıştık. Oranın da manzarası, geniş ve uzun kumsalı çok güzeldi ama pisliğini anlatamam, o kadar kötüydü. Kara Ada'da çöp toplarken orayı konuştuk. Hepimiz kendimizi temiz zannediyoruz ama çok üzgünüm ülkece pimpis insanlarız ve kesinlikle hiç bir yerin kıymetini bilmiyoruz. Her sahil, her orman kenarları, uzun yol kenarları, tuvaletler lemleş -Bu kelimenin de ne demek olduğunu bilmiyorum ama yazmak istedim.- Cunda Adasına gittiğimizde herkese açık kadınlar tuvaletine bir kadın yere pislemiş. Tuvaletçi adam öğürerek temizlerken beddua ediyordu ben kızları götürdüğümde. Kadını tanımıyorum ama adım gibi eminim göstermelik titizlik yapıp "Ay popomu kimsenin koyduğu yere koyamam" demek için yere yapmıştır.  
 
Üç tane öbek halinde çöp topladık yakmak için. Çakmaklarla olmayınca bidondaki benzinden küçük bir miktarla tutuşturduk. Ateşi beslemek için çalı-çırpı-kuru dallardan yararlandık. Plastiklerin yanarken havayı kirlettiğini biliyorum ama taşıyacak kadar az olsalardı yemin ederim taşırdım, temizlemek adına. Ne varsa attım ateşe, hızımı alamayıp bir kaç tur attım. Her dolaşmada gömülü başka pet şişeler buldum. Son anda mavi kapakları toparlayamadığım için üzüldüm ama aklıma gelmedi işte. Aklıma geldiğinde bir kaç tane kurtardım. Batık balıkçı ağlarını  kumdan sökmeye uğraşırken ve ateşe götürürken fotoğraflarımı çekmiş canımın çekirdeği. Gel de çöpçü halini gör dedi. Fotoğrafa bakıp "Neyse hala güzel poz veriyorum" diyerek güldüm. 
 
Büyük kızlar iyi bilirler, eskiden deniz kıyısına giderken boş poşet götürürdüm yanımda. Kumda oturacağım yerlerdeki sigara izmaritleri dahil bütün çöpleri toplar dönüşte çöpe atardım. Kızlara da, bu sahiller sizin çocuklarınız için temiz kalmalı derdim, gülerlerdi bana o zaman ama şimdi onlar da ne demek istediğimi biliyorlar. Küçük kızlarında beyinlerine kazımaya çalışıyorum, umarım ektiğimi biçerim ve de görecek kadar ömrüm olur. Elbette kızların çişleri geldiğinde iyice kenarlara, görünmez yerlere yaptırıyorum. Doğadan gelenin doğaya zarar vermediğini düşündüğüm için ama inanın daha bir izmarit atmadım doğanın içine. Atacak yer yoksa söndürüp çantamda eve getiriyorum. 
 
Lütfen, bu sahiller hepimizin biraz dikkat, biraz özen gösterelim. Bu kadar güzel yerlerin pislikler içinde görünmesi hiç birimize keyif vermez. Tamam doğa eritiyor bütün çöpleri ama plastikler en az yüz yılda kayboluyormuş, verdiği zarar daha uzun yıllar gitmiyormuş ve hiç birimizin o kadar uzun yaşamayacağını biliyorum. Temizlik sadece evimiz için geçerli değil!  
 
 
 
 
 
Rıfat SOYDAN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Antalya Konyaaltı sahili içler acısı, kalabalık evlerine çekildiğinde sahil öyle perişan kalıyor ki... Duyarlı blogun için teşekkür ederim.

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 24.11.2014 22:39
Cevap :
Akçakoca'lıyım ben, öyle güzel sahilleri var ki! Ve de öyle pisler ki çoğu zaman utanıyorum ama utanmam oraları temizlemiyor. Umarım çocuklarımız daha duyarlı ve temiz olurlar. Sağlıkla kal  25.11.2014 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 1576
Toplam mesaj
: 310
Ort. okunma sayısı
: 866
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster