Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '07

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
486
 

Pink: Pembe hayallerin kızı...

Pink: Pembe hayallerin kızı...
 

Pink: "Dear Mr President"

Bugün elektronik postama gelmiş bir video klibin etkisiyle yazıyorum. Bu duygular kesintiye uğramadan şu yazıyı bitirebilirsem kendi adıma çok mutlu olacağım.

Konumuz Amerikalı şarkıcı Pink. Hayatımın herhangi bir yerinde bugüne kadar hiçbir anlamı olmayan bir şarkıcıydı. Bundan sonra hiçbir şey aynı olmayacak elbette. Sabahın erken saatlerinde bu Pink kimdir diye internet sayfalarında dolanıyorum. Pop üzerine şarkılar yazdığını zaten biliyorum. Hani o kadar da bihaber değilim. Aslında tipik bir Amerikan hayatı yaşayan, genç yaşta şöhret olup, bir taraftan da Amerikan ve sonra da dünya gençlerinin ilahı haline gelen bir rüyadan farksız Pink.

Pembe hayallerin kızı.

Bu sabah facebook sayfasını açıp da eklentiyi görünce, bunun benim için ne kadar ilginç olabileceğini sorguluyordum kendime? Pink'in kendisi ne kadar ilginç olabilirdi ki?

Şimdi ilginç biri. İşte belki de "Amerikan Rüyası" olmak da böyle bir şey. Bir taraftan politik olabilmeyi de başarabiliyorsunuz.

Neye kıyasla?

Elbette Türkiye!

Türkiye'de bize yutturulmaya çalışılan müziğin kendisinden ve taşıyıcılarından soğumamak elde değil. Hele bu sabah! Türkülerimizi İngilizce okumaya hazırlanan Sertab Erener aklıma geldiğinde midemin kendi içinde dalgalanmaya başladığını hissediyorum. Ablası Sezen Aksu'nun bulutlu gecelerde bestelediği şarkıların sözleri itiyor beni. Ne kadar çok seversem seveyim Mazhar Fuat Özkan'a uzaklaşıyorum. Teoman'ın ismi bile anlamsız bir cisme dönüştürmeye yetiyor imgesini.

Moğollları, Cem Karacaları, Zülfü Lvaneleri, Ruhi Suları, Edip Akbayramları hatırlamak istiyorum. Ama hepsi o kadar uzak bir geçmişte kalıyor ki!

Benim de şu sıralar 8 Eylül 1979 tarihinde doğmuş 28 yaşını doldurmuş Pink kadar genç bir sürü şarkıcım var. Ama hepsi sözleri insanlar için hiçbir ifade etmeyen şarkıların içinde bizi oyalamaya çıkmışlar.

Oysa Pink!

Çok basit tek sesli bir müzik aletinin eşliğinde sesiyle dahası söyledikleriyle insanı kuşatıyor. Kırmıyor, rencide etmiyor. Sadece inceden inceden vuruyor. Ama o kadar vuruyor ki. Bir kaç defa keşke anadilim İngilizce olarak dinleyebilseydim dediğim şarkılar olmuştu. Bu da onların arasına sıkıştırılabilecek değerde. Müzik kalitesi ile değil. Politik, dahası insani duruşuyla.

Mutlaka izlemişsinizdir. Ama bir kere daha şu yazının sonunda izlemenizi istiyorum. Takılırsa biraz bekleyin. En azından bunun için biraz bekleyin.

Pinkle tanışmış oldum. Katkısı olan arkadaşıma da teşekkür ediyorum...

Türkiye'de böyle bir şarkı söylenebildiği gün daha güzel bir sabah olmuş olacak.

Günaydın!

Uzay Gökerman

Klip için...

http://www.youtube.com/watch?v=YwykBUwrcXM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1934
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1321
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster