Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
646
 

Pippa Bacca / Barışın gelini...

Pippa Bacca / Barışın gelini...
 

Giusseppina Pasqualino di Marineo,''Pippa Bacca'' (1975-31.Mart.2008)''Barışın Gelini''


Fethullah Gülen'in, 13.4.2008 tarihli ''Zaman'' gazetesinde, zamansız bir yazısı yayınlandı... ''Hayali cihan değer'' adlı yazısında, bizim geçmişteki(!), sihirli dünyamızı onun güzelliğine duyulan aşkı tanımlayarak, bizi, biz yapan, insanı mana meltemiyle heyecanlandıran pembe-yeşil;neşeli, sevinçli o dünyayı kendince yorumlayarak şöyle devam etmekteydi: ''... o günkü nesillerin her zaman pırıl pırıldı kalpleri, sımsıcaktı atmosferleri... Ve her tarafta sağlam bir huzur nümeyandı (gözüküyordu). Şimdilerde çokca şahit olduğumuz eşkiyalık, çetecilik, anarşi, zorbalık, derin devlet, faili meçhul gibi konular, hiç mi hiç bilinmezdi.. Bilinmezdi, zira o zamanlar heryerde nizam, ahenk, hakkaniyet, adalet ve merhamet hakimdi... Hırs, haset, haksız kazanç, ihtikar, rüşvet, iltimas, dolandırma, kandırma, hortumlama... türü hususların bazıları hiç bilinmez, bazıları da sadece sözlüklerde görülürdü…

Zira o günün tali'li (kısmetli) insanları fevkalade kanaatkar, haramdan uzak, helale kilitlenmiş ve hep hak duygusuyla oturup kalkarlardı…

''Sızıntı dergisinin Nisan sayısından alıntılanan bu yazı, güzel bir hayal ürünü; güzel rüyalara dalmak isteyen insanlara önerilir! Ancak, helale kilitlenme, hep hak duygusu, adalet ve merhamet duygusu temiz yürekli insanımızın önemli bir kısmı için, çeşitli düşünsel platformlarda geçerliliğini korusa da, Tanzimat öncesi Anadolu'daki, muhakeme kayıtları da, askeri kassam ve tereke defterleri de, sosyal olaylar da, var olan üretim ilişkilerinin üzerine oturtulmuş ekonomi-politik de, bunun çoğunlukla tersini söylüyor! Osmanlı'da toprak mülkiyetindeki özelleştirme de, bu günkü gibi, etik dışı ve haksızlıklarla doludur ve Tanzimat'la ivmelenen toplumsal ve politik ahlaksızlığın kollarından birini oluşturur! Anadolu'da her zaman üretimin içinde yer almış olan kadın da bu haksızlıklara bu güne kadar hep birinci dereceden muhatap olmuştur!.. Anne olan, üreten, her şekilde , etiyle, kemiğiyle, cinselliğiyle sömürülen Anadolu kadını… Ve ancak Cumhuriyet'le birlikte göreceli olarak bir konuma gelen, bir onur kazanan ''Cumhuriyet Kadını..''!

Ankara dönüşü yolda, yol yorgunluğuyla uykuya dalmaya başlarken, diğer gazetelerdeki haber yazıları uykumu kaçırıyor, beni başka düşüncelere daldırıyordu...

Anadolu topraklarında, toplumsal yapının, varolan sosyal ve ekonomik ilişkilerin ana omurgasının önemli bir bölümünü teşkil eden Hristiyan kesimin çok büyük bir bölümünün , bir nedenle , yeni kuruluşun dışında kalması, bugün de bir şekilde bize bir bedel ödetmektedir! Binlerce yıllık ortak bir kültürün yarattığı dengeler ve onun yarattığı toplumsal rekabet ve biraz da kıyaslamacı toplumsal denetleme mekanizması bozulunca, yeni toplumsal yapılanmalar, bunun eksikliğini bilmeden arıyor... Siz bizim ülkeden bir kadının böylesi bir barış eylemine soyunabilecek olmasını, düşünebilir misiniz? Bizim kültürümüzden böyle örneklerin çıkması, velev ki oldu, çıktı; kamuoyunun olumlu tepkisine mazhar olması mümkün değildir! Standart kılişeler hazırdır!

Allah'a emanet kanunlarımız ve zihniyetimizle, yukarıdaki pembe-yeşil dünyalara ulaşmamız sizce mümkün müdür? ''Kadın Dayanışma Vakfı'' TCK'nın 438.maddesinin değişmesi için az uğraşmadı! Bu ülkede, 2007 Aralığında İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi, kuzeyden gelen bir yabancı kadınla ilgili, tecavüz iddiasını redderken, kadının uyruğuna gönderme yapıyordu ve hiçbir doktordan psikolojik muayane raporu bile(her zamanki gibi) talep etmiyordu... Bu ülkede, erik ağacında erik koparırken yakalan 12 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden, ağacın sahibine (maalesef ve maalesef...) tahrik indirimi(!) uygulanıyordu... İşte çürümenin yasal zemini!

Barışın kızı, dünya yeni bir bahara girerken, tasarladığı uzun bir barış yolculuğuna hazırlanıyordu... Ancak Doğu'nun tarihten gelen riskini kimse ona tam hatırlatmamıştı... Bu tehlike , İskender'den, Pippa Bacca'ya kadar uzanan bir sürecin, trajedisini ve anlaşılmazlığını içinde taşıyordu! Doğu her zaman, özellikle bir Batı'lı için, olası tehlikelerle doluydu... Batı Meryem'in kızlarını korurken, Doğu, erkekleri koruyordu! Batı'lı kadına , ''kolay'' olarak yaklaşan bir erkek anlayışı, ayrıca bir ''bitirim takımı da'' her zaman her yerde teyakkuzdaydı... Ve ülkenin deniz aşırı bürokrasisi de, yasaları ve uygulayıcıları da, bu erkek egemen rezilliği bir şekilde destekliyorlardı... Ve ülkenin kadınları, hiçbir zaman güven içinde, gece sokağa çıkamıyorlardı. Ve Türkiye ne Avusturya ne de Amerika değildi... Oralarda, bir kadına en ufak bir taciz şekli, ilk aşamada, o mekana , kişinin bir kilometre bile yaklaşmasına izin vermiyordu! Yetkilerle donatılmış, vatandaşı korumak ve kollamak için, ''şahit, belge istemeyen'', beyanını yeterli bulan bir polis yasası ve eğitimli örgütü vardı...

Ülkenin gene bir utancını (sözde değil özde...) taşıyan binlerce aydınlanmış ülke insanı, üzüntülerini, Pippa'nın annesi ve kız kardeşiyle paylaşmayı biliyorlardı...


13.4.2008/Tarabya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Su çürüdü ...... Iki şeyi bilmek istiyorum. (Belki aynı şeyi iki kere bilmek istiyordum.) Duvarların rengi neydi? Derimin rengi neydi? Dokunuyorum duvarlara; parmak uçlarımla, avuçlarımla, dilimle dokunuyorum. Duvarların bir rengi olmalı. Ama hiçbir duvarcının, hiçbir ressamın bu rengi bildiğini sanmam. Adı yoktu bu rengin, kimyası yoktu. Belki renksizliğin rengiydi bu. Çürüyen bir bedenin kokusuydu duvarların rengi... Adımdan gayrısını bilmiyorum.. ... Ahmet Telli... Yazınıza Ahmet Telli şairin bir şiirinden alıntıyla katılmak istedim. Teşekkür ederim blogunuz için..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 16.04.2008 19:49
Cevap :
Ahmet Telli,yıllar sonra,gene gelmiş!..O da çok acılar çekmiştir...' ''..Gün biter,gülüşün kalır bende/anılar gibi sürüklenir bulutlar/Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır/yarım kalan bir şiir belki de/ Aykırı anlamlar arayıp durma/güz biter sular köpürür de/kapanmaz gülüşünün açtığı yara/uçurum olur cellat olur her gece/Her gece yeniden bir talan başlar/acı ses olur,ses deli bir yağmur/eski bir eylüle gireriz böylece/sığındığım her yer adınla anılır/ben girerim,sokağı devriyeler basar/bir de gülüşün eklenir kimliğime...'' (Ahmet Telli-Belki Yine Gelirim...) Sevgiyle.Dostça selamlarımla.  16.04.2008 22:31
 

Sourumlusu kim? Sorumluluğunu yerine getirmeyenler hakkında ne yapıldı. Ya da yapılması düşünüldü mü?

Yapukay 
 16.04.2008 19:24
Cevap :
Değerli Yapukay'a... Pippa Bacca'nın bu soylu eylemi, Barış'a yönelik, politik bir eylemdir ve uluslararası özellikler taşımaktadır...Pippa Bacca'nın yolu,Anadolu ve Ortadoğu'dur...Belki birileri abartıyorsun diyebilir,ama bu kadının çeşitli yöntemlerle,sınıra kadar korunarak ulaştırılmasını düşünecek olan,bizim kadar tehlikeyi hissedebileceklerine inandığımız,bir resmi yapı,ülkede var olsa gerektir!...Konu,Dışişleri,İç İşleri ve Kültür Bakanlıkları'nın koordine etmesi gereken bir konuydu...Ancak,iyiniyetle ve de saffetle söylersek,ne düşündüler ne de becerdiler...Bu trajik süreç de başarısızlıklarının,göstergelerinden biri olsa gerektir.Tümüyle perakendecilerdir,hesapsız pragmatistlerdir.Bunun en güzel son bir ciddiyet göstergesi de,Denizli Vali'sinin beyanlarının sonucunda,hiçbir merkezi gelişmenin muhatabı olmamasıdır!..Bu onlar için hem trajik hem de komik bir durumdur...Avrupa ve Dünya kamuoyu,Pippa'nın değerli annesi gibi,olaya iyiniyetle ve iyimserlikle yaklaşmayabilirl...  17.04.2008 19:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4560
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster