Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
482
 

Pisi pisi siyaseti..

Pisi pisi siyaseti..
 

Kedi ilginç bir hayvandır. Atiktir, çeviktir, oyuncudur, zekidir, yaramazdır. Ne zaman ne yapacağı pek belli olmaz. O yüzden de halk arasında adı nanköre çıkmıştır. Ama sevimli de hayvandır. Aslan, kaplan gibi büyük akrabaları da vardır.

Siyasetimizde de önemli rol oynamıştır kediler. Hani ''Size bir kedi bile vermeyiz'' diyenler çıkar. Yani o derece önemli bir hayvandır. Eski Mısır'da kedilere tapıldığı da bilinmektedir.

Ama ülke olarak kedilerle en fazla haşır neşir olduğumuz zaman, Başbakan'ın Leman'a ''Vay beni niye kedi gibi çizdiniz!'' diye dava açtığı zamandır. O dava ki ''Tayyipler alemi'' isimli, mizah tarihinin en iyi kapaklarından birisidir.

***

Buradan anlaşılmıştır ki Başbakan'ın başta kedilerle olmak üzere hayvanlarla arası iyi değil. Ha keza birisi çizerken bıyığı biraz kedi bıyığına benzese olay çıkartacak durumda. Bir kedi bu kadar sorun oluyorken hala çıkıp basın özgürlüğünden, fikir özgürlüğünden söz edebilmek de alkışa değerdir.

Esasında kedi olsun, köpek olsun, diğer hayvanlar olsun hayatı paylaştığımız canlıların bir hakaret öğesi olarak algılanması tuhaftır. Öküz de aynı çimenden yer keçi de ama birisini söylediğinizde dayak yeme ihtimaliniz varken, diğerinde gurur duyulacak hareket olarak anlaşılır.

Bir konferansta Onur Öymen'den dinlemiştim. Avrupa'da katıldığı toplantılarda bu karikatür olayına konu geldiğinde oradaki politikacılar ''Burada kedi gibi çizseler seviniriz, keşke bizi de kedi olarak çizseler.'' gibi yanıtlar verdiğini söylüyordu Öymen.

Yani neler neler çiziliyor da kedi yanında sevindirici kalıyor.

***

İşte tüm bu durumu tersine çeviren bir süreç yaşandı. Obama'nın Türkiye ziyaretinde bana göre olumlu az sayıda noktadan birisiydi. Obama'nın Ayasofya ziyareti sırasında bir kolonun dibinde keyif çatan şaşı bir kediyle karşılaştı Erdoğan.

Birden büyük bir medya ordusuyla onlarca kameranın ışığını tepesinde hisseden hayvan kim bilir ne düşünmüştür? Şöyle bir empati yapmaya çalışın.

Herkes ''Pisst, defol, mendebur hayvan'' demesini beklerken tam tersi oldu ve Erdoğan kedinin başını okşadı. Bu hareketi mecburi bir temas mıdır yoksa içinden mi gelmiştir bilinmez.

Şimdi, tam da değişim sloganları atılırken birden eleştiri oklarını çekmeyelim, Obama'da sevdi şimdi ayıp olmasın, misafirdir tarzı bir düşünceyle kediyi sevmiş olabilir. Başbakan'a yakın olanlar ''Zaten kedileri çok sever kendisi'' diyebilir. O halde ''Bu davalar niye açıldı?'' diye sormak gerekir. Kedi kötü bir hayvan mıdır?

***

Bir kedi sevmeden bu kadar şey çıkar mı? diye düşünebilirsiniz ancak politikada bazen küçük detayları iyi izlemeniz gerekir. Sonuçta fikir özgürlüğü konusunda önemli bir gelişmeyi etkileyecek bir durum var ortada.

Benim anladığım artık Erdoğan ve kedi aynı karikatür içinde yer alabilecektir. Rahat rahat kedi şeklinde bir Erdoğan çizebilecektir karikatüristler. ''Ya davalık olursam, ya başıma bir şey gelirse'' korkusu yaşamayacaktır.

Zaman kedilerle anlaşma zamanıdır.

Tabii, bu sadece ''Dostlar alışverişte görsün'' hali de olabilir. Bu risk her zaman vardı, yine olacaktır. Geriye de ''Ben kedi miyim?'' diye sinirlenip mahkemeye koşan bir Başbakan'a sahip olduğumuz gerçeği kalacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 54
Ort. okunma sayısı
: 1340
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Küçük bir kız çocuğu masumiyetidir yazmak, her satırı her cümleyi her kelimeyi tekrar tekrar gözden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster