Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '18

 
Kategori
Hayvan Psikolojisi
Okunma Sayısı
124
 

Pişmanlık Gözyaşları

Pişmanlık Gözyaşları
 

Merhametin Sevginin Dilsiz Yürekleri


   Anlatacağım yaşanmış gerçek hikayenin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hatırladığımda burnumun direğini sızlatan bu hüzünlü anımı hiç unutamadım. Ama son pişmanlık bir işe yaramıyor işte ne yapsan hatalarını telafi etmek mümkün olmuyor. O gün kızım dedesini ikna ederek tam da zemheri ayazı denilen soğuk bir kış gününde mahallemizdeki bakkaldan şekerleme çikolata almaya götürdü. Hastalanır diye karşı çıkmaya çalıştım ama dinletemedim.

Bir müddet sonra bakkaldan eve döndüklerinde kızım bir suçlu gibi dedesinin arkasına tedirgin bir şekilde gizleniyor arkasında bir şeyler saklıyor gibi davranış sergiliyordu. Önce yemelerini istemediğim boyalı şekerler olabileceğini düşünsem de durum sonradan açıklığa kavuştu. Ne saklıyorsun dememe fırsat kalmadan bir inilti sesiyle irkildim kızım korkuyla minik ellerini uzattı ben bir çığlık attım . Nedir bu öyle çabuk aldığınız yere götürün hastalık bulaşır size diye azarladım.

Küçük bir yavru köpek zayıf, çelimsiz kızımın kucağına sinerek ısınmaya çalışıyordu sanki. Hiç sokaktan köpek eve getirilirmi diye dedemizede söylendim dedemiz araya girerek müdahele etti kızım çöp kovasının dibinde donmak üzereydi bacaklarımıza dolandı bırakmadı kıyamadık orada öylece bırakmaya, getirdik. Ğünah kızım bu soğukta atmayalım dışarı. Kızımın ve dedesinin ısrarlarına yalvaran gözlerine kıyamadım tamam ama düzelince bırakırsnız dedim. Yavru köpeğe şöyle bir baktım koyu renk siyaha çalan tüylerinin arasında bir kaç kahverengi benekleriyle bana öyle bir mahcup masum bakıyordu ki etkilenmeyeyim diye gözlerimi kaçırdım.

Ben oldum olası hiç bir canlının canını yakamam ne dışarıda ne evde bir çiçeğim solsa üzülen bir yapıya sahibim ama köpeklerden hayvanlardan korkarım asla dokunamam. yıllar sonra anladım ki asıl zarar iki ayaklı canlılardan daha çok geliyormuş.

Seslere büyük oğlum kapıya çıktı aşırı bir hayvan sevgisiyle dolu olunca yüreği yavru köpeği hemen sardı sarmaladı. Karton bir kutunun içine eski battaniye çul çaput ne varsa serdiler. Büyük anneleri tuğlayı sobada ısıttı kalın bir beze sardı soğuktan tir, tir titreyen bu zavallı hayvancığın kutudan yaptıkları yuvasının içine ısnması için koydular ben hariç hepsi çok mutlu gözlerinin içi gülüyordu. Ben her geçen gün baskı yapıyor durmadan söyleniyordum ellerinizi yıkayın dokunmayın hasta olacaksınız diye ama boşunaydı hepsi.

Zaman içinde babaları ile beraber bahçeye güzel bir kulube yaptılar. etrafını küçük çitlerle çevirdiler kulubesinin önüne kırmızı boyayla Dumanın yeri diye yazdılar. Duman artık onların vazgeçilmezi olmuştu. Ama ben onu hiç sevemedim varlığından hep rahatsız oldum. Öylesine akıllı bir köpekti ki anlatamam büyükannemizin verdiği yemeği yiyor ben verince yemiyordu. Sanki istemiyerek verdiğimi anlıyordu tıpkı bir insan gibi, hani derler ya güler yüzle verilen yemek taş olsa yenir diye işte Duman da asık suratımı anlıyor yarı pişmiş lezzetli kemiğini bile benim elimden yemiyordu. Sanki bana tepki olarak yıkadığım canım çamaşırları iplerinden çıkarıp bahçeye taşıyor çamura toprağa beliyordu. Kapının önündeki bütün ayakkabları bahçede ya gömerek saklıyor ya da kulubesine taşıyor beni çıldırtıyordu. Bütün gün söyleniyor ahlar beddualar ediyor sinirden deliriyordum. Ben ona bakarak söylendikçe o patilerinin üzerinde biraz alaycı biraz suçlu bana bakıyor bir şeyler anlatmak istiyor gibi soluyordu.

Artık Duman evin bir ferdi idi çocuklarımla beraber büyüdü. Ev halkının sevgisi öyle fazlaydı ki ona karşı ben de artık şikayet etmekten vazgeçmek zorunda kalmıştım ama yine de aramızda Dumanla uzun mesafeler tazeliğini koruyordu. Bir gün bahçenin arka tarafındaki odunluğa girmek için indim. Dumanın kulubesinin yanından geçmem gerekiyordu ama Duman beni odunluğa koymuyordu oraya eski eşya hırdavat doldurmuştuk fazla kullanılmayan bir yerdi. Duman durmadan havlıyor zincirini koparırcasına mücadele ediyor üzerime atlayıp parçalayacakmış gibi beni korkutuyordu. Zaten oldum olası Dumanın havlama seslerine arka taraftaki oturan mahalle sakinleri söyleniyordu. Yine komşu çıktı susturun şu köpeği yeter artık ya şikayet edeceğim yada çaresine bakacağım benden günah gitti diye bağırıyordu. Kendimi içeri attım. Hem korkmuş, hemde komşunun can sıkıcı sözlerine içerlemiştim.

Bu olaydan bir kaç gün sonra duman çok hastalandı. Sürekli inliyor yemek yemiyor yattığı yerden kalkamıyordu. Her geçen gün kötüye gidiyordu. Onunla birlikte büyüyen kızım oğlum gözyaşları ile başından ayrılmıyorlar iyileşmesi için dua ediyorlardı. Ozamanlar yokluk yıllarıydı hiç kimsenin ne veterinerin varlığından haberi vardı, olsaydı bile götürecek nede para vardı. Zaten Duman içinde yapacak bir şey yoktu. O son gece oğlum Dumanın başında konuştu durdu onunla o son anı asla hiç birimiz unutmadık. Oğlum duman bizi bırakma ben ne yaparım sensiz bak ağlamamı istermisin diyordu işte o ana şahitlik eden ben gözlerime inanamadım. Duman başını kaldırdı oğlumun kucağından boynunu büktü iniltiyle karışık sesler çıkardı. Dumanın gözlerinden akan gözyaşlarını gördüğüm o manzarayı asla unutamam. Evet köpeklerde acıdan ayrılığın acısından ağlıyordu. Nasıl derin bir histi ki bu anlayamadım, anlatılamaz sonra başı düştü yavaşça yumdu gözlerini son vedası yanaklarındaki bir kaç damla yaş oldu. Sonra çocuklar onu babaları ile birlikte dağa götürüp gömdüler.

Günler sonra kulubeyi söküp etrafını bahçeyi temizlerken gördüğüm şeyler hayatım boyunca unutamayacağım insanlık dersini verdi bana ben bu dersi insanların horladığı canını yaktığı ağzı dili olmayan ama hisleri duyguları denizler kadar engin bir köpekçikten garip bir hayvancıktan öğrendim. Ne acı bir durum bu kelimelerle anlatamam.temizlik esnasında odunluğun duvarında ölü bir yılan yavrusunu görünce her şeyi anlamıştım. Dumanın o günkü hırçınlığı beni korumak içinmiş canımı yakmak için değil odunlukta zararlı hayvanların varlığını anlatarak beni korumaya çalışmış. Sonrasında çok üzüldüm, çok düşündüm yanımdayken hiç sevmediğim bu hayvancık için, şimdi pişmanlık gözyaşları döküyordum ama nafile onun yaptığı yaramazlıkların hepsi benim ilgimi çekerek oyun oynamakmış, çok geç anladım ne yazıkki.

Hep tahminler yürüttük acaba rahatsız olanlar mı zehirledi diye acaba, yılanla mı boğuştu zehirlendi. Ani ölümünün sebebi başka ne olabilirdi ki. Kıymayın onlara diyorum inanın insanoğlundan daha çok sadık fedakar vefalılar en masum ve saf sevgiyle yaratılmışlar. Sadece dilsiz onların merhametleri aslında anlatıyorlar ama biz gözlerime indirdiğimiz perdeyi aralamıyoruz bile. Belki dumanımız öldü ama bana büyük bir iyilik ederek günahtan kurtardı beni.kimbilir belkide beni  Allahın razı olduğu kullar zümresine kattı diye ümit ediyorum..Ve beni affetmesi için her hatırladığımda rabbime yalvarıyorum. canını hiç yakmadım belki ama, ruhunu çok acıttım biliyorum ve farkındayım o büyük hatamın.Affet beni Duman ne olur affet...

Sibel Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 176
Kayıt tarihi
: 09.03.18
 
 

Ben 53 yaşında evli, iki çocuk, üç torun sahibi bir ev hanımıyım. Ortaokul mezunuyum. Ailevi sebe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster