Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Şubat '13

 
Kategori
Köpek Psikolojisi
Okunma Sayısı
2667
 

Pitbull'a fısıldamak

Pitbull'a fısıldamak
 

Çiftliğe getirildiğinde olay olmuştu. O çok vahşi, kimsenin yemek veremeyeceği, elini bile süremeyeceği bir köpek cinsi...

Bayağı bir kötü nam salmıştı; kavgacı, çenesinin iki ton bastığı falan söyleniyordu. O bir pitbull’du. Dünyaya bir sıfır mağlup gelmişti. Daha yavru  iken şanssızlığı başlamıştı. Onu bir fabrika sahibine vermişlerdi. Demir yığınları arasında, çok gürültülü makinelerin çalıştığı kimsenin sesini duyamadığı bir ortamda bir köşeye bağlayıp önüne bir kap su,  ara sıra da bir kap yemek koymuşlardı.

Yaşaması için bunların yeteceğin zannetmişlerdi; oysa onun sevgiye de ihtiyacı vardı ama ünü kötüydü. Çünkü o bir pitbulldu. Dövüşçü yapacaklardı onu.

Makinelerin gürültüsünde kendi havlamasını bile duyamıyordu. Kendisi gibi başka köpekleri de göremiyordu. Makine gürültüsünden daha da hırçın olmuş, vahşileşmişti.

Aradan bir yıl geçmişti, artık ilk yapılacak köpek dövüşü için hazırlıyorlardı. Önünde hiçbir köpeğin şansı yoktu. Bütün dövüşlerinden galip çıkıyor, her tarafı derin yaralar alıyordu. Suratında derin izler kalıyordu. Namı bayağı yayılmıştı. Yıllar böyle geçti. Artık beş yaşına gelmişti. Sahibi, onu elden çıkarmak, daha genç bir köpek alıp yetiştirmek istiyordu. Sahibine göre yaşlanmıştı. Sağa sola haber verdi. Bir gün birisi onu almaya geldi.

Bir çiftliğe götürecekti, orada bekçilik yapacaktı. Çiftliğe götürülmeden önce her hazırlık yapıldı. Kalacağı yuvanın kapısı sağlamlaştırıldı. Kalın bir zincir alındı. Onu arabadan indirdiler, çok şaşkındı. Kulaklarında hala makinelerin dayanılmaz gürültüsü vardı. Bir de daha önceden görmediği kuş, tavuk ve bir sürü insanlar vardı. Demirden bir kafese koydular. Daha önceden hazırladıkları suyu, yemeği kafesteydi. Çok şaşkındı devamlı hırlıyor, havlıyordu. Sanki kendisine ne yapacaklar diye düşünüyordu, sevginin ne olduğunu bilmiyordu. Başı bir kez bile okşanmamış, kendisi ile hiç konuşulmamış, oyun oynanmamıştı.

Bunların hiçbirini bilmiyordu. Kendisine ziyan verileceğini düşünerek hırçınlaşıyor, devamlı hırlayıp havlıyordu. Kafesin en dibine yatmış, başını iki patisinin arasına koymuş, ara sıra bakışlarını kafesin etrafındaki insanlara atıyordu. Sanki ‘bana dokunmayın’ der gibi hırlıyordu. Aradan bir hafta geçti. Kimse kafesine yemeğini koyamıyordu. Uzun bir sopa yardımı ile kafesin içine itiliyordu. Aradan bir kaç gün geçti. Sanki biraz yerini benimsemiş, yeni sahiplerine alışır gibi olmuştu. Sonra kafesinden ilk defa çıkartılacağı gün gelmiş çatmıştı. Uzun sağlam bir zincirle çiftliğin dört bir yanını dolaştırdılar. Bir vişne ağacına bağladılar. Etrafı tanımaya çalışıyordu. Çimenleri ve otları daha önce hiç görmemiş gibi uzun uzun kokladı. Yanına gittim bana arkası dönük bir şekilde oturuyordu, aramızda üç dört metre mesafe vardı. Elimdeki kemiği ona uzattım, kendisi ile arkadaş olmak istediğimi, artık burada çok rahat edeceğini, bir daha köpeklerle dövüştürülmeyeceğini (sanki anlıyormuş gibi) fısıldayarak konuştum. Ben konuştukça o için için hırlıyordu ben ise aramızdaki mesafeyi daha da küçültüyordum; ''Seninle arkadaş olacağım, hiç şansın yok'' diye söyleniyordum. Aradan on gün geçti, bunu her gün yapıyordum. Nihayet bir gün konuşarak kemiğini bayağı bir yakınından vermeyi başardım. Çiftlikteki herkes korku dolu gözlerle ve şaşkınlıkla bize bakıyor.

''Fazla yaklaşma saldırır!'' diyorlardı. Ben başarmıştım. Daha sonraki günler zincire de bağlanmıyordu. Her sabah ve akşam uzun yürüyüşler yapıyorduk.

Bana bayağı bağlanmıştı, yanımdan hiç ayrılmıyordu. Hele akşamları yemeğimi yerken masanın kenarında oturuyor başını dizime koyuyor, ben sevgi sözcükleri ile konuştukça beni sevdiğini söyler gibi gözlerimin içine bakıyordu. Evet, bu bir pitbulldu. Çok sevgisiz büyütülmüştü. Ben ona verdiğim sevgi ile içindeki var olanı ortaya çıkarmıştım.

Sevginin neler yapabileceğini biliyordum. O benim köpeğimdi, ölene kadar yanımda huzur içinde yaşadı. Evet o bir pitbulldu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sabir sevginin sonucuysa meyvesi de tatlidir.selamlar..

rukiye orhan 
 10.02.2013 14:02
Cevap :
Çok doğru Rukiye hanım.Sevgiyle kalın.  10.02.2013 17:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 698
Kayıt tarihi
: 03.12.12
 
 

Bir kadın, bir anne, kırk yıllık eş... Resim yapmak, yazı ve şiir yazmak, her gün yeni şeyler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster