Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
39
 

Pıttt

Pıttt
 

alıntıdır


Yazı yazmak benim için günü gelmiş bir sivilcenin sıkılmasından farksızdır. Hani bir yerimizde gıcık bir sivilce çıkar, iz kalmasın diye verdiği acıya katlanırız ya! İşte onlardan. Bazen de suratımızın en göze gelen kısmında çıkar bu meymenetsizler. Bu durumlarda olgunlaşmasını bile beklemeden patlatırız kendilerini. Eğer zamanından önce müdahale ettiysek nasıl da can yakar o küçücük şeyler. Fakat onca acının sonunda duyulan o “Pıtt” sesi;

O ses harikadır işte…

Nasıl bir rahatlama hissedilir öyle.

Artık acı bitmiştir.

Çirkinliğimiz de…

Bilirsiniz siz de; ekşitmeyin yüzünüzü hemen öyle, tasvir ettiğim olay iğrenç geliyor biliyorum ama sonuç muhteşemdir, kabul edin lütfen. İşte benim içinde yazı yazmak böyledir.

Dolarım, dolarım, dolarım… Normal zamanlarda sıradan bir doğum günü tebriği bile yazamayan ben, “Ama aramızda kalsın olur mu?” ancak ve ancak ( ıığyy!!! iğrenç matematik terimi yine geldi aklıma) dolunca yazarım…

Yazabilmem için şişmem ve kocaman olmam gerekir anlayacağınız. Ve acı vermem kendime ve çevreme…

Sonra;

Sonra yazarım işte. Çoğu zihnimdedir lakin. Bendedir sadece. Kimse bilmez oradaki satırları. Bir ben, bir Allah…

Bakımsız bir kütüphanedir bahsettiğim yer. Bir çoğu müsvedde kağıtlardan ibaret. Tozlu rafları darmadağın…

Kitaplar yerlere serilmiştir. Kimisi yırtık. Kimisi parçalanmış. Her yer örümcek ağı…

Orayı görmenizi istemem ama. Görülmesini istediklerim işte bu sayfadaki ıvır zıvırlar. Asıl eğlence içeride ama üzgünüm orayı, kimseye gösterebileceğimi sanmıyorum. Daha doğrusu orayı görmeyi hak edecek birisi yaşıyor mu bu dünyada onu bilmiyorum…“Nasıl da merak uyandırıyorum okuyucuda.” İki nokta üst üste ve art arda iki adet sağdan parantez.

Yok be! O kadarda merak edilecek bir yer değildir zihin kütüphanem, üzülmeyin. Patlamış sivilcelerin kalıntıları işte ne olacak. Çok bir şey kaybetmiyorsunuz yani. Oradaki en ilginç hikaye köyüne gidip, domates yetiştirme hayali kuran bir adam. Her şeyi ardında bırakıp, alıp başını gidiyor işte. Ne kadar ilginç olabilir ki? Ya da bir yaz yağmurunda çamurlu, toprak yolda yalınayak koşan bir çocuk, ne kadar görülmeye değer sizce?

http://blog.milliyet.com.tr/yaz-yagmuru/Blog/?BlogNo=422334

Çok merak edenler bakabilirler. Yüzeysel bir tanesi bu yazıda var…

Velhasıl kelam, böyle işte benim yazı maceram. Benlik bir şey yok yani. İsteyerek yaptığım bir iş değil yazı yazmak. Beyin durmuyor ki. Habire yazıyor. Yazıyor ve biriktiriyor kimsesizlik kokan, boyası dökülmüş kütüphaneye. Bana sormuyor ki… Memnun muyum bu durumdan? Kesinlikle hayır. Bende isterdim, yastığa başımı koyar koymaz uyuyabilmeyi. Düşünmeden, yazmadan, biriktirmeden, sadece ve sadece yeme, içme ve sevişme düşünen bir beyni ama;

Üzgünüm dostlar.

Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 278
Kayıt tarihi
: 16.09.11
 
 

1980 İstanbul doğumlu. Yalova'da yaşıyor. Yazmaya çalışıyor...  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster