Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
653
 

Pizza patio–2 (Alanya)

Pizza patio–2 (Alanya)
 

Ağustos 1997 Gelibolu bıldırcın avımdan


Hemen her gün lokantanın önünden arabayla geçerken, istem dışı bir hareketle içerdeki müşterileri sayıyordum. Biraz kalabalık gördüğüm zaman içim rahatlıyordu. Adnan ağabey için dua ediyordum. İşlerinin yolunda gitmesini, ele güne mahcup olmamasını çok istiyordum. İlk bir hafta işler iyi gitmiş ve hatta üçüncü dördüncü gün, kodamanlardan biri 200 bin mark hava parası vererek, Adnan ağabeye lokantayı devretmesini istemiş. Fakat Adnan ağabey işlerin daha iyi olacağını düşünerek bu olaya sıcak bakmamış. 

30 Temmuz 1998 Perşembe günü, inşaattan iş dönüşü dükkânın karşısına arabamı çektim ve lokantaya girdim Adnan ağabey düşünceliydi. Beni yine güler yüzle karşılamıştı ama onun canını sıkan bir şey vardı. Bunu hissediyordum. Havalandırmacı için ayırdığı parayı annesi hastalandığı için kullanmış ve kestiği çekin günü gelmişti. Buna müteakip peşpeşe kestiği çekleri, lokantanın gelirleri karşılamıyormuş! 

Büyük hayalleri olan Adnan ağabeyin bu durumu beni çok üzmüştü. Hiç alakası olmasa bile, kendimi de sorumlu hissediyordum. Bir şeyler yapmalıydım. Bendeki nakit para onun işine görmezdi. Tabi ki benimde kendime göre bir düzenim vardı ama yine bir şeyler yapmalıydım hem de çok çabuk. 

Keyfim kaçmıştı. Birkaç çay içtikten sonra izin alıp lokantadan çıktım. Adnan ağabeyin çok sevdiği; yarı otomatik fındık motor, sekiz silindirli Niva Şavrolet arabasının camında, kocaman “SATILIK” yazısını gördüm. Üzüldüm tabi, bu arabayı Adnan ağabey anlata anlata bitiremiyordu. Bazen haftada iki kere İstanbul Alanya yolunu yaptığını ve arabasının maşallahı olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyordu. 

Dükkâna geldim takımları indirip hiç durmadan eve gittim. Hanım, benim canımın sıkıldığını anladı ve ne olduğunu sordu. Ona Adnan ağabeyin durumunu anlattım. Hatta o çok sevdiği arabasını bile satılığa çıkardığını söyledim. O da çok üzüldü. Bana “ona nasıl yardım edebiliriz ki?” diye sordu. 

Açılıştan bir iki gün sonra Adnan ağabeyle ailece tanışma gecesi düzenlemiştik. İlk defa eşlerimiz ile bir araya gelip hoş sohbet güzel bir tanışma gecesi olmuştu. Onların beş yaşında bir kız çocuğu, bizimde dört yaşında bir kız çocuğumuz vardı ve çocuklarımızda birbirleriyle iyi arkadaş olmuşlardı. 

Eşime “aklıma bir fikir geldi ne dersin” dedim ve fikrimi anlattım. Canım ciğerim sevgili eşim bir tanem “sen nasıl uygun görüyorsan öyle olsun” dedi. 

Üzerimi değiştirip evden ayrıldım arabamı bir güzel otoparkta yıkattım. Doğrudan Adnan ağabeyin yanına gittim. Akşam olmuş içerde birkaç müşteri var. Loş ışıklar altında Slow bir parça çalıyordu. 

Yine güler yüzle karşıladı beni Adnan ağabey. Aslında kendisini müziğin ritmine bırakmış biraz duygusal takılıyordu. 

Ağabey ben bir çözüm buldum, inşallah işini görür dedim. Yüzüme bakarken gözlerinde biraz şaşkınlık vardı! Eline arabamın anahtarlarını tutuşturdum. Bunu paraya çevir işin düzeldiğinde bana ödersin dedim. 

Bir insanın gözlerinin bu kadar çabuk buğulandığını, şimdiye kadar hep filmlerde görmüştüm ben, birde şimdi! 

“Olmaz” dediyse de onu ikna ettim. Önce buğulanmıştı gözleri ama sonra gözyaşları dışa vurdu! Koskoca adama ağlamak hiç yakışmıyordu! 

Kısık ve kesik kesik ağlamaklı bir sesle... 

“Biz dört kız, bir erkek kardeşiz. Ben “Hep yalvarmıştım Allah’ıma, ne olur bana bir erkek kardeş ver. Sen, bundan böyle benim kardeşimsin…” dedi. 

&&& 

2 Ağustos 1998 Pazar. Cennet mahallesinde oto parktayız iki arabayı yan yana çekmiş satmaya çalışıyoruz. Aman Allahım ne zormuş araba satmak. Kendi arabamızı satarken bir suçlu gibi sakınıyorum. Size yemin ediyorum ben bu arabayı alırken (94 model kartal iki yaşındaydı ) kaputunu bile açmadım. Arabaya baktım araba” beni al” diyordu. Arabaya 4 çelik jant ve dört yaz kış Michelin lastik aldım 4x4 cip gibi kullanıyordum. Makine bakım formeni olduğum için periyodik bakımlarını kendim yapıyor ve arabamı her zaman tabanca gibi hazır tutuyordum. (Resimdeki araba; tarih Ağustos 1997 Gelibolu bıldırcın avı) 

Oto pazarında çay içiyoruz arabayı almak isteyenler orasını burasını kurcaladıkça sanki bana dokunuyorlarmış gibi rahatsız oluyordum. Hele birde ipe sapa gelmez soruları yok mu? İlla neden sattığımızı öğrenecekler ve satış nedenimizin altında bir şey arayacaklar. Bunaldık artık arabanın yanına gitmiyor, karşıdan seyrediyoruz. Bu arada da sıkıntıdan paso çay sigara içiyoruz. 

Elli yaşlarında adamın biri sandalyesini alıp yanımıza geldi. “siz” dedi. Anladığım kadarıyla bu işin ticaretini yapmıyorsunuz sıkıntıdasınız. Sakın beni fırsatçı gibi görmeyin, benim şu kadar param var eğer kabul ederseniz bu kırmızı arabayı kaputunu açmadan almak isterim." 

Adamın önerdiği fiyat arabanın değerinden bugünün fiyatı ile 1500 TL daha az. Adnan ağabey adama baktı ve "sattım gitti " dedi. 

Ertesi gün 3 Ağustos 1998 adama noter satışı verip parayı aldık. Adnan ağabey öncelikli borçlarını ödedi. Akşama doğru Adnan ağabey beni cepten aradı. “Hadi hazırlanın Alanya ya gidiyoruz” dedi! Neyle nasıl? “Benim burada bir dairem var ya onu sattım. Daha doğrusu Mercedes bir arabayla takas yaptım, Alanya’ya gidip bir hafta kafa dinleyelim, sonra bizim ev eşyalarımızı toplar nakliyeciye verir döneriz” dedi. 

Yol uzun olduğu için çocuklarımızı götürmeyecektik. Hemen hazırlandık Adnan ağabey yeni arabasıyla geldi elimdeki bavulları görünce “bunlar ne?” dedi. Eşya dedim. Gecelik gündüzlük. Bastı kahkahayı “görürsün sen” dedi. Atladık arabaya ver elini Alanya… 

Eşimle ben ilk defa bu kadar uzun bir yolculuk yapıyorduk. Hiç belli etmedim ama daha yolun yarısına geldiğimde ben çoktan pişman olmuştum. Molalarımızın çokluğundan normal süreyi birkaç saat geçmiştik. Sabah saat 06.00 suları; Antalya, Alanya arası o sıkıcı ve tehlikeli yolda yağan yağmur, görüş mesafesini bozuyor ve bizi tedirgin ediyordu. Eşim ve Sevgi abla arabanın arka tarafında yarı uykulu yarı uyanık, ben ise Adnan ağabey uyumasın diye mecburen uyanık duruyordum! 

Alanya’da kahvaltımızı yaptıktan sonra Adnan ağabeyin evine gittik. Evin pencerelerini açıp havalandırdık ve istirahata çekildik… Hele biraz dinleneyim size Alanya’da neler yaptık tek tek anlatacağım. 

Sevgili arkadaşlarım, şimdilik bana müsaade, görüşmek üzere… 

M.Talip Girgin 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arayı fazla açma...

Yorum Dükkanı 
 03.03.2011 17:24
Cevap :
Her akşam bir bölüm yayınlamak istiyorum. Ayrıca bu yazı dizisi 12 site ve forumda birden sürüyor. Yorumlara cevap yazmak ve takip etmek zamanımı alıyor. Ancak talepler bana ilham ve feyz veriyor. Atlamak'ta istemiyorum. Selamlar sevgili arkadaşım... :))  03.03.2011 17:50
 

MÜSADE SİZİN SAYIN YAZARIM! BEKLİYORUZ...

Dilek Yaka 
 03.03.2011 14:43
Cevap :
Teşekkür ederim :)  03.03.2011 14:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 1047
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 786
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster