Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
939
 

PKK... Eski arkadaşlar yuvası...

PKK... Eski arkadaşlar yuvası...
 

Aslında terörün içinde büyüdüm diyebilirim. Yıl 1994. Yer Bingöl. PKK'nın en azmış zamanlarından biri. Bingöl etrafı terörist dolu. Halk bütün bunların ortasında... Zorunlu hizmet, annem babam adliyede... Bense 3 yaşında anaokuluna başlamak zorunda olan bir çocuk... Dünyam lojmanımız, karşısındaki oyun parkı ve kız lisesinin anaokulu olarak düzenlenmiş bodrum katından ibaret... Haftasonları gezmek yok! Dışarı çıkınca herkes birbirine emanet. Küçücük Böngöl'ün (ben küçük olarak hatırlıyorum) küçücük bir caddesinde dolaştığımızı söylüyor annem. Ama oraları hafızamda yok sadece yukarıda saydığım üç yeri hatırlıyorum...

Şu an da İstanbul'da rahat bir hayat sürüyor olmam ve insanların bana sanki herşeyden bir habermişim gibi bakması çok sinirimi bozuyor. Sanki el bebek gül bebek yetişmişim gibi bir duygu içerisindeler... Halbuki ben hayatımın üç yılını Kaman'da, üç yılını Bingöl'de, dört yılını Mustafa Kemal Paşa (Bursa)'da geçirmiş biriyim. İstanbul'da oturuyor olmam bunları değiştirmez. E bu zaman zarfında terörün iğrenç yüzünü de görüyorsunuz ister istemez.

O yıllardan tek bir olay hatırlıyorum... Asla unutmayacağım bir olay. Biz hangi akla hizmet bilmediğim bir şekilde Bingöl'ün azıcık dışına çıkıyoruz. Amaç; biraz da olsun kafa dağıtmak, sıkılmışız sürekli aynı cadde, aynı ev. Yanımızda başka hakim-savcı arkadaşlar da var. Yeşillik bir alana gidiyoruz. Neresi olduğunu hatırlamıyorum... Güle oynaya konuşurken, bir an da bazı sesler duyuyoruz. Küçük bir tepeciğin arkasında olduğumuz için gelenler bizi göremiyor. Ben kafamı uzatıyorum ve sonradan poşu olduğunu öğendiğim bezlere sarılmış adamlar görüyorum. Hepsi sakallı, tanıdığım insanlara benzemiyorlar. Nedense bizimkilerden çıt çıkmıyor. Sadece annemin bana ne kadar sıkı sarıldığını hissediyorum onun dışında tek gördüğüm bu garip adamlar. Göl müdür dere midir artık yanımızda olan su birikintisinden su içiyorlar. Sonra neyse fazla durmadan, çekip gidiyorlar.

Hemen apar topar kalktığımızı hatırlıyorum. Sonraki 1.5 yıl boyunca asla ama asla Bingöl'ün merkezi dışına çıkmadık. Tayin olurken çok üzülmüştüm Çünkü ilk arkadaşlarım Bingöl'dendi. Hepsi Kürt'tü... Sadece bir tanesi asker çocuğuydu. O da zaten sarışındı, hemen anlaşılıyordu aralarında diğerlerinin. Hepsiyle de çok iyiydim. Hatta en yakın arkadaşım bir Kürt oğluydu. Bütün zamanımız birlikte geçerdi. Lojman bekçisi onu içeri almak istemezdi. O da parmaklıklardan tırmanırdı. Anlamazdım neden böyle düşmanca davrandığını adamın. Sonradan çözdüm bütün bunları...

Kimbilir nerdeler şimdi? Acaba okuyup adam mı oldular? Yoksa kanıp bu PKK'ya yetiştiriliyorlar (!) mı şimdi? Karşılaşacak mıyım bir daha? Ya da tanıyabilecek miyim? Asıl merak ettiğim aslında nasıl bir güç benim o masum oyun arkadaşlarımı, bu tür canavarlara dönüştürebiliyor? Beyinleri yıkandıktan sonra, tekrar onlar benim arkadaşlarım olabilirler mi? Ya da elleri kana bulanmış şekilde geldiklerinde, ben onları kabul edebilir miyim? Her ne kadar eski günler güzel gözükse de gözüme, bu saatten sonra olmaz herhalde...

Umarım benim arkadaşlarım yoktur o canilerin içinde... Varsa da bilinmelidir ki, arkadaş markadaş tanınmayacak bu saatten sonra...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir güncel yazı ve yaşam hikayesi, umarım muhatapları iyibir vatandaş olarak yaşamlarına devam ediyordur. sevgiler.

Nariçi 
 28.10.2007 9:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 253
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 2149
Kayıt tarihi
: 01.02.07
 
 

91 doğumluyum, elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum, çalışmaya da devam edeceğim. Ta ki büyüyene k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster