Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1227
 

PKK’nın milis ve itirafçıları

PKK’nın milis ve itirafçıları
 

KORUCU DERGİSİ KAPAĞI


Milis: çocuk ve gençleri örgüte katılmaya ikna eden, terör militanlarının sınır geçişleri sırasında rehberlik hizmeti veren ve teröre yönelik askeri operasyonlarla ilgili örgüte detaylı bilgi aktaran kişilere denir. Örgütün saldırılarında başarı elde etmesinde ve militan kazanmasında olağanüstü hizmetleri olmuştur. Milislerin görevleri sadece bunlarla sınırlı değildi. Terör militanlarının gece gündüz şehir merkezlerinde barındıkları 1992-95 dönemlerinde; gündüzleri sivil yaşamlarını dönüp ticaretle uğraşırlar, geceleri silahlanıp terör militanlarıyla güvenlik güçleri ve devlet yanlısı yöre halkına saldırı düzenlerlerdi. Hatta 1984’te örgütün ilk silahlı eylemi olan Eruh saldırısında Şırnak’tan birkaç miliste örgüt saflarında çatışmaya girmişlerdi. Saldırıdan hemen sonra silahlarını örgüte teslim ettikleri ve evlerine dönüp normal hayatlarına devam ettiklerini de güvenlik güçleri tespit etmişti. Bahsettiğim bu milislerden ikisi olay sonrası güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirilince, sivil oldukları gerekçesiyle faili meçhul olarak kayıtlara geçtiler. Çünkü örgütle güvenlik güçleri arasındaki sıcak temaslar son bulunca, evlerine dönüp hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlardı.

PKK, kendi politik stratejisini yürütecek yasal bir siyasal parti kurdurana kadar ki geçen süreçte propagandasını milisler aracılığıyla halka ulaştırmıştır. PKK, milis olarak örgüte hizmet etmiş olan bu kişilerin bu hizmetlerini mükafatsız bırakmadı. HEP’ ten BDP’ ye kurulan, örgütün politik uzantıları partilerde yönetici kadrolarında yer almışlardır. BDP’ nin kazandığı belediyelerde memur, belediye başkanı, parti il ve ilçe yöneticiliği hatta milletvekili bile olmuşlardır. Milisler, parti içerisindeki yetkilerini kullanarak öldürülen PKK’lıların yakınlarını “şehit yakınları” diye işe almaktadırlar. Demek istediğim KCK bugün ortaya çıkan bir oluşum değil, PKK’nın kuruluşuyla paralel olarak milis dediğim kişilerle başlamış bir oluşumdur. Sadece son birkaç yıldır daha kolay hareket etme alanı bulmuştur.

PKK itirafçıları: örgütten kendi istekleriyle ayrılan veya çatışmalarda yaralanıp güvenlik güçlerine teslim olan teröristlerinden istihbarat amaçlı devlete çalışan kişilerdir. İtirafçıların geneli örgüt tarafından teslim olmak üzere gönderilirler.

Kamuoyunun basından tanıdığı Abdulkadir Aygan’ı örnek vermek istiyorum. Aygan’ın diğer itirafçılardan tek farkı; kamuoyunda tanınmış olması ve itirafçı grupların komanda merkezinde görev almış olmasıdır. 1958 yılında Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine bağlı Uzunhıdır  köyünde doğmuştur. Ayganla terörün elebaşı Öcalan’ın dedeleri öz amca çocuklarıdır. Aygan Kıbrıs’ta askerlik görevini yaparken silahıyla birlikte Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne geçip, oradan da örgüte katılmak üzere Suriye’de kalan Öcalan’ın yanına gider. Terörün elebaşı Öcalan’la akraba olmasının doğal sonucu olarak, kısa sürede örgüt militanları üzerinde muazzam bir itibar kazanır. Bu anlattıklarım devlet arşivlerin mevcuttur fakat örgüt içerisinde bu derece etkin olan birinin neden gelip devlete teslim olduğunun daha kolay anlaşılır olması için tekrar hatırlatma gereği duydum. Bahsettiğim dönemlerde PKK, Kürtlerdeki aşiret sistemini Mao ve Lenin’in ideolojilerine uyarlamak için amansız bir mücadeleye girişmişti. PKK ile yöredeki aşiretler arasında gelişen bu amansız çekişmeler sonucunda, aşiretlerin çoğu koruculuk sistemine dahil olmuştur. Yöre halkının köy korucusu olup örgütle silahlı mücadeleye girmesiyle birlikte, örgüt taktik değiştirmiştir. Bunun üzerine Öcalan güvendiği militanlarından bir kısmına itirafçı olmak üzere güvenlik güçlerine teslim olmalarını emretmiştir. Bu tamamen kaleyi içten fethetme stratejisiydi.

Öcalan’ın talimatı doğrultusunda gelip güvenlik güçlerine teslim olanlardan biride AYGAN ’dı. Bunlar itirafçı olarak devlete çalıştıkları süre içerisinde, devletin kimliğini ve imkanlarını kullanarak yöredeki devlet yanlısı ailelerin üyelerini vuracaklardı. Bu taktiği uygulayarak devlet yanlısı aileleri devletten soğutmayı ve uzaklaştırmayı amaçlıyorlardı. Sadece devlet yanlısı aileleri değil, var olan sorunların çözümünü diyalogda gören Kürt aydınlarını da vuruyorlardı. Böylece yöre insanı yaşanılan mağduriyetlerin sırf Kürt oldukları için devlet tarafından bilinçli olarak yapıldığını düşünüp örgütün saflarına katılacaklardı. Devlet, teslim olan bu militanları istihbarat amaçlı kullanayım derken, itirafçılar tarafından kullanıldı. Aygan, devlet için itirafçı olduğu süre içerisinde bir sürü masum vatandaşı katletti. Bunları önce teröre yardım ve yataklık etmekle suçlayan Aygan ve ekibi adeta öldürmek için kendilerine haklı durumlar yaratıyorlardı.

Öcalan tarafından kendisine verilen itirafçı olma görevini başarıyla tamamladıktan sonra “savaş mağduru” olarak İsveç’e sığındı. Avrupa’ya yerleştikten sonra itirafçılık yaptığı dönemi yine PKK’nın isteği üzerine medyaya açıklamaya başladı. İşledikleri faili meçhul cinayetlerin hepsini devlete mal ediyorlar. Kısacası önce PKK’ya katılan, sonrada gelip devlete çalışan itirafçılar Öcalan’ın bilgisi dahilinde kaotik bir ortam hazırladılar. Bu itirafçılar PKK saflarında neyseler itirafçı olduklarında da aynıydılar. Bir Kürt olarak bu oyunları görmezden gelip sorunlara yüzeysel yaklaşmak, sadece olup bitenlerin üstünü örtmek olur. Faili meçhullerin çoğu ve yörede yaşanmış diğer mağduriyetlerin geneli, PKK’nın uygulamış olduğu stratejisinin birer ürünüdürler. PKK’nın bu anlamda en çok Kürtlere zarar verdiğini özellikle vurgulamak isterim…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 506
Kayıt tarihi
: 12.03.12
 
 

AİBÜ uluslararası ilişkiler mezunuyum. Ülkenin; iç ve dış politikları üzerine makaleler yazmaktay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster