Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rumikorman (Korman Türkmen)

http://blog.milliyet.com.tr/rumi

27 Kasım '08

 
Kategori
Küresel Isınma
Okunma Sayısı
13917
 

Planet Ixion (Nibiru) ve 2012 yılı

Planet Ixion (Nibiru) ve 2012 yılı
 

Ixion (Nibiru) Planeti


Teorilere göre 10. gezegen olan Nibiru (NASA'nın 2001 KX76 olarak katalogladığı ve 2003 yılında adı Ixion olarak değiştirilen gezegen) güneş etrafındaki 3657 yıllık her dönüşünüde dünya'ya yakın olarak gelip geçerken dünya üzerinde çeşitli ve olağanüstü felaketlere sebep olabilmektedir. Bu seferki geçişi ise muhtemelen 2012 yılında gerçekleşecektir.

Güneş ve Ay'ı saymazsak 9 gezegenden oluşan güneş sistemimizde Nibiru 10. Gezegen olmaktadır.

Son yıllarda bilim adamları, güneş sistemimizdeki gezegenlerin parlaklıklarındaki ve manyetik çekim güçlerindeki artışları, Jüpiter, Uranüs ve Neptün gezegenlerinin atmosferlerindeki sıradışı değişikliklerini dünya üzerinden teleskoplarla izleyebilmektedirler.

Son zamanlarda tüm dünya'da görülen atmosferik anormallikler ve çeşitli büyüklükteki depremlerin yoğunluk kazanması ile ilgili açıklamalar bu 10. gezegenin gelişi ile alakalıdır. Peki bu gezegen ile alakalı olarak zaman içerisinde neler olmuş ve gelişmiştir?

(1976) : Zecheria Sitchin'in 12. Gezegen kitabı piyasaya çıktı. ve 3 yıl sonra

(1979) Amerikan Astronomi Birliği Planet X projesini başlattı.

(1981) : Pluto'nun yörüngesinde saptanan düzensizlikler üzerine 10. gezegenin var olup olmaması üzerine araştırmalar başlatıldı.

(1982) : NASA resmi olarak 10. gezegenin varlığını kabul etti.

(1983) : Nibiru NASA'ya ait IRAS (Infrared Astronomical Satellite) uydusu ile 10. gezegen ilk defa görüldü.

(1992) : Kuiper Kuşağı üzerinde ilk çalışmalar David Jewitt ve Jane Luu tarafından Hawaii Üniversitesinde başlatıldı. O tarihten günümüze değin 400 kadar Kuiper Bölgesi Nesnesi saptandı.

(1998) : 1970'li yılların başında gönderilen uzay araçlarının uzaklaşma hızlarındaki azalmalar dikkat çekti (Pioneer 10, Pioneer 11) ve 90'lı yılların başında bunun nedeni anlaşılamadı. Daha sonra ise bunun 2001 KX76'nın çekim gücünden kaynaklandığı öğrenildi.

(2000) : NEOS (Near Earth Objects) projesi kapsamında dünya yaşamını tehlikeye sokabilecek olası cisimler üzerinde çalışmalar başlatıldı.

(Şubat 2001) : Kuiper Kuşağı çevresinde dolanan CR105 isimli kuyrukluyıldızın yörüngesindeki belirgin düzensizlikler üzerinde çalışmalar başlatıldı.

Düzensizliklere orada büyük bir gezegenin sebep olacağı sonucuna varıldı.

(4 Nisan 2001) : Arizona Lowell Gözlem Merkezince 2001 KX76 olarak Robert Millis ve arkadaşları tarafından kataloglandı.

(7 Ocak 2001) : İsviçre'deki Neuchatel gözlem evinde de gözlendi. Bilimadamları keşiflerini basına duyurduktan bir hafta sonra haberin asılsız olduğunu belirttiler.

(11 Nisan 2001) : National Optical Astronomy Observatory (NOAO) tarafından onuncu gezegen, Trans Neptunian Object (TNO) 28976 = 2001 KX76 olarak onaylandı.

(23 Ağustos 2001) : ESO 2001 KX76'nın Ceres'ten daha büyük olduğunu duyurdu.
(2001) : Deep Ecliptic Survey isimli proje kapsamında Nibiru'nun ilk dijital resimleri çekildi. Nibiru'nun albedosu, rengi ve diğer özellikleri saptandı.

(2003) : 10. Gezegenin yaklaşmasının etkisiyle dünyanın her tarafında çeşitli büyüklüklerde depremler olmaya başladı. Can kaybına yolaçmayan bu depremlerin sayıları artmaya başladı. 1980'li yılların ortalarından itibaren meydana gelen Güneş'teki anormallikler sebebi anlaşılamamıştı. Nibiru'nun etkisi ile Güneş'teki değişiklikler dünyadaki tüm güneş gözlemevlerinde incelenmeye başlandı.

(17 Nisan 2003) : 2001 KX76'nin ismi “Ixion” olarak değiştirildi.

Peki ileriki tarihlerde neler gerçekleşecek ve bizleri neler bekliyor?

Maya takviminin sonu olan: 21 Aralık 2012 yılı ve sonrası (foton enerji yılı) dünya ve diğer gezegenlerde yüksek enerjili fotonlar sayesinde oluşan büyük bir kuşağın başlangıç yılı olacak ve doğa üstü olaylar meydana gelecektir. İnsanlığın değişme yılı başlangıcı (ışık çağı) sayılacak olan 2012 yılı ve sonrası, güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın da ozon tabakası onarılmış olacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçebilecektir. İnsanlar daha üstün bir DNA sistemine sahip olabilecekler ve tüm insanların chakra'ları açılarak, duyuları ve algılamaları artacak ve insanlar birbirlerinin düşüncesini okuyabilecektir. Bu olay ilk önce kısa süren bir kaosa neden olabilecektir, fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalan ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçebileceklerdir. İnsanlar birbirlerinin auralarını görebilecekler ve üstün DNA'ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık dahi kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecek güçte olacaklar. Dünya'da kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada güzel vakit geçirecekler. Başka boyuta gitmeye karar verenler ise bir anda ortadan kaybolabilecekler ve ışık boyutunda seyahat edebileceklerdir. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.

Foton kuşağını ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlemlemiştir. Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetmiştir (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetmiştir. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptamış (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.

Foton kuşağının kendisinin de aurası vardır ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız ve tüm güneş sistemimiz zaten girmiş durumdadır. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunmaktayız. Dünyamız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girmiştir. 2012 yılında ise (üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında) bir müddet karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık artık sona erecektir.

2012 yılı (foton enerji yılı) ve sonrası yaşanacak olaylar:

21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş başlamış olacak ve tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması ve tam karanlık meydana gelecek. Daha sonraki günlerde atmosfer basıncının düşmesi ile ve Güneş'in yeterli ısıtamaması ve dünya ikliminin soğuması sebebiyle buzul çağı soğukları başlayacak.

Daha ilerki günlerde atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması gerçekleşerek, foton etkisi başlayacak ve yıldızların yeniden gökyüzünde belirecektir. En sonunda ise kör bölgeden çıkarak ana foton kuşağına giriş başlayacak ve tüm canlılar güçlenip zindeleşecekler. Dünya ikliminin ısınması ile foton ışınıyla çalışan gemiler ile uzayda yolculuk yapmaya başlayacağız. Telepati ve telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı ile de uzaylılar gibi süperbilinçli olacağız.

Kısaca, foton enerji kuşağı (2012 yılı ve sonrası) dünya'daki tüm yaşam için çok büyük faydaları olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kuşak olacaktır. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması ise 2000 sene sürecektir. 2000 yıl boyunca sürecek olan bu safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak. Zira süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisini çok iyi derecede kullanabilecek teknolojiye sahip olabileceğiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2004 yılında yoga ile başladığım yolculuğum sırasında farklı gruplarla paylaştığum sohbetlerde, Reiki, Uzay gubu, Dünya kardeşliği gibi, sevgi, niyet, önyargısız olma gibi ortak görüşlerin yanında 2012 yılının öngörüler farklı da olsa değişim yılı kabul edildiğini gözlemledim. Bir gruba dahil olmayı istemedim, bu durumda daha yansız ve kendi süzgecimden geçirdiğim daha geniş bilgilere ulaştığıma inanıyorum. Kendi içime döndüğümde, yansız bir biçimde bu değişim ve tarihine inandığımı gözlemliyorum. İşin aslı kendimi de çok hazır hissediyorum! Bazı görüşlere göre, altın çağ olarak adlandırılan bu döneme hazırlıklarımızın son aşamasındayız artık. Bu nedenle evrenin hızının da değiştiğini ifade edenler var. Hazır olma ya da olmama konusundaki şahsi fikirlerini öğrenmek isterdim doğrusu. Otomatik olarak her insan uyumlanabilecek midir? Yanıtınız için peşinen teşekkür ederim. Teşekkür ve sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 28.11.2008 1:31
Cevap :
Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Evet çağ artık değişiyor, altın çağ başlıyacak. Aslında bu bilgiler bizlere daha önceden verilmiştir, 2012 yılından sonra insanların daha net algılanma ve his olayları gelişecek ve bu mükemmel bir uyum sürecinde gerçekleşecektir. Artık 3.türden yakın karşılaşma ile Uzaylılarla temas kurabileceğiz. Foton enerji teknolojileri ile daha ileriye dönük düşünebileceğiz. Zira evren genişlemekte ve yeni her an yeni olaylar meydana gelmektedir. Bu gelişim sürecinde tüm insanlığın uyum sağlaması mantıklı bir şey olacaktır. İnsanlar artık dünyada barış ve huzur içersinde yaşayacaklar. Büyük bir dönem başlayacak, gelişeceğiz, evreni ve yaradılanları daha iyi özümseyerek...  28.11.2008 9:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 84
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 8647
Kayıt tarihi
: 01.12.06
 
 

1968 Ankara doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı Bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster