Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '06

 
Kategori
Tekstil / Giyim
Okunma Sayısı
706
 

Planınız var mı?

Planınız var mı?
 

Sektör tekstil ve üstelik hazır giyim olunca, hepimiz her gün onlarca fikir üretiyoruz. Hem de astından üstüne kadar hepimiz. Üstelik bu fikirlerin aklımıza yatanları olduğunda onlara bir de plan muamelesi yapıyoruz. Yani fikirlerimiz planlarımız oluyor. " Şöyle yapalım mı? " lara cevap " Yapalım" yada " Yapmayalım ''oluyor ve yapıyor yada yapmıyoruz.

Çünkü sektörümüzün bütün gelişimine rağmen, cirolarımızın artmasına rağmen işimizi yönetmeyi beceremiyoruz ki bir türlü! İşimiz bizi yönetiyor.

İşimizin istikametini bir o yana, bir bu yana çeviriyoruz. "Falanca departmanı kuralım mı? Kuralım...Olmadı ama... Ne yapalım?.. Bozalım mı? Bozalım."

Koca koca şirketler var aramızda. Hasbelkader büyümüşler bugünlere gelmişler. 21. yüzyılın ilk çeyreğinin altın işi perakendecilik ya! Bir şekilde bunu öğrenmişler. "Biz de girelim" demişler ve girmişler. "Yapar mıyız?.. Yaparız" hesabıyla. Plan bu!

Mağaza açmışlar, nereye denk gelirse... Üretimi büyütmüşler.

Sonra?.. Sonra işler daralıp da kızışmaya başlamış. Haliyle piyasada rekabet diye bir şey var. "Departmanlaşmak lâzım. Uzmanlaşmak lâzım" diye fikir üretmişler bu kez. Tabi önde gidenleri görüp ondan sonra. "Yapar mıyız?... Yaparız!" hesabıyla. Plan yine bu!

Daha sonra; pazarda taşlar yerine oturmaya başlamış. Alışveriş merkezleri devreye girmiş. Maliyetler artmış. Ve bilin bakalım ne olmuş? "Maliyetleri kısmak mümkün değil. En iyisi satışları arttıralım, hedefleri büyütelim." şeklinde bir fikir çıkmış ortaya. Ve tabi yine "Yapar mıyız?.. Yaparız!" şeklinde bir hesapla. Ve tabi plan yine bu!

Hedeflerin planlandığı gibi tutmaması durumunda ise elbette yine çözüm için bir fikir var: "Yöneticiler sorumlu. Onlar yapamadı... Değiştirelim!"

Gelenlerin yeni fikirleri, eski fikirlerin yan etkileri, piyasanın değişen koşullarının etkileri, rekabetin etkileri, tüketicilerin etkileri derken... Bazen başa dönmüşüz, bazen girdapların içine girip girdaplarla birlikte dönmüşüz. Yapmışız, caymışız. İstemişiz, vazgeçmişiz. Dönmek, değiştirmek piyasamızın raconu olmuş.

Söz verip de dönmek "doğal", söz verip de tutmak ise "hayal" anlamlarını yüklenmişler. Kelimelerin bile anlamlarını değiştirmişiz!

Fikrimiz var ama! "Performans için hareket ve değişiklik lâzım..." Ya plan? "Yapar mıyız?.. Yaparız..." Plan bu tabi ki. Biz mi değişeceğiz, onlar değişsin!

Önümüzdeki yıl kaç adet mağaza açacağını bilen kaç marka vardır sizce? Peki ya kaç mağazaya yada kaç metrekareye ihtiyacı olduğunu bilen kaç marka vardır? Bunlarla ilgili olarak, akademik açıdan masaya hedeflerini net olarak koyabilen kaç marka vardır?

Elde edeceğimiz cevaplardan hiç biri bizi hedeflediğimiz yere götürmüyor arkadaşlar.

Neden? Bu kadar emek, sermaye ve ticaret varken ortada, neden hedefleri tutturamıyoruz, neden kendimizi geliştiremiyoruz, birileri bir yerlerde kütür kütür iş yaparken, büyürken, biz neden oturduğumuz yerde kalıyoruz? Büyüyenler varsa bile onlar da işlerinden ve organizasyonlarından memnun değiller. Neden peki?

Basit... Bunun cevabını her gün veriyorlar bize... Yönetici alırken seçimimizi akademik kariyer ve tecrübe belirlemiyor mu? Üniversite mezunları ve hatta bazı bölümlerin mezunları, yükseğini yapanlar ve belirli bir limitin üzerinde tecrübesi olanlar bizi ilgilendirmiyor mu?.. Neden?

Eğitim çağı diyoruz ve eğitimler düzenliyoruz. Eğitim için bir dünya para ödüyoruz, zaman ayırıyoruz ve zaten çoğunlukla da bilip ifade edemediklerimizi anlatmıyorlar mı bize?

Uzun lafın kısası... Cevap bizim içimizde yatıyor. Değişmiyor ve değiştirmiyoruz. O kadar! İşe yeni başlayanların içinde ateş yanıyor, hem de gürül gürül. Bildiklerini pratiğe dökecek yada pratikten öğrendiklerini teorik bilgileriyle örtüştürecek, işi öğrenecek, öğretecek... Ancak en fazla 3 ay içinde ateşlerini söndür müyor muyuz? Onları da bizim yapımıza uydur muyor muyuz?

Hangimiz, eğitimde öğrendiklerini iş hayatında uygulayabilmiş? Piyasalar sürekli değişim içerisindeyken, biz aynı usulde üretim, aynı usulde satış yapmaya çalışıyoruz.

Kendimizden başka her şeyi değiştiriyoruz. Ama plan metodolojimiz üzerinde durmaya hiç gerek duymuyoruz. Yaklaşımımızı değiştirmeyi hiç düşünmüyoruz.

"Aynı şeyleri deneyerek farklı bir netice elde edemezsiniz!" Bu bir kural.

İhtiyacımız mühendislik çalışmaları. Planlama. Mühendislik hesaplarına ihtiyacımız var. Plan nasıl yapılırı öğrenmeye ihtiyacımız var. Sistem analizine ihtiyacımız var. Verdiğimiz sözleri tutmamıza ihtiyacımız var. Yada tutabilecek sözler vermeye. Bunun için bile bir plana ihtiyacımız var. Fikirler önemli. Fakat yeterli değil.

Bugün başarılı olabiliriz. Bugün başarılı olabilirsiniz. Yarını planlamadan artık size de bize de hayat yok. Matematik ve plan sadece ödeme dengeleri söz konusu olduğunda kullanılmaz! Matematiksiz bir hayat düşünülemez bile.

Yeni neslin akademik bilgisi ile eski neslin tecrübelerini bir araya getirip, ihtiyacımız olan modeli oluşturabilecek sistemler kurmalıyız. Herkesi birleştirebilecek ve yeteneklerinden istifade edebilecek sermaye sahipleri lâzım. Gelişim önce onlara lâzım.

Bunları ve mümkünse daha fazlasını gören gözler, çözebilecek eller, cesur yürekler gelmeli. Genç yada yaşlı, tahsilli yada değil. Farketmez!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1329
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Evli ve 2 çocuk babasıyım. Üniversite terkim. 17 yıldır tekstil sektöründeyim. Ama konuşmak ve yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster