Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '11

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
496
 

Planlamada yeni arayışlar ya da Paradigmanın iflası

Planlama aslında, şehirciliğin en çok tartışmalı alanlarından birisini teşkil etmektedir. Bitmez tükenmez tartışmalarımızı, planlamanın esasına ya da merkezî kumanda odasına kadar erdiremedik. Son zamanlarda planlama alanınında atılan nafile adımlara bakınca planlamamızın artık çıkmaz sokağa girdiğini kabul etmek gerekir diye düşünüyorum. 2010 yılında Şehir Plancıları Odası'nın planlamanın dili temalı "Dünya Şehircilik Günü 34. Kolokyumu" ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın "Planların Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Hazırlanılması ve Lejantlarının Belirlenmesi Çalıştayı"na katılanların da aynı düşünceye sahip olmaması için bir neden görmüyorum. Planlama'nın dili ile ilgili girilen tartışma girizgâhının doğru olmasına rağmen tartışmaların genelinde ana temaya fazlası ile dokunmadığını; gösterimler ile ilgili çalıştayın da mevcut durumun temelinde yatan yanlışları düzeltmek yerine mevcudun günümüze uyarlanması şeklinde gerçekleştiğini gördük. 2010 yılının birbirinden bağımsız (ve iyi niyetli) iki aktivitesi, artık paradigmanın iflâs ettiğini ilan etmekten öteye gidememiştir. 

Planlamanın gerçekten bir dili var mı idi? Gelin bu soruya planlama dili üzerinde düşünerek cevap vermeye çalışalım. Analoji yapacak olursak, planlamanın dilinini, planlama semantiği (kelimeler:gösterimler) ve planlama grameri (şehircilik ilkeleri ve planlama esasları) olarak iki açıdan ele almak mümkündür. Daha da ileri gidersek, semantiği dikey ve yatay olarak ayrıldığını fark ederiz; buna göre yatayda tematik, dikeyde ise ölçeksel ayrımlarını da kolayca yapabiliriz. Tematik semantiğin içerisine arazi kullanımı, ulaşım, altyapı, sakınım, koruma, yenileme vs. birbirini değişik açılardan tamamlayan temalar girmektedir. Her bir temanın kendine has gösterimi (kelimeleri) vardır. Ölçeksel semantik ise her bir ölçekteki detayın gerektirdiği gösterimleri içermektedir. Diğer bir deyişle alt ölçeklerde var olan gösterimlerin benzer gruplar halinde toplulaştırılmaları sonucu elde edilen ya da ölçeğin özelliklerine uyan gösterimlerin oluşturulmasını sağlamaktadır. Örneğin, kentsel arazi kullanımlarının kent içi bölgeler ölçeğinde birleştirilmiş hâli nazım ölçeklerde, tüm kentsel alan ise bölge ölçeklerinde gösterim olarak kullanılabilir. lakin her ölçeğin içermesi gereken detayların alansal olarak alt ve üst sınırlarının olması gerekmektedir. 

Şehircilik ilkeleri ve planlama esasları, planlama dilinin gramerini oluşturmaktadır. Gramerin, semantiği anlaşılır kılan dilin kurallar bütünü olduğunu planlama alanına taşıdığımızda, karşımıza şehircilik ilkeleri ve planlama esasları çıkmaktadır. Planlamanın gramerinin de semantiğin yatay ve dikey ayrışmasına uyum sağlaması gerekmektedir. Bu açıdan bakılınca, şehircilik ilkelerinin planlama esaslarından ayrılmasında fayda vardır. Şehircilik ilkelerinin tüm ölçek ve temalarda geçerli olmasını, planlama esasların ise temalar ve ölçeklere göre ayrıştırılması, şehircilik çerçevesinin uygulanabilir esaslarla tatbikini sağlayacaktır. 

Yukarıda gayet basit ve kısaca çerçevesi çizilen planlamanın dilini dikkate alırsak 2010 yılında yapılan aktivitelerin, planlamanın diline temayüz edemediği, nafile aktiviteler olarak değerlendirebiliriz. Semantiği ve grameri tamamı ile keyfiyetle geliştirilen ve değiştirilen bir dilin olmayacağı gibi planlama dili de keyfiyete açık bir alan değildir. Lakin dilde olduğu gibi planlama dili de gelişimeye açık bir alandır. Analojimize sadık kalarak dilde voleybol'a "uçan top", raket'e "vuraç" karşılıklarının bulunması gibi planlama dilinde de bir takım açılımlara açık olabilmeliyiz. Lakin bugüne kadar binlerce kelime arasından bilgisayar kadar tutan bir başka de kelimeye de rastlamış değiliz. Demek ki bu gelişme mevzuat ile sağlanabilen bir durum değil, aksine planlama biliminin ve uygulamanın bağımsız gelişmesinde tespit edilen ve kayda alınan bir alandır. Sanırım buradaki önemli soru şu şekilde karşımıza çıkmaktadır: planlama dilinin sağlıklı gelişimi nasıl sağlanacaktır? 

Her alanda bağımsız kurum ve kurulların teşkil edildiği günümüzde planlama alanının bunun dışarıda tutulması düşünülemez. Ülkemizde planlama dilinin çerçevesini çizebilen bağımsız kurul ve kurumlara olan ihtiyacımız, şehirciliğin artık hayat kalitemizin önemli bir alanını oluşturduğu, planlama alanının genişlediği , çeşitlendiği ama yetkilerin dağıldığı, kontrol mekanizmalarının kurulamadığı ya da işletilemediği günümüzde her geçen gün daha da fazla ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Mevcut düzenin işleyişine bakılınca işin vahameti daha da artmaktadır. Mevcut düzenin işleyişinde ya da genetik yapısında yapılan planların kalitesinden ziyade sadece yapılmasına dayalı, tamamı ile müteahhit sistemine dayalı bir bir karne atlama sisteminin olması mesleğin gelişmesi önündeki en önemli engellerden birisini teşkil etmektedir. Bu durum adeta kalitesizliğin içselleştirilmesidir; kötü plancılar ve iyi plancılar sadece dedikodularda kendilerine yer bulmaktadır. Diğer yandan sadece bir kaç elde toplanan üst karne gruplarının piyasada baronlaşması, her sene piyasada kendine yer arayan yüzlerce mezunu karne kiralamak gibi yollara yöneltmektedir: yasaların iyi niyete göre yapıldığı durumlarda kötü niyetin mukim olduğu günlük yaşamın teşviki. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1088
Kayıt tarihi
: 20.07.08
 
 

Yüksek şehir plancısıyım (ODTÜ-1997), aynı zamanda Mühendislik Doktorası (Kyoto Üniversitesi, İnşaat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster