Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Engin Şahin Karadeniz

http://blog.milliyet.com.tr/shaka35

24 Temmuz '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
484
 

Planlar gizlimi. Aleni mi?

Planlar gizlimi. Aleni mi?
 

Enformasyon ve desenformasyon yönlermede etkili mi?


Gizli planlar. Burada giz lafı hepimizin ilgisini çeker. Meraklıyızdır giz’lere. Bazı gizler vardır aleni olan. Alenen görürsünüz, seyreder, hatta pc’lerinizde oynarsınız. Ama bilmezsiniz, yada bilmemezlikten gelirsiniz. Örneğin ben meraklısıyım bilgisayar oyunlarının. Bilirsiniz belki Red Alert. Çok oynarım, severim. Strateji türü oyunlar. Ama düşmanlar çok ilginç. Irak var düşman olarak. Teröristleri kullanırsınız orada. Libya var Nükleer silah kullanır. Rusya var daha gelişmiş robot ve silahlar kullanır. Oynarken ister istemez düşman bellersiniz onları. Delta Force var diğer bir oyun. Somali düşmandır orada. Oradaki teröristleri öldürürsünüz. Afganistan da çatışma yaparsınız. İster istemez Somaliler terörist olmuştur beynimde. Halbuki tanımam bir tane bile Somalili terörist . Afganistan ise filmlere bile konu olmuştur. İlk kan filmlerinin birinden de hatırlarsınız. Rambo afganistandaki mücahitlerle beraber Ruslar la çatışır. Kötüdür çünkü Ruslar. İşgal etti afganistanı. Beynimize aşılandı böyle filmler ile kötüler. Ya şimdi aynı Afganistan kimin işgalinde, peki kim şimdi afgandaki kötüler. Daha nice film, öykü sayılabilir düşmanlarımızı belirleyen. Bizde vay anasını der tepkimizi beynimize yerleştiririz. Peki bunlar nedir? Elbetteki amerikan toplumunu yönlendirme ve hatta dünya toplumlarını yönlendirme isteği değil midir. Geçen dönemde taraf gazetesi de buna benzer bir yazı yayınladı. Genel Kurmay türk halkını sanatçılar, bilim adamları, öğretmenler, yazarlar, çizerler, politikacılar aracılığı ile TSK ‘nın çizgisine getirecekmiş. O yazıyı okuyan çoğu kişi ne düşündü kimbilir. TSK yalanladı gerçi.

Yahu, örneğin ben zaten TSK çizgisindeyim. Nedir ki TSK. Benim düşmanım mı? Ya da Türk toplumunun düşmanı mı? Haber öyle bir veriliyor ki, sanki düşman tarafın planları ele geçmiş. TSK ‘yı oluşturan türk halkı değil mi? Bizlerden oluşmuyor mu askerin gücü. Halka rağmen bir askerlik müessesi var mı? 1000 yıllık askeriyemiz ne zaman bizlere karşı oldu. Elbette ki çeşitli yönlendirmeler olacaktır. Ben bu yönlendirmeleri moleküler bir bağ olduğuna inanırım. Nasıl ki yağ molekülleri bir araya gelir ama sudan uzak durursa. Bizim de görüşler, kişilikler hatta dinler ve diller bakımından bir araya geliriz. Hep beraber adeta bir çorba oluştururuz lezzetli mi lezzetli. Bir parça yağ, biraz tuz, karabiber, bir parça salça vb. gibi. Tek başına bizi sıkacak moleküller bir arada nefis bir tat yaratır. Ayrışmayız o çorbada, bir arada parçalar halinde dursak ta çorbanın tamamında hepsinden vardır. Peki bir yönlendirme varmı bazı görüş çevrelerince. Var tabi. En basit, aklımızda kalan “Mahalle Baskısı” kavramı. Neden bir baskı kurar mahalle üzerimizde. Bana benze der o mahalledeki halk. Bu böyle baskı ile mi oluşur peki. Hayır, baskılar istesen de istemesen de anlamına gelir. Bazen isteyerek, Bazen bilerek te yönleniriz. Milli maç olur, hepimiz kükreriz birliktelik güdüsü ile. Peki bilgi kirliliği bizi ne hale götürüyor. Öncelikle doğruları öğrenmemize engel oluyor. Daha tam bilemeden doğruyu peşinen yönlendiriliyoruz. Peki bu bilgi kirliliğini bize yönlendirenler, onlar toplumu yonlendirme yapmıyor mu? Türban özgürlüktür diyenler bizi kendi özgürlüklerine yönlendirmedi mi. Kendi sevdiklerini ne var bunda diyerek bize empoze etmedi mi? Peki neyin savaşı var basında. Bir taraf ak diyor, diğeri kara. Her ne kadar kötü gelsede bize yönlendirme fikri, olmalı biraz bence. Sulama kanallarının kapakları gibi Doğru yönde sulanırsak doğru bilgi ile. Yoksa ayrışmamız mı isteniyor? Birlik içinde olmamamız mı gerekiyor? Bu sorulara doğru ve aklı selim cevaplar bulmalıyız. Saygılar..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

TV filmleri, diziler, oyunlarda yapilan aksiyon seçenekleri amaçlı olabilir. Mesela LOST dizisi, burada ABD için zenci bir başkanı kabullenmeyi sağlayacak altyapı sağlanmaya çalışıldığı söyleniyor. Amerikalılık işlenen birçok oyun var. Hep iyi taraf Amerikalı! Şimdi biz de becerebilsek o teknolojileri, biz yapsak eminim biz "iyi" olurduk. 1992 de ilk PC oyunu denemesi İTÜ de öğrenciler tarafından yapıldı. İçeriği DOOM oyunu kadar iyi kurgulanmıştı. Adı "İstanbul efsanesiy" idi. Yer altı kanallarında, sokaklarda, surlarda, özellikle de arka sokaklarda geçiyordu. İşte dediğim bakış açısı olayı önemini burada görüyoruz. Yaratıcı akıl, tasarıma dönüşürken kendi kültürel birikimini eserine yansıtıyor. Japon'ların çizgifilimlerinde kendi kültürlerini ön plana çıkarmaları gibi. Dileğim şu, ilerde belki yazılım altyapıları bizde de oluşturulur. Ve biz de birşeyleri telkin etmek için filmlerde, oyunlarda kullanırız. MB de sizden bir-iki hafta eskiyim. Ama yinede hoşgeldiniz. Ko

Murat SEVGİ 
 27.07.2008 8:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 5684
Kayıt tarihi
: 14.07.08
 
 

Bazen icatci, bazen inatçı, hayatın her tonunda yürüyüp giden biriyim. Amatör fotoğrafçılık son m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster