Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
586
 

Polemikten pastörize şiire!

Polemikten pastörize şiire!
 

Ufaktan bir tartışmanın olduğuna şahit oldum arkadaşlar! Edebiyatçı kanadımızdan Sayın Uzman K. ile

Dönem Tarihçi kanadımızdan Sayın Vakayinüvis arasındaki polemik, beni de ister istemez konunun içine çekti. Kanatsız bir insan olarak her zaman uzlaşmacı bir kimlikte olmayı yeğlemişimdir! Bundan birkaç yıl önce, kuş gribi vesilesiyle, kanatlı hayvanların itlafı söz konusu olduğunda “kesmeyelim, besleyelim arkadaşlar” diyerek konuya değişik bir boyut kazandırmıştım!

Vakayinüvis (ismi de bir acayip arkadaş! Yazarken hep yanlış yazıyorum!) Tarih konusundaki yanılgılarına bir de edebiyat eklendi! Geçtiğimiz günlerde yazdığı bir makalede, Osmanlı Devletinin 1299 yılında kurulduğunu yazma gafletinde bulundu! Oysa ki 1300 yılında kurulmuştu! Bilecik Ticaret Odası kayıtlarında böyle yazıyordu yaptığım araştırmalara göre! Ama ne yazık ki bu inadından vazgeçmedi!

“Ticaret mi vardı ki Odası olsun? Sonra Devlet kuruyorlar, şirket değil!” Diyerek bir yerde cehaletini itiraf etti!

Vakayinüvis denince herkes Tarih anlıyor ya uydur uydur yaz! Olmaz!

Sayın Uzman K. arkadaşımızın haklı tespitlerine kara çalmak gafletine de düşmüştür son yazısında! Ve ne yazık ki buna bazı hanım blogerlerimiz de alet olmuşlardır!

Emine Hanım, Ayrıntıda Gezinmek Hanım, Shalimar Hanım bunlardan birkaçı!

Tipik bir hanım dayanışması!

Emine Hanım olsun Shalimar Hanım olsun, Edebiyat derslerinde hocanın karşısında ağlayıp sızlayıp geçer not aldılar. Birçok bloglarında bunu yazdılar!

Ben de hasbelkader bu polemiğin içine dâhil oldum! Konuyu bilmeden etmeden yorumlar yazdım!

Aslına bakarsanız Sayın Vakayinüvis Hanımefendinin yazısını bile okumamıştım ilk beş yorumuma kadar! Sonradan aklıma geldi! “Yahu yorum yazıyoruz ama ya beni tenkit ediyorsa?” diyerek yazısını okudum. Okumamla birlikte mesaj çekerek “bu tartışmanın blog çevrelerine yararı olmayacağını anlamış bulunduğumdan dolayı yorumlarımın kadük olduğunu ve mümkünse silinmesini rica ettim”.

Alınmış yorumlar silinmezmiş!

Şiir konusunda birkaç şey de ben söylemek istiyorum! Her Türk evladı gibi bendeniz de karınca kararınca diyeyim artık, şiirler yazıyorum. Yalnız bendeniz diğer soydaşlarım gibi anadan doğma ya da askerde şiire başlamadım! Kırk dokuz yaşımdaydım şiire başladığımda! Birikmiş tecrübelerin, daha doğrusu yenilmiş sevda kazıklarının ürünüdür bu yazdıklarım. Onun için de siz duyarlı okurlarım tarafından beğeniliyor ve duyduğum kadarıyla dilden dile söyleniyor!

Dikkat etmişseniz her hafta bir sevda değiştiriyorum! Neden?

Talep geliyor!

“Ahmet Abi, benim bir sevdam var Abi! Adı Neriman! Birkaç şiir yazalım onun için Abi! ”

En az böyle elli kişiden, böyle “empati” talepleri geldi, geliyor!

“Yahu arkadaşlar, yazayım ama evle kötü edeceksiniz beni! Hanımla çocuklar kötü kötü bakıyorlar bana!

Bu elliden sonra azdı diyorlar kendi aralarında! Bir gün zehirleyecekler beni sonra! “ Diyorsam da bir yandan da acıyorum onlara!

“ Tüm şairler haksızlığa kurban gitmişlerdir Ahmet! Ne demiş Nazım? Sen yanmasan ben yanmasam? Sen zehirlenmesen o zehirlenmese kim çıkacak kerevetine!”

Mutlu haberler de almıyorum değil!

“Abi, Huriye ile evleniyorum haftaya! Düğünümüze şeref verirsen seviniriz!”

Düğün davetiyesine bakıyorum ki ön yüzünde benim şiirim!

Birçok kereler de benim “pastoral şiirler” yazmamı önerenler oldu! Pastör’ü araştırdığımda kuduz aşısını bulduğunu başta gördüm. Fakat sonradan fark ettim ki “pastörize şiirler” isteniyordu benden! Yani sterilize edilmiş, mikroplardan arındırılmış şiirler!

Pastoral şiirin Milleti kudurtmayan, mikrop kaptırmayan bir şiir türü olduğunu bu sayede öğrendim!

Bu bende öyle bir tesir bıraktı ki artık herkesle, konuşurken bile pastoral takılıyorum! Kapmadan, nazik ve steril!

Şiiri sevdim!

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olacaksınız yakında ve Tarihe öyle geçeceksiniz. Şahsen yakın bir zamanda bu konuda sizi kaydedeceğim. Demek Vakayinüvisciğime sataşan var...Bana ödünç zaman verecek bir blogdaş yok mu? Yetişemiyorum artık... Yorum yazarken harfler inleye inleye kaydoldu kısa keseyim. Esen kalın.

Ayten Dirier 
 19.05.2010 22:40
Cevap :
Hocam vakayinüvis yakın tarihimizi bilmiyor. Gidiyor Topkapı Sarayından uyduruk uyduruk hikayeler alıp yazıyor! Dördüncü Murat dört yüz kiloluk gürzü kaldırıyormuş! Birinci Murat da yüz kilo. Aradaki farka bak Hocam!!  20.05.2010 15:55
 

Vakayinüvis hanımefendinin sabrına şaşırmamak elde değil, ayrıca Tipik hanım dayanışması dediniz ama gelen yorumlarda bunu da pek göremedim ben, neyse kendileri bilirler ben karışmam!:-))

Arif ÖĞÜTÇÜ 
 07.05.2010 13:27
Cevap :
Çoğu yorumu yayın kriterlerime uymadığı için almadım!!! Evvelden öyle değildi! Dingo'nun ahırı gibi gelen yorum yapıyordu giden yorum yapıyordu!! Noluyoru dedim!! Muğlada on gün kaldık boşuna mı!!!  07.05.2010 13:31
 

blog.milliyet.com.tr/Kerem/Blog/?BlogNo=166481 Anlaşılır duru pastorize şiirlerinizi okumak bizim için zenginlik sayın sevgideğer usta...selamlar

zirve özden özpınar 
 07.05.2010 12:37
 

Bu aile fobisi her şiir yazanlar da var galiba?...

Şahin ÖZŞAHİN 
 07.05.2010 10:52
Cevap :
Siz de biliyorsunuz ki masumuz Şahin Bey! Sizin kaç meşrumüdafanız vardı!!  07.05.2010 12:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1638
Toplam yorum
: 13551
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 451
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

Doğum tarihim değişmedi ama çok şey değişti bu güne kadar. En başta, dede oluyorum! Evet; şaşırdı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster