Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
401
 

Polise açık mektup!

Merhaba Sayın Okur,
 
Sözü hiç uzatmadan direkt konuya girmek istiyorum. Şimdi aşağıda anlatacağım olay, bizzat gece yarısı şahit olduğum ve hala etkisinden kurtulamadığım bir konudur ki altının çizilmesi gerektiğini önemle vurgulamak isterim.
 
Tarih : 06 Ekim 2011
Yer : Kartaltepe Mah. – Bayrampaşa / İstanbul
Saat : Geceyarısı 01.30 suları
 
Burası huzurlu ve sakin bir mahalle. Komşulukları uzun yıllara dayanır. Bitişik nizam apartmanlarda yaşayanların çoğu birbirini en az 20 yıldır tanır.

Sinan, Cemil ve Akın… Yaşları 28 ilâ 30 arasında üç genç adam. Aynı sokakta, karşılıklı ve yan yana binalarda oturuyorlar. Muhtemel iş çıkışı uğradıkları mahalle kahvehanesinden geliyorlar. Kendi halinde, işinde gücünde insanlar üçü de. Cemil ve Akın içeri girince Sinan anahtarı olmadığını fark ediyor ve evinin önünde cep telefonuyla annesini aramak istiyor. Ne oluyorsa o sırada oluyor. Yanına yaklaşan 4 Devriye Polisi (!) Sinan’a “ver o telefonu, kimden çaldın sen onu?” diye küfürler ederek üzerine yürüyor. Sinan “kimseden çalmadım, anahtarım yok annemi arayacağım, burası benim evim.” diyor. Polisler tartaklamaya başlayınca anne ve babasına sesini duyurmak için bağırıyor.
 
O sırada evlerine henüz girmiş olan Cemil ve Akın Sinan’ın sesini duyup girdikleri gibi dışarı çıkıyor. Sinan’a zorla kelepçe takarak apartmanlardan birinin duvar dibine sıkıştırıp coplarla dövmeye başlayan polislerden arkadaşlarını kurtarmak istiyorlar.. 4 polis, 3 savunmasız sivile karşı!  Ve arbede başlıyor.
 
Olay bununla kalmıyor. Yaşları 19-25 civarı olan genç Polislerimizden birisi hemen diğer ekiplere telsizle anons geçiyor “yetişin bizi öldürüyorlar!” (???) Mahalle sakinleri gece yarısı uykularından bağırma seslerine uyanıyor ve sokak bir anda en az 40 (bu sayı fazla da olabilir ama kesinlikle daha az değildi) kadar ÇEVİK KUVVET, SİVİL, DEVRİYE polisleriyle doluyor ve 3 kardeşimize karşılık 40 polis insanlık dışı bir eylemle saldırıya geçiyor. Havaya ateş ediyorlar!
 
Havaya ateş ediyorlar Sayın Okur! Bitişik nizam apartmanlarda dairelerin her birinden olayın şokuyla donmuş insanlar bakıyor! Silah sesiyle neye uğradığımızı anlayamadan pencerelere fırlıyoruz görebildiğimiz kanlar içinde biri, kendisine saldırmış 20 polisle mücadele ediyor. Diğerleri başka apartman diplerinde aynı kargaşayı yaşıyor! Ve silah sesi yankılanıyor! Bina merdivenleri, duvarları kan-revan içinde!
 
Olay durmak bilmiyor… Anneler ağlıyor. Çocukların ailelerinin yüzlerine biber gazı sıkılıyor. Akın’ın abisi ve Cemil’in erkek kardeşi “Abi durun yapmayın, önce bir olayı anlayın” dediği için yere yatırılıp coplanıyor. Keza Akın’ın annesi de aynı şekilde ağır cop darbesi alıyor.
 
Saat 03.00 sularında zorla ekip araçlarına bindirilen bu insanlar (ve olaya karışan yakınları) en yakın polis karakoluna götürülüyor. Sinan’ın bu sabah çıkan hastane raporuna göre; Akciğer ve Karaciğerinde iç kanama olduğu tespit ediliyor. Cemil en çok yüzüne darbe almış! (Bütün gece o halde nezarette tutuluyorlar.) Hepsinin ellerinde raporları var.
 
Aileler başta 4 polis ve olaya karışan diğerleri hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Polislerin savunması şu “biz o çocuğu terörist sanmıştık.” Bizim oturduğumuz bölge Rumeli göçmenlerinin ağırlıklı olduğu bir yerdir. Ve yanı sıra İç Anadolu’dan göç almıştır. Burası kendi halinde bir semttir, terör bölgesi değil! Kaldı ki sarışın, mavi gözlü, eli yüzü düzgün kendi halinde birini cebinden cep telefonunu çıkarttı diye küfürle üzerine yürüyemezsin! Arkasından ikinci savunmaları daha da içler acısı “Bütün bir mahalle bizi dövdü, üzerimize saldırdı.” ??? Öyle ise sizin hastane raporlarınız, aldığınız darbeler neden ortalıkta yok? 40-50 kadar polis vardı! Ve 3 gencin aileleri toplasanız 10 kişi etmezler… Çünkü silah sesinin korkusundan ve ortalığa sıkılan biber gazından kimse yerinden kıpırdayamadı! Evlerimizin içinde yerlere yattık! Olay yerinde 18 boş mermi kovanı bulundu. (Bu arada sıkılan mermi sayısı 20'den fazlaydı!)Yanılmıyorsam bir olay sırasında polis iki kez uyarı ateşi etmenin dışında kimseye silah çekemez ve ateş edemez! Yanılsam bile o boş kovanların balistik raporlarının da alınması gerekir!!
 
Bu minvalde polis teşkilatının hepsine elbette mâl edemem bu konuyu. Fakat merak ediyorum; Akademi’de veya açılan sınavlar sonrasında aldıkları eğitimlerde bu arkadaşlarımıza ne öğretiliyor? Çevik Kuvvet Polisi böyle bir durumda sokaktaki herhangi birine müdahale edebilir mi? Merak ediyorum!
 
Ben 37 yaşındayım; dün gece 4.üncü kattaki evimden gördüklerim beni ve ailemi ve bütün bir mahalleyi dehşete düşürdü. 80 darbesi sırasında yaşananlar geldi aklıma –ki küçüktüm o zamanlar- 1980 yılından beri değişen hiçbir şey olmadı mı? Merak ediyorum! Saat kaç olursa olsun, evine gitmek isteyen birine yapılan muamele bu mudur? Merak ediyorum! Bu ülkede polise de güvenmeyeceksem kime güveneceğim? Ben bir kız çocuk annesiyim, ona hangi değerleri öğreteceğim? Ve daha yüzlerce soru sorabilirim size bununla ilgili ve eminim siz de soruyorsunuz kendinize.
 
Bu olayın üzerinin kapatılmasını kesinlikle ve kesinlikle istemiyoruz. İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğunu düşünmesin hiç kimse! Gerekirse İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidileceğini belirtirim. Yeter ki suçlular (sıfatları ve yaptıkları iş ne olursa olsun) hak ettikleri cezayı bulsun. Aileler işin peşini bırakmayacaklarını söylediklerinde dört arkadaşlarını korumak isteyen amirleri “şikayetçi olmayın, gelin bu işin orta yolunu bulalım” demiştir (!)
 
Saygılar sunar, sizlere ve Türk Halkına huzurlu, emniyetli günler dilerim.
 
 

Elif Eser
7 Ekim 2011, İstanbul

 

Not: Mektubun bir örneği Gazeteci-Yazar Sayın Yılmaz Özdil'e gönderilmiş olup, tüm sosyal paylaşım sitelerinde yayımlanmaktadır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şok oldum yazınızı okuyunca. Azmış bir topluluk gibi ne halden anlıyorlar, ne sözden. Aslında korkularından oluyor böyle şeyler, toplumdan korkuyorlar. Benzer bir olay da benim başıma gelmişti, iki oğlumun içinde bulunduğu otomobili kovalamışlar ve kurşunlamışlar. Ve sivil bir araba ama içinde polisler varmış. Arabayı durdurup yerlere yatırıp karakola götürmüşler. Ya o kurşunlardan biri başlarına gelseydi. Meger terörist sanmışlarmış. Her genç potansiyel hırsız ya da terörist onlara göre. Selamlar...

Şükran Okyay 
 17.10.2011 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 650
Kayıt tarihi
: 16.03.10
 
 

Oyun yazarı. Son oyunu "Yedi Peçeli" Devlet Tiyatroları tarafından incelenmekte. Diğer bütün yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster