Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
556
 

Polisler; Berrak su gibi sakin, gösterici gergin

Polisler; Berrak su gibi sakin, gösterici gergin
 

Tesadüfe bakınız bugün de Cuma... Reyhanlı, Suriye olayları,  Parkı savunmak için yaşananlar, Yavuz Sultan Selim'in isminin verilme isteği. Bütün bunların karışında devletimizin idarecilerinin gün geçtikçe bizden uzaklaşmaları,  toplumun görüş ve önerilerini önemsememeleri canımı çok acıtıyor.

Bir Cuma  Nisan ayı içinde Dolmabahçe Sarayını gezmeye giderken Sarayın hemen önündeki Camiye İstanbul Emniyet Müdürü ile birkaç  bürokratın arabalardan inip camiye girişlerini fark etmemle başımı tarif edemediğim bir duygu ile başka yöne çevirdim. Bu satırları eski yazımın üzerine eklerken hala o anı yaşıyor gibiyim. Mitolojik öyküden fırlamış, insanüstü, duygu taşımayan  varlık gibi göründü bana... Oysa ilk atandığında ne kadar sevinmiştim. Gün geçtikçe hayal kırıklığım artmaya devam ediyor. Televizyonda gördüğüm an kanal değiştirmelerini istiyorum. Görmeye tahammül edemediğim, beş kişiden  2. sırada....01.06.2013

Yola çıkıp etrafımıza baktığımızda; kimi gergin, kimi hüzün doldu yüzlerle karşılaşıyoruz. Toplumsal travma, toplumsal stres yaşıyoruz. Kaşlarımız çatık. Haber bültenlerinden, siyasi sohbetlerden kaçınır olduk. Vatana, hak yemeden yedirmeden hizmet etmek; ibadetle eş değerdir görüşündeyim. Her zaman televizyonlarda, gazetelerde gördüğümüz protesto yürüyüşlerini, bildiri okunuşunu ilk kez Kızılay’da (Heykellerin cadde boyunca yerleştirildiği, devamlı kalabalık olan sokak) yakından gördüm. Bir iki dakika bekleyıp, yolun sol tarafında, yanılmıyorsam onar kişilik beş altı sıra olmuş çelik yelekli yüzlerinde siperlik bulunan polisler; kıpırdamadan berrak su gibi sakin sakin, konuşmadan duruyordu. Yolun sağ tarafında dibdibe durmuş; sanırım en fazla otuz kırk kişilik grubun etrafları başka polislerce çevrilmişti. Hemen hemen yüz yüze duruyorlardı. Göstericileri çevreleyen polisler mütebessim, sakin, yayla suyundan serin, çiğidi alınmış kütlü gibi yumuşacık. Bir bebek onlardan daha hırçındır. “O zaman bizlere televizyonlarda gösterilenler, saçlarından çekilip sürüklenenler, yerde tekme atılanlar takbikat sahneleri” diye düşünürken, saniyelik bir sürede kargaşa ve havaya sıkılan, bir anda sokaktan caddeye yayılan, değdiğinde küçük yuvarlak zerrecikler gibi yakıcı olan gazın yayılmasıyla etrafta büyük kargaşa, yoldan geçenlerin öksürme, kusma refleksleri. Hem öksürüyor, hem yazık ya lütfen dövmeyin onları diyor hem de de uzaklaşmaya çalışıyordum. Bütün bu olaylar öylesine baş döndürücü bir hızla gerçekleşti ki… 

Bildiriyi okumuş dağılıyorlardı zaten... Havaya o gazı neden sıkıyorlar. O joplar neden? Çoğumuz astımlıyız. İstediğiniz kadar uzaklaşın; yanıcı koku öyle çabuk yayılıyor ki. Onları bir an Fransız Lejyonerlerle bağdaştırdım 23.05.2011 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 20
Ort. okunma sayısı
: 500
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Yaşamsal boyutta etkilendiğim; kimi zaman bir kısım, kimi zaman bütün insanların orijininde birle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster