Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
426
 

Politika ciddi insanların işidir

Başbakan Erdoğan iki yıl önce bugün 26.01.2010 tarihinde, AKP Grubu'nda konuşurken, "Bugün bizim yaptığımız Hırank Dink'in, Abdi İpekçi'nin, Uğur Mumcu'nun, tüm kirli saldırıların üzerindeki sis perdesini kaldırmak, tüm bu olayları aydınlığa kavuşturmak ve gelecekte benzer melanetlerin yaşanmasını önlemeye yöneliktir. Faili meçhullerin faili malum hale gelmesinden kim, niye korkar?

Ne güzel, ne doyurucu, ne temiz, ne güven aşılayıcı bir konuşma, değil mi? Bu fikirlere katılmamaya olanak var mı? "Faili meçhullerin faili malum hale gelmesinden kim, niye korkuyor?"

Bu konuda hiçbir şey bilmediğim halde, diyorum ki "Siz korkuyorsunuz Sayın Başbakan, siz!"

Evet, bu konuda bir şey bilmiyorum, ama bildiğim bir şey var. Faili meçhul cinayetlerle ilgili meclis araştırması isteyen Mersin milletvekili Sayın Ali Rıza Öztürk, bugüne kadar meclise tam 8 önerge veriyor. Bu 8 önerge de siz AKP'lilerin oylarıyla ret ediliyor. Aynı konuda 4 önerge de BDP veriyor, yine ret ediyorsunuz! Özü-sözü bir olmak bunun neresinde, Sayın Başbakan?

Diğer taraftan ise, 'darbe' diye adlandırılan bütün gerçek - gerçekdışı haberleri yargıya taşımakta etten önce kazana düşüyorsunuz. Böyle bir olayı da dün akşam yaşadık.

Bir TV kanalında  Akşam Raporu programına katılan AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Diyarbakır İçkale'de bulunan insan kemiklerine şöyle tepeden bir bakış atarak hemen, "O kemikler JİTEM'in değil (1990), İstiklal Mahkemeleri'nin! (1910-1925)" şeklinde bir kehanette bulunuyor!

Adama sormazlar mı, "Bu ne acelecilik, Sayın vekilim? Yılların kemiklerine bir bakış atarak, kime-neye-ne zamana ait olduğunu hangi özelliğinizle bilebildiniz? İnsanların ölüleriyle de bu kadar oynanmaz ki? Bu kadar ciddi ve hassas konularda tahmin yürüterek, insanların kutsal saydıkları duyguları bu kadar da hafife alınamaz ki? Ne olurdu, hiç olmazsa toplumu ilgilendiren ciddi-hassas konuların açıklamalarını ilgili makamlara bıraksak, sizler yerine onlar açıklamalarda bulunsa, böylece de - kirli bilgilendirmelere meydan verilmese...

Hele, yakın tarihimizi incelerken geçmiş tarihimize atlayarak, konuyu sulandırmayı seçmeniz, tam da politikanıza uygun bir görünüş arz etmiştir. İstiklâl Mahkemelerini 1910 ile 1925 gibi geniş bir yelpazede değerlendirme kirliliğine girmekle, nereye varmak, topluma ne gibi bir mesaj vermek istiyorsunuz? Konuyu, İstiklal Mahkemelerine çekmekle, "faili meçhuller" konusu sulandırılmış olmuyor mu? Mecbur musunuz, bir konuyu açıklığa kavuşturmadan, daldan dala atlayarak milletin kafasını allak bullak etmeye? Güncel konuları çok adilce mi yürütüyorsunuz ki, geçmiş konulardan hesap sormaya kalkışıyorsunuz? Unutmayınız ki siz, muhafazakâr-gelenekçi bir partisiniz. Tarihte, gelenekçilikten geleceğe hiçbir parti atlayamamıştır. Demokratik-özgür bir toplum yaratmak, gelenekçilerin işi değildir. Nereden gelip nereye gittiğini çok iyi bilen bu toplumu, yalan-yanlış bilgilerle geçmişiyle bir zamana kadar oyalayabilirsiniz, ama sonuçta, geçmişte ne olduysa yine aynısı olur ve toplum, hak ettiği yerde yine yerini alır.

"İstiklal Mahkemeleri'nde binlerce insan sorgulanmadan yargılanmadan idam edilmiş ve öldürülmüş." diyorsunuz. Nereden aldınız bu yalan bilgileri. Siz, herhangi bir vatandaş değilsiniz. Eleştirdiğiniz insanların kurduğu bir meclisin milletvekilisiniz. Bu vesile ile konuşurken,- topluma bilgi aktarırken- en az iki kere daha fazla düşünmeniz gerekmektedir.

İstiklal Mahkemeleri başlı başına çok uzun bir konu olsa da, şimdilik sizlere, sadece İstiklal Mahkemelerindeki dava sonuçlarını aktarmakla yetineceğim:

İstiklal Mahkemelerinin kararlarıyla vatana ihanet, casusluk ve bozgunculuk suçlarından 1054 kişi idam edildi. 2696 kişinin idamları askerden yeniden kaçmaları halinde uygulanmak üzere şartlı olarak affedildi. 243 kişiye gıyabında idam cezası verildi. Diğer suçlardan ise 1786 kişi kalebent ve kürek cezasına çarptırıldı. 11744 kişi beraat ederken 41768 kişi ise genellikle dayak olmak üzere çeşitli hafif cezalara çarptırıldı. (ERGUN AYBARS - İstiklal Mahkemeleri- s.228.

 “Eğer bu mahkemeler kurulmamış olsaydı, casuslar, gizli propagandacılar, davamızı içten çökerteceklerdi. Bu dehşet, memleketimizi yıkmak isteyen hainlere göz açtırmadı. Ecnebi casusları, padişahın adamları, cahil halkın isyanları, asker kaçakları, bu mahkemelerin süratle iş görmelerinden yıldılar. İşte bu hainlere gevşek davranılsa idi, bu mukaddes dava kazanılamazdı. İstiklal Mahkemelerinin Milli Mücadelede hizmetleri büyük olmuştur. (Enver Berhan ŞAPOLYO -  Mustafa Kemal Paşa ve Milli Mücadele’nin İç Alemi, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İSTANBUL, 1967, s.58.)

Tarihin en önemli özelliği; olayların cereyan ettiği dönemin şartlarını gözönünde bulundurarak değerlendirme gereğidir. Eğer bu özelliği gözardı edersek ve günümüz şartlarına göre geçmişin muhasebesini yapmaya çalışırsak varacağımız sonuç koskoca bir yanılgıdır.

Alaettin Morgül / 26.01.2012

Süleyman Akyürek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yanlış anlamayın, aslında fikirlerinizin çoğuna katılıyorum ancak ne var "Demokratik - özgür bir toplum yaratmak gelenekçilerin işi değildir" derken bu "gelenekçilerin" halkın demokratik oyları ile iş başına getirildiğini unutuyorsunuz. "Nereden gelip nereye gittiğini çok iyi bilen bu toplum" dan bahsediyorsunuz ama bana kalırsa "bu toplumu" hiç ama hiç tanımıyorsunuz. Demokrasi "ciddi insanları" arayan, bulan, seçen ve iş başına getiren bir sistem değildir. Demokrasilerde halkın ortalaması kimi isterse onlar devleti yönetmek hat ve yetkisiyle ödüllendirilir. Hayal kurmayı boş verip gerçeklerle yaşamayı öğrensek çok daha iyi ederiz diyorum. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 27.01.2012 23:59
Cevap :
Sayın Atilla, demokrasi bir çoğunluk sistemiyse (ki ona takılmışsınız, bence tersidir) o zaman Kenan Evren'in yüzde 92 ile geldiği dönemi, keza, Saddam Hüseyin'in asılmadan birkaç ay önce yüzde 98' le tekrar seçildiğini de normal karşılıyorsunuz, demektir. Seçilmişler derken, hiç bir çiftçi nin çiftliğini yönetmesiyle, bir 'bilen'in devleti yönetmesi bir olur mu? Elbetteki insan olarak eşittirler, ama herkesin görevi ayrıdır. Türk toplumu gelenekçi ''ümmet', bir 'zümre' yönetiminden gelip, demokrasi toplumuna gitmekte. Yanlışlık bunun neresinde? saygılar.  30.01.2012 19:10
 

Merhaba, Siz çok haklısınız da AKP nin ve sözcülerinin amacı gerçeklere falan ulaşmak değilki. Onlarınki uyuyan oy depolarına yeni uyku ilacı vermek. Emirlerindeki televizyonlara çıkıp, uçaktan ilaçlama yapar gibi yalan ilaçları halkın üzerine serpiyorlar. Bu anlamda başarılarından dolayı tebrik etmek gerekir. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 27.01.2012 16:38
Cevap :
Peki bu "yalan" larla uyuyan insanlara ne demeli, sayın izmirli? Hepsinin de mi, 'kişisel çıkar' ı var Akp'den? Yoksa "korku" herkesin damarına kadar işlemiş mi? "Nasıl olsa, Padişahım çok yaşa" neslinden geldiğimiz için, 'aynen devam' mı diyelim? İzmirli'lerin demediğini ve bu bağlamda -yine- Türkiye'ye öncülük edecekleri inancıyla saygılar, sayın izmirli..  08.02.2012 19:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 976
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster